Selim Şahan

Sakız Adası

Selim Şahan

Sakız Adası
Gezmeyi ve gözlem yapmayı severim. Katıldığım gezilerden şunu gördüm, şunu yedim ve içtim şeklinde söz etmek yerine, karşılaştırmalar yaparım. Karşılaştırmayı da yaşadığımız yer ile gezdiğimiz yerler arasında yaparım.
Küçükmenderes gazetesi ile bağlantım ve çocukların küçük olması nedeniyle 2016 yılına kadar yurt içi ve dışı uzun gezilerde bulunamamıştım…
2026'da yaptığımız 10 günlük Balkan gezisi, daha önceleri yapamadığımız gezilerin acısını çıkarttı desem uygunsuz kaçmayacak sanıyorum.
Daha sonra da yine yanılmıyorsam 10 gün olmasa da 7-8 günlük bir GAP turu yapmıştık.
Hem Balkanlar'a hem de Güneydoğu’ya hiç gitmemiştim. Her iki uzun gezinin benim için ufuk açıcı olduğunu söyleyebilirim.
Yıllar içinde çeşitli gezilere katılıp da gözlemlerini yazıya dökmeyen arkadaşlarıma kızmışımdır. Yazmak, hem yaşadıklarını kalıcı bir anıya dönüştürüyor, hem de bu tür gezilere katılamayanlar için okunası bir yazıya hatta kitaba dönüşüyor.
Balkan gezisini ‘Mezar, Duvar ve Balkanlar' adı ile kitaplaştırmıştım. Tamamen kendi çektiğim fotoğraflar ve gözlemlerime dayanan 72 sayfalık bir kitap çıkmıştı ortaya… Ara ara bakar, anılarımı taze tutmaya çalışırım…
Geçtiğimiz günlerde de Yunan adalarından Sakız’a iki günlük bir hafta sonu gezisi yaptık. Kimi arkadaşlar özel geziler düzenlerken ben kendimi gezi organizasyonlarının programlarına teslim edip gezinin keyfini çıkarmaya çalışırım.
Doğruyu söylemek gerekirse, Sakız adasında beklediğimin üstünde olağanüstü bir şey görmedim. Hatta bizim sahil şeridindeki kimi kentlerden daha ‘geri’ olduklarını söyleyebilirim.
Oldukça sakinler, kalabalık değiller ve telaş yok…
Gezinin ilk günü, görülmesi gereken, belde sayılabilecek 3 köyü gezdik. Bunlardan biri Pirgi kenti idi. Orayı bizim Birgi’den dolayı merak ediyordum. Fakat gördüm ki sadece isim benzerliği var. Yapı kültürü de bizimkinden çok farklı ve daha eski. Taş işçiliğine dayalı yapıları ile korsanlık yıllarını hatırlatan bir mistik havaya sahipler…
Adada, bizdeki gibi geniş ve düzenli tarım alanları yok denecek kadar az. Sakız ağacı ekonomisinin ada ekonomisi için önemli olduğunu öğrendik ama ada geneline yayılmış ağaçların hemen hemen hepsi sanki kendiliğinden yetişmiş gibi… Ben bizdeki incir, erik, şeftali ve zeytin bahçeleri gibi alanlar görürüm sandım ama belki de bizim gezdiğimiz yerlerde yoktular; bilemiyorum…
İlk günün akşamında ise doğal olarak taverna gecesi vardı. Sınırsız yemek ve içki desem abartmış olmayacağım. Gördüğüm kadarı ile Yunanlar eğlenmesini biliyorlar. Tavernanın yarısı Yunan, yarısı da bizim ekipten oluşuyordu. Ezgiler, sanki bizim Anadolu’dan yükselen seslerden oluşuyordu. Çoğu parçaya eşlik ettik. Bazı parçalar da Türkçe seslendirildi. Bazı arkadaşlarımız piste çıkıp “İzmir’in Kavakları” eşliğinde kurtlarını döktüler. O geceyi Türkiye’deki bir eğlence merkezinde yaşasak adisyon ne kadar kabarık olurdu bilemiyorum…
Sezon, Mayıs ayında başlıyormuş ve doğal olarak fiyatlarda da Mayıs’tan itibaren gözle görülür bir artış meydana geliyormuş.
Kaldığımız otel denize karşı idi ve tam karşımızda Çeşme vardı. Uzaktan, büyük boy bayraklarımız bile fark ediliyordu. Yani tam anlamı ile komşu idi…
Kaldığımız iki gün boyunca yabancılık çekmedik desem yeridir. Sanki Türkiye’de bir sahil şeridinde geziyor gibiydik.
İkinci günde önce akşamın yorgunluğunu attık, sonra da şehir merkezini dolaşma fırsatını bulduk.
Sakız’ın genel nüfusu 60 bin civarında. Sakin bir merkez kenti var. Büyükçe bir limana sahip şehirde Osmanlı’dan kalma bir de Camii var ama camiye ancak ücret karşılığında girilebiliyormuş.
Kilise ve tarihi yerlerin çevresi çok bakımlı…
Gördüğüm kadarı ile çöp konteyneri sorunu orada da var.
Keşke pasaport ile gidilip gelinmese… Hafta sonu gidip geldiğimiz için pasaport kontrolünde ortalama 2 saat zaman kaybediyorsunuz….
Güzel bir gezi ve güzel bir organizasyondu. Ben merakımı gidermiş ve iki gün Ödemiş’ten uzaklaşmış oldum.
Ödemiş’te, bu tür gezi organizasyonu yapan firmalarımız var. Ve bu işi güzel yapmaya başladılar. Siz yeter ki gezmek isteyin. Bir de ekip iyiyse…
Bu tür yazılarımda reklam yapmayı sevmem ama gezi için kendisi de bizimle birlikte gelen Lemon Tur ortaklarından emekli öğretmen arkadaşımız Gürcay Işık’a teşekkür ederim… Bundan iyisi can sağlığı…

Yazarın Diğer Yazıları

Marka Flower Çiçekçi