Hakaret mi!..
Selim Şahan
Hakaret mi!..
Sosyal medya adeta bir kör kuyu…
İçine girdiğinizde temiz çıkmanız çok zor…
Özellikle trol olarak adlandırılan, gerçek kimlik ve fotoğrafları olmadan açılan sahte hesaplardan yayılan kin ve nefret dolu hakaret, iftira ve algı operasyonları.
Bu tür hesapların belli merkezlerden desteklendiği biliniyor. Biliniyor bilinmesine de sanıyorum o 'belli' merkezlerin işine geldiği için pek ses çıkarılmıyor. Aslında hangi bilgisayardan yazıldığı ve yayıldığı biliniyor bilinmesine ama işte bilirsiniz…
Özellikle Atatürk ve cumhuriyetin kurucu önderlerine yapılan hakaretler…
Bir de diyorlar ki “Hele bir 5816 sayılı kanun ortadan kalksın da bakın o zaman ne oluyor!”
Ben inanıyorum ki bu tür hesaplar o kanunu bile bilmiyorlar.
5816 sayılı kanun. Tam adıyla “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun”
İnternete girip kanunla ilgili bir araştırma yapsanız özetle şu bilgiler karşınıza çıkacaktır:
“25 Temmuz 1951 tarihinde DP döneminde yürürlüğe girmiş. Atatürk'e hakaretin cezası bu kanun çerçevesinde belirlenir ve bu düzenleme, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve modern Türkiye'nin mimarı Mustafa Kemal Atatürk'ün hatırasını korumayı amaçlar”
Kanunun içeriği de şudur:
“Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk’ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.”
Burada Atatürk’ü koruma falan yok ki! “Hakaret edemez, sövemezsin” diyor…
Hem en ağır hakaretleri yapıyorlar hem de “Hele şu 5816 kalksın da bakın o zaman ne oluyor!” yazıyorlar.
"Lozan kalksın da siz bizi o zaman görün!" gibi...
Lozan'ın 100'üncü yılı da yerlerde kaldı! Ve boş laf olduğu anlaşıldı... Beyinler boş olunca...
İki gündür, bir başka hakaret mevzubahis ki burada da evlere şenlik bir körükleme ve köpürtme söz konusu.
Bizim Çaylı mahallesi kadar büyüklükteki bir ilçenin kadın belediye başkanına, sosyal medyada hakaret edilmiş.
Baştan söyleyeyim, erkek ya da kadın, insanların nasıl giyineceklerine kimse karışamaz…
Hadi kılık kıyafet üstünden dini mesajlar vermeye çalışanları bir kenara koyalım. Din kılık kıyafette değil, davranış ve eylemlerdedir.
Günün yirmi dört saatinde Atatürk ve cumhuriyet rejimi üstünden en ağır hakaretler yapılıyorken, bir kadın belediye başkanına sosyal medyadan bir kişi hakaret etti diye ortalığı ayağa kaldırmayı doğru bulmuyorum. Hele bir de üyesi olduğu iddia edilen bir parti ile birlikte bütün diğer partilerden yetkililer olayı en ağır şekilde kınıyorken…
Binlerce sahte hesaptan bu ülkenin kurucusuna her türlü aşağılık hakaret yapılırken ses çıkarma! Vay benim belediye başkanıma hakaret edildi diye sosyal medyada köpürtme yap…
Dedim ya, kime yapılırsa yapılsın hakaret doğru değildir… Bu ülkenin yetkili ve ilgili kurumları gerekeni yapacaklardır…
85 milyonluk bir ülkede bir kişinin sosyal medyada yaptığı densizliği abartmaya ve Türkiye’ye reklam etmeye de gerek yoktur… Bizim bu tür işleri çoktan geçmiş olmamız lazım…
Bir de şeriat tartışmaları var ki o da bana göre evlere şenliktir.
Tartışmayı yürütenler neyi savunduklarını bile bilmiyorlar?
Şeriat, Arapça’da ‘yasalar ve kurallar’ demektir. Zamanla anlam daralmış, İslami çevrelerde Allah’ın yasaları olarak kabul edilmiştir.
İşte İslam şeriatı (yasaları) ile yönetildiği kabul edilen bazı ülkeler: Afganistan, İran, Pakistan, Suudi Arabistan, Umman, Yemen, Brunei, Moritanya…
Şimdi şeriatı savunan ilgili kişilere 'buralarda yaşamak ister misiniz?' diye sorulsa muhtemelen birçoğu “Orada şeriat yok!” diyecektir.
Peki, hangi ülkede İslam hukukunun geçerli olduğu “şer’i kanunlar” vardır?
Şeriattan anladığımız nedir?
Örneğin miras hukuku! Borçlar hukuku! Ticaret hukuku! Medeni hukuk! Ve ceza hukuku?
Ve şimdiki hukuk sisteminden farkı ya da üstünlüğü nedir?
Ben ara ara sosyal medyadaki trol ‘şeriat’ savunucularına bunları soruyorum.
Fakat emin olun somut ve doyurucu yanıtlar alamıyorum. Yanıt veremeyince hemen hakaret ve saldırıya geçiyorlar.
Bir kavga gürültünün içindeyiz ama çoğu insan, nereye savrulduğunu bile bilmiyor.
Tutturmuş bir 'dava', gözü kapalı gidiyor.
Jeffrey Epstein dosyasına girmeyelim. Kısaca kapitalizmin rezaleti!