Selim Şahan

Koordinasyon!

Selim Şahan

Koordinasyon!
Şimdilerde ‘eşgüdüm’ de deniliyor ama çok sayıda insanın ağzına henüz yerleşmedi…
Koordinasyon, bağlantı ve düzen kurmak anlamında kullanılıyor.
Koordinasyon toplantısı, birkaç kurumun bazı işleri düzenlemek için yaptıkları toplantıya verilen addır.
Kelime kökeni Fransızca’ya dayanıyor. Uyumlu hale getirmek…
Malum, her yağmurdan sonra sokak ve caddelerimizi sel basıyor… Hatta şehir içindeki dere yatakları taşıyor, çevredeki binalara büyük zararlar verebiliyor.
Ve her yağmurdan sonra basın yayın kuruluşları “Nerede bu belediye!” gibi soruları manşetlere taşıyor.
Haksızlar mı? Elbette haksız değiller…
Fakat bu manşetler kimi zaman abartılı olabiliyor…
Eğer belediye yönetimi karşı partide ise berideki bağırıyor, berideki partide ise karşıdaki bağırıyor.
İstisnasız yani ayrımsız ya da kural dahilinde olmak kaydı ile Türkiye’nin hemen her yerleşim yerinde benzeri sıkıntılar ortaya çıkabiliyor.
Yıpratmak için de bozulan yollar, taşan dereler, sandalla gezinti yapan vatandaşlar ve caddelerde oluşan göletlere olta atan balıkçılar.
“Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankası’yız” lafı var ya! Aynen böyle…
Dere yataklarının daraltılması hatta ortadan kaldırılması, su tahliye kanallarının bacalarının kapatılması ve zamanında temizlenmemesi gibi nedenlerden dolayı bu tür haberler eksik olmuyor.
Oysa belediyelerin en asli görevleri arasında bu gibi olumsuz durumların ortadan kaldırılması geliyor.
Belediyelerin; fen işleri, park ve bahçeler müdürlüğü ve temizlik işleri müdürlükleri koordineli olsalar, yani birbirleri ile uyumlu çalışsalar bu gibi sorunların hemen hemen birçoğu ortadan kalkacak.
Bence bir ‘uyum eksikliği’ söz konusu… Yani uyumsuzluk var…
Zaman zaman cadde ve sokaklarda dolaşırken gördüğüm yanlış uygulamaların fotoğraflarını çeker, kimi zaman ilgilileri uyarır, kimi zaman sosyal medyada yayınlar kime zaman da bu gibi konularla ilgili yazılar yazarım.
Örneğin bir temizlik işçisinin tek görevi, elindeki çalı süpürgesi ile sabahtan akşama kadar yollarda biriken yaprakları temizlemek olmamalı.
Bir temizlik işçisi sorumlu olduğu bölgedeki başka işlerle de ilgilenebilmeli. Su biriken çukurlar, taşları sökülmüş kaldırımlar, dipleri temizlenmemiş ağaçlar… Yanlış yerde duran çöp konteynerleri… Yardım amaçlı elbise dolapları… Çürüyen ve kesilmiş ağaçlar…
Yapabileceklerini yapmalı, yapamıyorsa ilgili birimi uyarmalıdır.
Bir temizlik işçisi sorumluluk alanının gözü kulağı olmalı...
**
Geçtiğimiz yıllarda bir kamu kurumunda çalışan arkadaşlarımdan biri, “Yahu bizim caddeye bir temizlik işleri çalışanı geldi, yerlere bal dök yala!” demişti. Arkadaşım, konuyla ilgili bir yazı yazmamı da söylemişti ama ben de ona şunları söylemiştim: “Eğer yapılan işin takdir edilmesini istiyorsan, bu çalışana bir sürpriz yapın. Birgün bir pasta yaptırıp, bu çalışanı çağırın. Bunu da basın yayın kuruluşlarını davet ederek çalışanı onurlandırıp ödüllendirin.”
Bence, çalışanlara belli sorumluluk alanları verilmeli, çevre ile ilişkilerini sıkı tutması ve alanını koruyup kollaması istenmeli. Hatta kendi aralarında hizmet yarışı içine sokulup, işini iyi yapan insanlar ödüllendirilmeli…
Eğitim şart ama cezalandırma ve ödüllendirme olmayınca eğitim de bir işe yaramıyor.

Yazarın Diğer Yazıları