Selim Şahan

Küba'dan İran'a…

Selim Şahan

Küba’dan İran’a…
İran yönetimini sevmem…
ABD yönetimini hiç sevmem…
**
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamalarıyla Türkiye ve bölge için 'alışılagelmişin dışında' diplomatik ve ekonomik modeller önermişti. Barrack, özellikle Suriye'nin yeniden yapılandırılması sürecinde Türkiye'nin merkezde olduğu bir ‘ekonomik entegrasyon’ modelini dile getirmişti.
Öneriye göre ABD Sermayesi, Körfez Desteği ve Türk Lojistiği ile biraya gelecek ve bölgede operasyonel/lojistik işler yapılacaktı. Bu çerçevede siyasi söylemler yerine ticaret, enerji ve altyapı projeleri aracılığıyla bölgesel istikrar sağlanacaktı.
Barrack, batılı tarzda demokrasi modellerinin Orta Doğu'da her zaman başarılı olmadığını savunarak daha geleneksel (Padişahlık gibi) modelleri gündeme getirmişti.
Sanıyorum İzmir’de söylemişti, farklılıkları imparatorluk çatısı altında koruyan 'Osmanlı millet sistemi'ne bir hayranlık duyduğunu ve bunun bölgedeki modern krizler için ilham verici olabileceğini belirtmişti.
Buradan anlayabileceğimiz özet şudur: Ortadoğu’daki ülkeler için siyasal sistemin önemi yoktur. Yeter ki ABD ile iyi ilişiler içinde olsunlar…
Yani aslında demişti ki ‘bizimle iyi ilişkiler içinde olursanız biz sizin neyle yönetildiğinize ve hatta insan hakları gibi temel değerlere uyup uymadığınıza bakmayız.’
**
Muz Cumhuriyeti deyimini bilir misiniz?
‘Muz Cumhuriyeti’ terimi, siyasi literatürde dışa bağımlı, yolsuzluğun yaygın olduğu, hukukun işlemediği ve ekonomisi genellikle tek bir tarım ürününe (genellikle muza) dayanan Orta ve Güney Amerika'daki istikrarsız ülkeleri tanımlamak için kullanılan aşağılayıcı bir tabirdir.
Geçtiğimiz yüzyılın başlarından bu yana kullanılan bu kavram, ABD merkezli meyve şirketlerinin bu ülkeler üzerindeki aşırı etkisini hicvetmek için kullanılagelmiştir.
“Devlet yönetimi, ülkede faaliyet gösteren büyük yabancı şirketlerin çıkarlarına göre şekillenir. Geniş bir yoksul halk kitlesine karşılık, küçük ama çok zengin bir yönetici elit tabaka vardır. Anayasanın sık sık ihlal edilmesi, ordunun siyasete sürekli müdahale etmesi ve seçimlerin şaibeli olması olağan hale gelir.”
Honduras, Guatemala, Kosta Rika ve Panama gibi ülkeler.
O bölgedeki Küba’yı da bilirsiniz. Purosu, Castro’su ve Che Guevera'sı, bir de ABD’ye kafa tutması ile bilinir. ABD’nin burnunun dibinde küçük bir ada devletidir.
Küba, 1960’larda ABD’nin muz cumhuriyeti olmaktan kurtulmuştur. Kurtulmuştur ama büyük bir mücadele ve yıkımın ardından...
Zülfü Livaneli de bir şarkısında kullanmıştır…
Nazım Hikmet, ‘Mutluluğun Resmi’ adlı şiirinde şöyle seslenir:
“Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? / 1961 yazı ortalarındaki Küba’nın resmini yapabilir misin? / Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm, ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?”
ABD rahat bırakmadı Küba'yı; kazanılan bağımsızlığın ardından büyük bir ambargo geldi…
ABD'nin Küba'ya yönelik uyguladığı ambargo, modern tarihin en uzun süreli ekonomik kıskacıdır. Bu süreç, tek bir olaydan ziyade, soğuk savaş dinamikleriyle şekillenen bir dizi diplomatik ve ekonomik misilleme ile bugüne kadar gelmiştir.
1959’daki Küba Devrimi’nin ardından adadaki ABD şirketlerine ait şeker kamışı tarlaları ve rafineriler kamulaştırılmıştır.
Birleşmiş Milletler uzun yıllardan bu yana ambargonun kaldırılması yönünde ezici çoğunlukla karar almaktadır ama dinleyen kim!
Yazı uzuyor…
Sağcıların 'Hür Dünya' olarak adlandırdığı ABD'nin vahşi sömürgecilik politikası devam ediyor.
Daha dün Venezüella… Ve İran!
İspanya’nın takdir toplayan tavrını anamsayalım:
İspanya, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri harekata karşı Avrupa Birliği içerisindeki en sert ve net muhalefeti sergileyen ülke konumunda olmuş ve takdir toplamıştır. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in liderliğinde yürütülen bu politika, hem diplomatik bir direnç hem de somut askeri kısıtlamalar içermektedir.
Keşke İran’ın çevresindeki Arap ülkeleri de benzer bir tavır alabilseydi.
“Susma, sustukça!..
Sıra kime gelecek!”
İran yönetimini sevmem…
ABD yönetimini hiç sevmem…
İran’daki bastırılmışları, ezilenleri ve ABD’deki barışseverleri severim…

Yazarın Diğer Yazıları

Marka Flower Çiçekçi