Kadın müftü!
Selim Şahan
Kadın müftü!
Bir 'başörtü' ve seçme seçilme hakkı tartışması var ki evlere şenlik!
Atatürk ve Cumhuriyeti sevmeyenlere hatırlatmak gerekir ki Osmanlı'da kadının 'seçme ve seçilme hakkı' olmadığı gibi yönetici olma hakkı da yoktu... Padişah, vezir, sadrazam, vali, kadı, belediye başkanı, defterdar...
'Padişah anneliği dışında' bir tane bile resmi kadın yönetici olmamıştır...
Osmanlı'da modern anlamdaki ilk genel nüfus sayımı da 1831 yılında II. Mahmud döneminde yapılmıştır. Ancak bu sayımda kadınlar yer almamıştır.
Kadınların resmi olarak nüfus kütüklerine kaydedilmesi ve sayılması II. Abdülhamid döneminde gerçekleşmiştir.
1881'de başlatılan ve 1893’e kadar süren genel nüfus sayımı, Osmanlı tarihindeki ilk modern ve kapsamlı sayımdır. İlk defa kadınlar ve erkekler birlikte kayıt altına alınmıştır.
Yani kadınlı erkekli genel nüfus sayımı bile 12 yılda yapılabilmiş...
Atatürk, kadınlara siyasal haklarını tanırken örtülü örtüsüz ayrımı yapmamış, kadını kıyafetiyle değil, bu ülkenin eşit yurttaşı olarak görmüştür. 1933 yılında Türkiye’nin ilk kadın muhtarı başörtülü Gül Esin’in seçilmesi, Cumhuriyet’in bu kapsayıcı anlayışının somut bir göstergesidir.
1930’da Türk kadını belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı kazanmış, 1934’te ise Türk kadını milletvekili seçme ve seçilme hakkına kavuşmuştur. Aynı yıllarda birçok Avrupa ülkesinde kadınların henüz oy hakkı dahi bulunmamaktadır.
Türkiye’de başörtüsü üzerinden yaşanan sorunlar, Atatürk döneminin değil özellikle belirtmek gerekirse 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası oluşan vesayetçi anlayışın ve 28 Şubat sürecinde derinleşen antidemokratik uygulamaların sonucudur.
Bugün yapılması gereken, başörtüsünü siyasetin kullanışlı malzemesi olmaktan çıkarmaktır.
İşte Atatürk ve Cumhuriyet budur...
Şimdi soralım: Günümüz Türkiye'sinde kadınlar; mimar, doktor, avukat, öğretmen ve benzeri her şey olabiliyor da başörtülü oldukları halde neden hala müftü ve imam olamıyor?!