Gelenek!
Selim Şahan
Gelenek!
Bir toplumda eskiden beri yapıla gelen davranışlar bütününe 'gelenek' adı verilir.
Toplumun ortak hafızasını oluşturan kültürel alışkanlıklar ve davranışlara töre ya da gelenek ve görenek diyoruz…
En eski gelenek ve göreneklerin nasıl oluştuğu konusunda toplumsal bilgi birikimimiz bazen yeterli olmayabiliyor.
Örneğin, ölen insan gömülürken niçin çalı çırpı koyduktan sonra toprak atarız konusunda çok fazla kimsenin bilgi sahibi olduğunu düşünmüyorum.
Sağlam kaynaklardan bilgi edinmiş değilim ama okuduklarımdan yorumladığım bilgiye göre, yabani hayvanların mezar kazmasını önlemek için yapılagelmiştir diye düşünüyorum...
**
Türkiye’deki 1 Mayıs kutlama geleneği konusunda öteden beri gelen çeşitli düşünceler ve ön kabullerin olduğunu biliyoruz. Bunlardan biri, 1 Mayıs’ın komünist bayramı olduğu ön kabulünüdür. Çok şükür ki patronlar tarafından pompalanan bu düşünce son yıllarda kırılmış, sağcısından solcusuna, milliyetçisinden muhafazakârına herkes bir şekilde 1 Mayıs’ı kutlamaya başlamıştır.
Bir diğer yanlış inanış da Nevruz Bayramı’nın Kürt bayramı olduğu konusudur ki bu da artık son yıllarda kırılmış, Farsça’da YeniGün anlamına gelen Nevruz, OrtaAsya olarak adlandırılan coğrafyada yaşayan birçok halkın geleneğinde var olan bir bayram olduğu kabul edilmiştir.
**
Belki farkındasınızdır; geçen yıldan bu yana Ödemiş’te 1 Mayıs kutlama geleneği oluşturmaya çalışıyoruz. Dedik ya, herkes bir şeyler söyler…1 Mayıs’ın ne olup olmadığı konusunda yazdım çizdim, hala öğrenememiş olanlar varsa da güvenilir kaynaklardan araştırıp öğrenebilir.
Kısaca özetlemek gerekirse, 1 Mayıs İşçi ve Dayanışma Günü'nün kökeni, 19. yüzyılın zorlu çalışma koşullarına ve işçilerin ‘8 saatlik iş günü’ mücadelesine dayanır. ilk hareket 1856'da Avustralya'da başlar. Taş ve bina işçileri, günde 12-14 saatlik çalışma süresine karşı ‘8 saat iş, 8 saat eğlence, 8 saat dinlenme’ sloganıyla greve çıkarlar. Bu eylem, dünya çapındaki işçi hareketleri için bir ilham kaynağı olur.
İşçi hakları konusunda asıl dönüm noktası ise ABD'de yaşanır. 1 Mayıs 1886'da, Amerika İşçi Federasyonu önderliğinde bir araya gelen binlerce işçi, 8 saatlik çalışma talebiyle greve gider. Chicago'daki gösteriler sırasında, patlayan bir bomba ve sonrasında çıkan çatışmalar trajik sonuçlar doğurur. Olaylar sonrası 4 işçi lideri idam edilir.
Açıklamaya uzatmayacağım. 1 Mayıs ne bir ulusal bayramdır ne de dini bayram. 1 Mayıs, sınıfsal bir mücadele günü ve bayramdır. Özetle, başkası için çalışıp, yaptığı iş karşılığında maaş alan çalışanların, emekçilerin ve işçilerin bayramıdır.
Hayatında hiçbir ‘hak alma’ eylemine katılmamış, eylemlere fiili destek vermemiş kimseler, size 1 Mayıs konusunda akıl fikir vermeye çalışıyor olabilir. “İşçi nedir, memur nedir, işveren nedir” gibi sorulara iki cümle ile yanıt veremeyenler, 1 Mayıs’a katılanları terörist olarak da suçlayabilir…
3 kuruş para kazanıyordur, hak aramak konusunda en ufak bir eylemi yoktur; ama kendisi için yapılan eylemlere ve çağrılara kulak tıkayıp sizi sokak serserisi olarak görebilir.
Cehalet zordur. Cahil, bir şey bilmediğini kabul etmeyen kişidir.
**
Uzatmayalım… 1 Mayıs, koca bir ülkede bir iki şehirde kutlanmak zorunda değildir. İnsanlar, bizim Ödemiş’te oluşturmak istediğimiz bir gelenek çerçevesinde bulundukları yerde de 1 Mayıs’ı kutlayabilirler. Bence aynı yerde kutlamak zorunda da değiller...
Fikirleri önce 1 kişi sonra çok kişi savunur…
300 kişi ya da 500 kişi… 1 Mayıs’ı Ödemiş’te de kutlama geleneği oluşmaya başladı. 1 Mayıs'ın özünü ve anlamını bulunduğumuz yerel coğrafyalarda da daha geniş kesimlere anlatabilir, kutlamalara katılmasını sağlayabiliriz.
İl olma potansiyeli bulunan Ödemiş’te iki yıldır oluşturmaya çalıştığımız geleneğe destek ve omuz verenlere teşekkürle…
Geleneği sürdürmek kolaydır; oluşturmak ise çaba ister...
Kalabalıklar içinde yürümek güzeldir ama içinde yürüyecek kalabalıklar yaratmak daha en güzelidir...