Oda seçimleri
Selim Şahan
Mutlaka siz de görmüşsünüzdür… Gazetelerde, sokaklardaki kutularda ve direklerde de oda seçimleri ile ilgili afişler yer almaya başladı. Sanırsınız belediye başkanlığı seçimleri yaklaştı.
Başkan adayları, kalabalık ekipler halinde esnafları turlamaya ve aday oldukları seçimlerle ilgili tanıtım yapmaya başladılar. Kimileri, peşinde bir yönetim kurulu üyesi kalabalığı ile kimileri de basın yayın organlarına verdikleri boy boy ilanlarla kendilerini tanıtmaya başladılar.
Demokrasi güzeldir. Seçimler güzeldir. Demokrasilerde seçmek ve seçilmek, seçimlerle gelip seçimlerle gitmek kadar güzel bir şey yoktur. Hizmet amacıyla göreve talip olmakta da ayrı bir güzellik vardır.
Bilindiği gibi oda başkanlığı profesyonel bir iş değildir. Yani buralarda görev yapan insanlar geçimini sağlamak amacıyla oda başkanlıklarına aday olmazlar. En azından ben böyle düşünüyorum. Olmamaları gerekiyor. Ya da benim gönlümden böyle geçiyor.
Ben de Zonguldak’ta görev yaparken 3 yıllığına Eğitim Sen il yöneticiliğinde, Ödemiş’te de yine 3 yıllığına ilçe yöneticiliğinde bulundum. Öğretmenlik görevimizi yerine getirdim 6 yıllık süre içinde bir kuruş bile maaş almadığımız gibi, bazı özel harcamalarımızı bile çepten yaptık.
Peki, ‘neden yaptınız bu işi!’ diye sorabilirsiniz!
Bu, yapı ve mizaç işidir. Kimi insanlar bu tarz yerlerde görev almayı tam anlamıyla ‘hizmet’ etmeyi severler. Sosyal sorumluluk duygusu diyelim…
Gelelim yine oda seçimlerine. Oda başkanlıklarına ya da yönetim kurulu üyeliklerine aday olan insanlar bildiğim kadarı ile zaten profesyonel anlamda bir işle uğraşıyorlar. Yani geçimlerini, meşgul oldukları bir işle sağlıyorlar. Yine bildiğim kadarıyla da odayla bağlantılı bir meslek sahibi değilse böyle yerlere de aday olamıyorlar.
Demokrasi dedik, seçim dedik, seçimle gelip seçimle gitmek dedik.
Doğu toplumlarında seçimle gelip seçimle gitmekte sıkıntı vardır. Demem o ki seçimle gelen, seçimle gitmek istemez. İşe hile hurda karışır. Seçilen, görev yaptığı süre içinde her türlü imkânı kullanarak kendi yerini sağlamlaştırmaya çalışır.
Dedik ya, işe hile ve hurda karışır yani!
Oysa, eğer hizmet amacıyla geliyor ve söz verdiğiniz hizmetleri yerine getiriyorsanız seçmenler de sizden memnun olacak ve sizi yeniden göreve getirecektir. Fakat biliyorsunuz mevki ve makam insanı bozabiliyor. Güç ve kudret sahibi olunca ondan vazgeçmek de kolay olmayabiliyor.
Önümüzdeki yılın Ocak ayı içinde oda seçimleri var. Bazı odalar var ki üye sayısı ve gelir gider tablosu kabarık, bazı odalar da var ki her ikisi de zayıftır.
Üye sayısı ve gelir gider tablosunun yüksek olduğu odalarda başkan adayları çok olurken, tersi durumlarda aday bulmak da zorlaşabilir.
Çünkü argo deyimle birinde yüksek ‘rant’ diğerinde ise düşük yoğunluklu ‘angarya’ vardır.
…
Yanlış anlaşılmasın adaylardan hiçbirini zan altında bırakmak veya suçlamak istemem. Şu ana kadar aday olduklarını ilan eden kişileri de şöyle ya da böyle tanıyorum. Önce Ödemiş’e, sonra da üyelerine ardından hizmet etmek için yola çıktıklarını düşünüyorum.
Böyle düşünmek istiyorum.
İlçede mesleki dayanışmayı arttırmak, mesleki konularda üyelerini bilgilendirmek ve demokratik kültürü yaygınlaştırmak adına demokrasiye sahip çıkmalı ve bu seçimleri desteklemeliyiz. Destek derken, üyelerin seçimlere katılıp irade beyan etmelerinden bahsediyorum.
Seçime katılmadan, seçileni eleştirmek de ülkemizde yapılan en yaygın yanlışlardan biridir.
Kamplara ayrılmadan, ‘hizmet yarışını merkeze koyan’ bir anlayışla gönlümüzden hangi aday geçiyorsa onun kampanyasını desteklemek gerektiğine inanıyorum.
Örneğin ben de zaman zaman üyesi olduğum sendikanın bazı politikalarına destek vermiyorum. Bunları da yapılan iç toplantılarda dile getiriyorum. Sadece eleştiri yapmak yerine doğru şeyler söyleyenleri güçlendirmeye çalışıyor, onlara destek vermeyi tercih ediyorum.
Ülkemizdeki demokrasi kültürüne sahip çıkmalı, meclis egemenliğini ve seçimle gelenin seçimle gitmesine destek vermeliyiz. Bu davranışı sadece milletvekilliği seçimlerinde değil, üyesi olduğumuz sivil toplum kuruluşu veya demokratik kitle örgütlerinde de gösterebilirsek demokrasiyi yaşarken savunmuş oluruz.
Son bir not: Ben adayların ‘şeffaf’ olmayı vaat etmelerini ve her ay mali bilanço çıkarıp üyelerin görebilecekleri yerlerde duyurmayı söz vermelerini isterdim.
Hatta hatta, “Benim buradan gelecek paraya ihtiyacım yok; ben maaş almayı da kabul etmiyorum, hizmet için gelmek istiyorum” diyen bir aday çıkarsa, öpüp başınıza koyun derdim.
Not: Bu yazı, Aralık 2017 tarihinde Küçükmenderes gazetesinde yayınlanmıştır.