Gölcük'te neler yapılabilir?
Selim Şahan
Gölcük’te neler yapılabilir?
Anımsarsanız, geçtiğimiz yıl Gölcük’te ilk kez yağlı güreşler düzenlenmiş ve ben de bunu eleştirmiştim. Facebook’ta şöyle yazmışım:
“Bir bu etkinliğimiz eksikti o da oldu!
Gölcük'te bu hafta sonu yağlı güreşleri etkinliği yapılacakmış...
Evet, hiç eleştirmeden alkışlayabilir, şakşaklayabilir, 'unutulan kültürümüzü' yeniden gün yüzüne çıkarıyoruz diye ilgilileri yetkilileri ve yöneticileri tebrik edebilirdim...
Anımsarsanız, önceki dönemlerde de bir balık tutma festivali yapılmış sonra da unutulup gitmişti...
Onca sorun, onca yapılması gereken iş varken, yağlı güreş kültürünün bulunmadığı bir yerde 'tanıtım amaçlı' yağlı güreş etkinliği düzenlemenin ne kadar mantıklı olduğu sorusunu size bırakıyorum...
Not: Yollar kaymak gibi... Ortalıkta hiç çöp yok... Göl tertemiz... Esnaf yaya ve müşteriye saygılı...”
Güreşleri organize eden ilgililer de beni eleştirmişti…
**
Bir dönem ilgi çekici bir spor dalı olabilir ama bence yağlı güreşler modası geçmiş bir spor dalıdır.
Bir geleneğin yaşatılması uğruna Edirne’deki organizasyonu tartışmanın dışında bırakabilirim ama bölgemizde halen yapılan boğa (dana) ve deve güreşi organizasyonlarının da sona ermesi gerektiğini düşünüyorum.
Peki neler yapılabilir?
Yaklaşık 1100 metre rakımda çam ormanlarının göbeğine saklanmış bir yeryüzü cenneti olan Gölcük Gölü ve hemen yanı başında "Ege’nin Alpleri" olarak anılan 2157 metrelik heybetli Bozdağ, bölgenin sadece tarımıyla değil, doğa sporları potansiyeliyle de nefes alan ciğerleridir.
Bu iki doğal miras, son yıllarda çevreye zarar vermeden doğayla tam bir uyum içinde gerçekleştirilen ekolojik etkinliklerin ve yarışmacı spor organizasyonlarının yeni çekim merkezi haline gelebilir.
Gölcük Gölü’nün çevresi ve Bozdağlar’ın dik yamaçları, patika koşucuları için biçilmiş kaftandır. Son yıllarda bölgede popülerliği artan ‘Efeler Yolu’ projesinin de önemli bir parçası olan bu bölge, dik tırmanışları ve teknik inişleri barındıran parkurlara sahiptir.
Gölcük, ulusal veya uluslararası düzeyde bir "Gölcük Maratonu" için kusursuz bir altyapıya sahiptir. Sonbaharda dökülen yaprakların, ilkbaharda ise uyanan doğanın içinde koşmak, sporculara sadece fiziki bir meydan okuma değil, görsel bir şölen de sunabilir.
Dağ bisikleti yarışması yapılabilir.
Şöyle bir çağrı da yapabiliriz: “Eğer iki teker üstünde macerayı seviyorsanız, Gölcük Gölü çevresindeki toprak yollar ve dik patikalar tam size göre. Gölün etrafındaki düz parkur amatör pedal severler için harika bir ısınma turuyken, Bozdağ’a doğru uzanan tırmanış rotaları profesyonel dağ bisikletçilerini bekliyor.”
Ödemiş Belediyesi ve yerel bisiklet kullanıcılarının düzenleyeceği bisiklet festivalleri, gelecekte bir "Gölcük Dağ Bisikleti Kupası"na dönüşebilir. Engebeli arazi, zamana karşı yarışan bisikletçiler için harika bir parkur olabilir.
Kürek ve kano sporları yapılabilir.
Ege bölgesinde durgun su sporları yapacak alan bulmak zordur, ancak Gölcük bu konuda bir istisnadır. Sabahın erken saatlerinde, gölün üzeri henüz sis bulutuyla kaplıyken kano veya kürek çekmek, sporculara eşi bulunmaz bir meditasyon ve antrenman imkanı tanıyabilir. Gölün yapısı, izleyicilerin de kıyıdan yarışları rahatça takip etmesine olanak sağlayabilir.
Yön bulma yarışmaları yapılabilir.
Gölcük’ün sık ormanlık yapısı, zengin bitki örtüsü ve engebeli arazisi, oryantiring (yön bulma) sporu için doğal bir labirent demektir. Harita ve pusula yardımıyla zamana karşı hedef bulmaya çalışan sporcular için burası adeta bir cennet olabilir.
Kulüpler bazında düzenlenecek bölgesel oryantiring yarışmaları, Gölcük’ün her mevsim yaşayan bir spor merkezi olmasını sağlayabilir.
Elmabağı, Subatan, Lübbey ve Gölcük hatlarında düzenlenen günübirlik veya kamplı trekking turları, hem spor yapmanızı sağlar hem de bölgenin tarihi dokusunu keşfetmenize kapı aralar.
Yamaç paraşütü şenlikleri düzenlenebilir.
Bölgeye zaman zaman yamaç paraşütü yapan sporcuların geldiğini, havada süzülen paraşütlerden görebiliyoruz.
Bozdağ’ın dik yamaçları, termik hava akımları sayesinde yamaç paraşütü tutkunları için muazzam bir pisttir. Doğanın o eşsiz yeşil ve mavi örtüsünü gökyüzünden, tamamen rüzgârın gücüyle izlemek, çevreye sıfır zarar veren en heyecanlı hava sporu haline getirilebilir.
Gölcük Gölü, sadece hafta sonu gidilip ortalıkta mangal yapılan bir mesire alanı olmanın çok ötesinde bir potansiyele sahiptir. Doğal dokuyu bozmadan, sürdürülebilir bir "Eko-Spor" turizm modeliyle burası Türkiye’nin "Doğa Sporları Başkenti" haline getirilebilir.
Sporun ve sporcunun birleştirici gücü, Ödemiş'in yerel lezzetleri ve misafirperverliğiyle birleştiğinde, Gölcük Gölü yakın gelecekte adını uluslararası spor organizasyonlarında sıkça duyacağımız bir marka haline gelecektir.
Yeter ki biz bu doğaya hak ettiği değeri verelim, koruyalım ve sporla yaşatalım.
"Burada sadece misafirsin, arkanda hiçbir iz bırakma."
İşte bu yüzden Gölcük’te yapılacak en güzel spor, doğanın bu sessiz senfonisine ayak uydurmaktır.