KÖY ENSTİTÜLERİ…
Yaşar Varış
KÖY ENSTİTÜLERİ…
Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda nüfusun büyük çoğunluğu( %80’ni ) köylerde oturuyordu. Okuma yazma oran %5 civarında idi. Anadolu’nun köyleri okulsuz, öğretmensiz idi. Yapılacak devrimlerin halka anlatılması için eğitilmesi gerekiyordu. Atatürk’ün düşünceleri doğrultusunda, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü himayesinde, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un çabaları ile ülke koşullarına uygun bir eğitim projesi geliştirildi. Buna göre; köy okullarından mezun olan zeki çocuklar toplanacak, kurulacak okullarda yetiştirildikten sonra yeniden köylere gönderilerek öğretmen olarak çalıştırılacaklardı. Bu amaçla 17 Nisan 1940 tarihinde Köy Enstitüleri kuruldu.
Bu okullardan mezun olan öğretmenlerin hem okul öğretmenliği hem de toplumun eğitmenleri olması amaçlanıyordu. Böylece köyü içeriden değiştirecek ve kalkındıracak önderler yetiştirmek isteniyordu. İstenen büyük oranda başarıldı. Okullar, tarım yapmaya elverişli toprağı olan, ulaşımı kolay olan tren istasyonlarına yakın 21 bölgede kuruldu. Okullardan beklenen gerçekleşti. Öğretmenler köylülere hem okuma yazma ve temel bilgiler, kazandırdılar, hem de modern tarım tekniklerini öğrettiler. Ezbere eğitim yerine, iş içinde eğitim ilkesini hayata geçirdiler.
Buralardan mezun olup da köye atanan öğretmenler kısa sürede kendilerini köylerde kabul ettirmeye başladılar. Çocukları en iyi şekilde yetiştiren, aynı zamanda köylülere her konuda rehberlik ve yardım eden öğretmenler köylerde en sevilen, sayılan insanlar oldular.
Köy enstitülerinde uygulamalı eğitim sistemi vardı. Öğrenciler yaparak- yaşayarak öğreniyorlardı. Eğitimde bilim rehber alınıyordu. Tam bir özgürlük içinde yetişiyorlardı. Köyde vatandaşa ne gerekiyorsa çocuklar o bilgilerle donatılıyordu. Tarımın yanında hayvancılık, arıcılık, balıkçılık, tavukçuluk, bağcılık, veterinerlik hatta hastalara iğne yapma dahil her şey öğreniyordu.
Nitekim 1940-1946 arasında köy enstitülerinde 15.000 dönüm tarla tarıma elverişli arazi haline getirilmiş ve üretim yapılmıştı. Aynı dönemde 750.000 yeni meyve fidanı dikilmişti. Yeni oluşturulan bağların miktarı 1.200 dönümü geçmişti. Ayrıca; 150 büyük inşaat,60 adet atölye, 210 öğretmen evi,20 uygulama okulu, 36 ambar ve depo,48 samanlık ve ahır,12 elektrik santralı,16 su deposu, 3 balıkhane, 100 km yol yapılmıştı.
Bu durum köylerdeki toprak ağalarının işine gelmedi. Onlar açısından sakıncalı olmaya, köydeki saltanatlarını sallamaya başladı. Bunun üzerine kendi aralarında örgütlenen toprak ağaları çeşitli karalamalarla hükümetlerden bu okulların kapatılmasını istediler. Bunun için ortaya sürülen, “kız- erkek bir arada okuyor, komünist yetiştiriyor” gibi iddiaların hiç biri doğru değildi. Çünkü birçok toprak ağasının kızları Amerika’da karışık okullarda okuyorlardı. Van milletvekili rahmetli Kinyas Kartal’ın ölmeden evvel bunu açık bir şekilde belirtmiş, “Doğuda en yüksek eğitim gören insan benim. Sovyetler Birliği'nde okudum. Komünizmi bilirim. Köy Enstitüleri kesinlikle komünist uygulama değildi. Köy Enstitüleri bizim devlet üzerindeki gücümüzü kaldırmaya yönelikti. Bunu içimize sindiremedik. Benim Van yöresinde 258 köyüm var. Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar. Ben ne dersem onu yaparlar. Ama köylere öğretmenler gidince benim gücümden başka güçler olduğunu öğrendiler. DP ile pazarlığa girdik, kapattık” demişti.
Köy Enstitüleri, çevresine ışık saçan, çalışkan, laik, demokrat, devrimci, yaratıcı, sorumluluk alan, gittiği yeri aydınlatan, toplumsal kalkınmanın önderlerini yetiştiriyordu. Bu okullar kapatılmasa idi ;eğitim sistemi ezberci, yarışmacı, sınava endeksli bir model içine hapsedilemeyecek; sorgulamayan, evet efendimci, tutucu bir nesil yerine; aydın, laik, özgür, yaratıcı bir genç nüfusa sahip olacak; ilerlemiş, çağdaş uygarlığa ulaşmış bir Türkiye olacaktı.
Kuruluşunun 86.yıldönümünde bu örnek kurumları düşünen, kuran, geliştiren eğitim önderlerini saygı ile anıyorum. 17.04.2026 Yaşar Varış