Yük olmamak
Hz. Peygamber, “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” buyurarak etrafımızdaki insanların ve varlıkların faydasına çalışmamız gerektiğine...
Hz. Peygamber, “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” buyurarak etrafımızdaki insanların ve varlıkların faydasına çalışmamız gerektiğine işaret etmesine karşın sahabeden başkasına yük olmamak, hiç kimseden bir şey istememek üzere söz vermelerini istemiştir. Hatta, “Siz devenin üzerindeyken kamçınız yere düşse yerde olan birisinden ‘Kamçıyı bana verir misin?’ bile dememek üzere bana söz verin” buyurarak örneklendirmişti. Halbuki deveden inmek, attan inmek gibi kolay olmamasına rağmen…
Bu iki durum, insanı faydalı olmaya davet ederken bunun karşısında da başkalarına yük olmayı, beleşçilik ile başkalarının hürmetlerini istismar etmemeyi dengelemeyi amaçlar. Yani insanlara faydalı olmak için gayret edenlere bâr/yük değil, yâr/destek olun demektir…
Nitekim daha sonra bir gün Hz. Ebu Bekir, devesinin üzerinde giderken yuları elinden düşünce deveden inip yuları kendisi alır ve tekrar biner. Etrafındakiler, “Bize söyleseydin biz alıp sana verirdik” dediklerinde Hz. Ebu Bekir, “Allah’ın Elçisi, halktan bir şey istememi yasakladı” der…
Hz. Peygamber, bir sefer esnasında yemek hazırlanacağı zaman geri durmamış, yemeğin hazırlanmasına yardım etmiştir. Şöyle ki biri “Ben hayvanı keseyim”, diğeri “Ben derisini yüzeyim”, öbürü “Ben de pişireyim” deyince Peygamberimiz de “Ben de ateş için odun toplarım” deyince arkadaşları, “Ya Allah’ın Elçisi! Siz istirahat buyurun, biz toplarız” derler. Peygamberin cevabı: “Evet, sizin her şeyi yapacağınızı biliyorum. Fakat çalışanlardan ayrı oturmam. Allah, arkadaşlarından ayrılıp oturanı sevmez” buyurur…
Yük olan değil, yük alan; sağa sola yıkılmayan insanlara ihtiyacımız var. Hatta dini değerleri istismar edip malları ve gönülleri kurutmayan insanlara ihtiyacımız var. Sadece aş zamanı değil, iş zamanı da ortada olan insanlara…
Bir ziyarete gittiğinizde ziyaret ettikleriniz strese giriyorsa yük olmaya gidiyorsunuz demektir.
Muhaddis Ahmed bin Hanbel, Bağdat’ta pazardan elinde çantasıyla dönerken onu gören biri koşarak gelip çantasını elinden almak ister. İmam, çantasını vermek istemeyince de adamcağız:
– Efendim, büyüklerimize hizmet etmek bizim vazifemizdir, diyerek ısrar eder.
Ahmed bin Hanbel ise bu söze şöyle cevap verir:
– Biz kendimizi çantası taşınacak büyüklerden bilirsek bu bizim için kibir olur; aynı zamanda küçüklerden biri olduğumuzun da göstergesi olur. Bu nedenle bize hürmet göstermek, bizi büyüklerden bilmek, iyiliğinizden dolayı size sevap kazandırabilir. Fakat bizi gaflete sürükler. En iyisi kendimi çantası taşınacak büyüklerden biri saymayıp yükümü kendim taşıyayım. Çünkü mahşerde de herkes kendi yükünü kendisi taşıyacak ve kimse kimsenin yükünü yüklenmeyecektir. Ben şimdiden kendi yükümü taşımaya alışayım…”
Bakmadan Geçme