Yaşar Varış

3 NİSAN 1930…

Yaşar Varış

3 NİSAN 1930…

Kadınlarımızın siyasi yaşama katılma mücadelesi çok eskiye dayanır. Bildiğiniz gibi Osmanlı da kadının adı yoktu. Dolayısıyla siyasi hayatta da yoklardı. Ne muhtar, ne belediye başkanı ve belediye meclis üyesi seçilemiyorlardı. Tabii ki milletvekili olmaları da imkânsızdı.

Cumhuriyet kurulduğunda 1924 anayasası mecliste hazırlanırken en çok konuşulan konulardan biri de kadınların seçme ve seçilme hakları idi. Ama o dönemdeki meclisin yapısı buna sıcak bakmıyordu. Kadınların seçme ve seçilme hakkı meclis çoğunluğu tarafından benimsenmemişti.

Mecliste kadınlarımıza bu haklar verilmeden kadınlarımızın bu haklarını alma mücadelesi daha 1923 yılında başlamıştı. Nezihe Muhittin önderliğinde 13 aydın kadın “Kadınlar Halk Fırkası” nı kurarak kadınların siyasal yaşama katılmalarını istemişlerdi. Ancak 1909 tarihli seçim kanuna göre kadınların parti kurmaları ve seçime katılmaları uygun görülmediğinden seçimlere katılamamışlardı. Bu fırka daha sonra “ Türk Kadınlar Birliği” adı altında dernek olarak faaliyetlerini sürdürmüş, hatta 1925 seçimlerinde Nezihe Muhittin ve Halide Edip birlikte milletvekili adayı olmuşlar, ancak iç işleri bakanlığı mevcut seçim yasası gereği adaylıkları kabul edilmemişti.

Ancak kadınlarımızın bu haklı mücadelesini destekleyen bir kişi daha vardı. O da Mustafa Kemal Atatürk’tü. Atatürk, Meclisin yapısını bildiği için 1924 yılında Eğitim Birliği yasasında,1926 yılında medeni kanunda yaptığı düzenlemelerle kadınlarımızın siyaset dahil tüm sosyolojik kurumlarda var olmasını sağladı.3 Nisan 1930 tarihinde belediye kanununda yapılan değişikliklerle kadınların belediye seçimlerinde oy kullanmalarını, belediye başkanı ve meclis üyesi olmalarını sağladı. 5 Aralık 1934 tarihinde çıkarılan bir yasa ile de kadınlarımızın milletvekili seçilme dahil tüm hakları sağlanmış oldu. Sonuç olarak; hiçbir hak kendiliğinden verilmez. Kadınlarımızın yıllarca verdiği mücadele bu kazanımlara yol açmıştır.

Kurtuluş savaşında erkeklerin yanı başında ülke bağımsızlığı için savaşan kadınlarımız siyasal yaşamda da birçok Avrupa ülkesinden önce haklarına kavuşmuştur. Türkiye’de 1934 de kadınlara tanınan seçme ve seçilme hakkı, Fransa ve İtalya da 1946’da, İsviçre ‘de 1971 de tanınmıştır.

Peki, bu haklar günümüzde kadınlarımız tarafında yeterince kullanılıyor mu? Ne yazık ki nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlarımız siyasal yaşamda ve karar organlarımızda yeterince temsil edilmemektedir. 2026 seçimlerinde 78 kadın belediye başkanımız seçilebilmiştir. Bu oran %5,5 tir. Milletvekili sayısı da 115 tir. Bunun oranı da %19,1.dir. Toplumumuz ne yazık ki hala erkek egemen bir düşünceye sahiptir. Bu zincir bir an önce kırılmalıdır. Kadınlarımız her alanda başarılı olduklarını kanıtlamışlardır.

Umuyor ve diliyorum ki en kısa zamanda hayatın her alanında kadınlarımızın ve kızlarımızın en az yarısı görev alır, çağdaş uygarlık düzeyine bir an önce kavuşuruz. Atamızın belirttiği gibi; “ Kadınlarını geride bırakan toplumlar, geride kalmaya mahkûmdur”. 03.04.2026 Yaşar Varış

 

Yazarın Diğer Yazıları

Marka Flower Çiçekçi