Maarif ve entonasyon!..
Selim Şahan
Maarif ve entonasyon!..
Öğretmenler, başta olmak üzere eğitim sistemimizi oluşturan bileşenler son dönemde ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adı altında uygulamaya konan bir süreci yoğun bir şeklide tartışıyoruz.
Anlaşılması için ‘model’ hakkındaki bir iki tanıtım cümlesini iki yıldır bize anlatılanların ışığında özetleyip buraya koyuyorum:
“Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 2024-2025 eğitim-öğretim yılından itibaren kademeli olarak uygulanmaya başlanan yeni müfredat programının modeli ‘ERDEMLİ İNSAN’ yetiştirme ülküsünü merkeze koyar. Bu doğrultuda üç temel sacayağı üzerine kurulmuştur:
İNSAN: Maddi ve manevi gelişimi dengeli olan birey.
TOPLUM: Millî ve manevi değerlere sahip çıkan, dayanışmacı yapı.
GELECEK: Teknolojik gelişmelere yön veren, yetkin nesiller.
Neden Böyle Bir Modele İhtiyaç Duyuldu?
Dünyadaki teknolojik değişim hızı ve bilgiye erişimin kolaylaşması, geleneksel eğitim yöntemlerini yetersiz kılıyordu. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; hem yerli ve millî değerleri korumayı hem de çağın gerektirdiği evrensel yetkinliklerle (yapay zeka, dijital okuryazarlık vb.) donatılmış bireyler yetiştirmeyi amaçlayan bir ‘sentez’ denemesidir.”
**
Bu kısa bilgilendirmenin ardından alışık olduğunuz üzere önceki yazılarımda yaptığım gibi dil ve kültür üstünde durasım var.
Adından başlayayım: Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak burada neden eğitim yerine MAARİF kelimesinin seçildiğini anlayabilmiş değilim.
Model içindeki projelerden biri olan ‘Dilimizin Zenginlikleri’ de dersimizi ilgilendiren en önemli bölümdür: “Bu proje, öğrencilerin dilin yapısal özelliklerini, deyimlerini ve kültürel derinliğini anlamalarını; aynı zamanda daha nitelikli, etkili ve güzel bir Türkçe ile konuşup yazmalarını amaçlar.”
**
Yazının burasına kadar sizi eğitim sistemimizdeki yeni tercih konusunda kısa bilgi sahibi yapmaya çalıştım. İsteyenler daha ayrıntılı bilgileri çeşitli teknolojik araç gereçleri kullanarak edinebilirler.
Devam edelim.
21’inci yüzyılda en önemli iletişim ve bilgi aracı elimizdeki telefonlardır. Ve Televizyon programlarıdır.
Gençlerin Tv izlediklerini söyleyemem çünkü onlar daha çok ellerindeki telefonlarla ilgililer.
Çünkü telefon hem gazete, hem radyo, hem Tv, hem sinema…
Son yirmi yılın en önemli aracı taşınabilir el telefonları… Kimileri cep telefonu diyor. Kimileri de İngilizce kısaltması olan CiEsEm demeyi tercih ediyor.
Telefon ile birlikte dünya adeta elimizde tuttuğumuz o küçücük ekranın içine girmiş durumda.
Haberler orada, filmler orada, programlar orada, haberleşme orada…
Yani eğitim de telefonun içine girmeye başladı; gidişat okulların da pabuçlarının dama atılacağı yönünde.
Dünya cep telefonlarına sığınca, egemenler ister istemez dizginleri de ellerinden kaçırmaya başladı.
Uluslararası büyük sermaye her şeye yön veriyor...
**
Yazı dağınık gidiyor farkındayım. Yazıyorum ama uzayacak ve toparlayamayacağım diye de korkuyorum.
Tamam ‘milli ve yerli’ kelimelerini çok kullanıyoruz ve önemsiyoruz… Bunu anlayabiliyorum ve benim de tercihim bu yönde.
Ama milli ve yerli olan nedir?
Yemeği yerde yemek milli midir örneğin!
Örneğin dizilerde işlenen konular ve kullanılan Türkçe ne kadar yerli ve millidir?
Dizilerde sunulan aile yapıları ile gündüz kuşağındaki kadın programlarında işlenen ilişkiler ne kadar milli ve yerlidir?
Filmlerdeki sigara mozaiklenirken neden ‘silahlı’ mafyatik diziler tercih ediliyor?
Domuz eti yüzünden çıkan tartışmalar ne kadar gerçekçidir?
Sunucu maçı anlatırken, ‘top yükseklik kazandı’ diyor. Bu cümle size garip gelmiyor mu?
Müzik programlarında entonasyondan söz ediliyor…
**
Bu yazım çok dağınık oldu, farkındayım. Yazmak istediklerimi rahatlıkla yazamadım.
Acaba diyorum birilerinin nasırına basar mıyım! Acaba diyorum, birileri “Hey sen! Ne yazıyorsun?” der mi?
**
Geçen yazılarımdan birinde laiklikle ilgili bir şeyler söylemeye çalıştım. Bazı arkadaşlarımdan olumlu tepkiler aldım ama, mutlaka kızanlar da olmuştur.
Yine tekrarlayayım: Laikliği savunmak suç değildir ve laiklik din düşmanlığı değildir.
Anlatmak istediğimi en basit şekilde özetlemek isterim. LAİKLİK kısaca şudur: Almanya, Japonya, Kanada ya da İngiltere’de rahat yaşamak, inançlarını yerine getirebilmektir.
Gezi planı yaparken tedirgin olmadan gezebileceğin ülkelerdir…
Nerede yaşamak istersin sorusuna yanıt verdiğin ülkedir.
Hoşgörülü olabilmek, baskı ve zorlamadan kaçınmaktır.
Dil, din ve yaşam tarzı farkı gözetmeksizin özgür olmaktır…