Selim Şahan

Tmolos ve Kaystros

Selim Şahan

Tmolos ve Kaystros
(Tmolos'un eriyen karları Kaystros'un suyu olur, Efes'te Ege'ye karışır...)
Antik dönemlerden bu yana Büyükmenderes, Küçükmenderes ve Gediz nehirlerinin suladığı verimli ovalarda medeniyetler kuran Batı Anadolu insanı, Tmolos ve Messogis dağlarının çevresinde yılın 12 ayında tarım üretimi ile uğraşmıştır.
Antik adı Tmolos olan Bozdağ ile antik adı Messogis olan Aydın Dağları’nın arasında, Keles’ten doğup, Efes’te Ege Denizi ile buluşan Kaystros nehri (Küçükmenderes) binlerce yıl bu verimli ovayı sulamıştır.
2155 metrelik Bozdağ, adını mitolojik bir figür olan dağ tanrısı Tmolos’tan almıştır.
Ovaya da adını veren Küçükmenderes, antik dönemlerden bu yana edebiyatçıların eserlerinde adı geçen bir ırmaktır.
Prof. Dr. Ülkü Altınoluk, Birgi adlı eserinde Antik Latin ozanı Ovidius’un, Küçükmenderes’ten söz ederken, şöyle seslendiğini yazar:
“Sarar çevresini orman, taçlandırır sularını. Bir örtü korur gölgeleri güneşin alevlerinden. Serinlik verir dallar, kızıl çiçekler biter ıslak topraktan, geçmez oranın baharı”
Sırasıyla Lydia, Pers, Helen, Roma, Bizans, Aydınoğlu Beyliği ve Osmanlı devletinin önemli şehirleri arasında yer alan Birgi, arkasını Tmolos’a yaslamış, yüzünü Messogis’e dönmüş tarihi bir kenttir.
Aydınoğlu Beyliği döneminin ilk başkenti olan kent, korsan denizciliği ile geçimini sağlayan beyliğin yönetim yeri olmuştur. Çeşitli dönemlerde; veba, deprem, savaş, sel ve yangın felaketleri ile karşılaşılan bu coğrafyada çok farklı kültürlere ev sahipliği yapan Birgi, Anadolu’nun kendini koruyabilmiş ender kentlerinden biridir.
MÖ 64 ile MS 24 yılları arasında yaşayan Yunan coğrafyacı ve tarihçi Strabon, bölge ile ilgili ilk ayrıntılı bilgileri verir.
Antik çağlarda adı Kaystros olan Küçükmenderes nehri adını, ova içinde menderesler (kıvrım) çizerek akmasından alır. Irmağın ana kolu antik adı Kilbos olan Kiraz çevresindeki Kadın Deresi’dir. Bozdağ’dan inen diğer derelerle Kiraz önünde birleşen Kadın Deresi Küçükmenderes Irmağı’nın başlangıcını oluşturur.
Latin ozan Ovidius, Dönüşümler adlı eserinde Bozdağ’ın tanrısı Tmolos’u Apollon ve Marsyas arasında Bozdağ’da yapılan bir müzik yarışmasının yargıcı olarak anlatmıştır.
Küçükmenderes, Kiraz ovasından sonra önce güney yönünde Beydağ’a (Palaiapolis) doğru akar, oradan dik bir kavisle batıya yönelerek Ödemiş ovasına geçer. Burada 18 km ile havzanın en geniş bölümünü oluşturan Ova, Gökçen ile Doyranlı beldeleri arasında tekrar daralır.
Havzanın batı kesimi 250 metre yüksekliğe sahip bir dağ kitlesiyle ikiye ayrılır. Irmak daha geniş olan kuzey kesimden akar. Güneyde kalan Tire ile Belevi arasında oldukça dar bir ova şeridi yer alır. Kuzeyden Selçuk önünde genişleyen ovadan akan Küçükmenderes, Pamucak sahil şeridinde denize kavuşur.
Verimli Küçükmenderes Ovası’nda şehirleşme olgusunun Helenistik (Hellen) çağa kadar uzadığını hem yazılı kaynaklar hem de arkeolojik veriler yardımıyla söyleyebiliriz.
Havzadaki yoğun yerleşimin varlığı, Hıristiyanlığın ilk yıllarında yaşayan Amasya doğum ve ölümlü filozof Strabon tarafından da vurgulanmaktadır..
“Orta bölümde Kaystroslular, doğuda ise Kilboslular dağınık köy toplulukları halinde yaşıyorlardı. Hatta bu topluluklar Roma çağı öncesinde kendi topluluk sikkelerini basıyorlardı, fakat şehirlere sahip değillerdi.”
Kaystroslular MÖ 1. yüzyıldan sonra şehirleşmeye başladılar. İlk kurulan şehir Ödemiş’in kuzeyindeki bugünkü adı Günlüce olan Hypaipa’dır. Muhtemelen eski Lydia yerleşiminden biri olan Hypaipa’dan ilk defa MÖ 86 yılında şehir olarak söz edilir.
Kaystrosluların ikinci kurdukları şehir Dioshieron (Birgi) ise ilk defa MS 1. yüzyılda şehir olarak anılır.
Arkeolog Prof. Dr. Recep Meriç de 1983 yılında yazdığı ‘Küçük Menderes (Kaystros) Havzasının Tarihsel Coğrafyası’ adlı doçentlik tezinde bölgenin antik gelişimi ile ilgili önemli bilgiler verir.
* “Pirgion’dan Birgi’ye”
Ödemiş’teki kitapçılardan bulabilirsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları

Marka Flower Çiçekçi