Galloş!
Selim Şahan
Sakın başlığı yanlış yazdığımı düşünmeyin…
Aynı okuduğunuz gibi galloş! Galoş değil…
Ne demek olduğunu birazdan açıklayacağım…
Bezirgan sözcüğünün anlamını şimdiki gençler bilmezler. Bize Farsça’dan geçmiş bir sözcüktür. Farsça, bugünkü İran’da konuşulan, eski Persçe dilidir. Eskiler bu dile Farisi de demişlerdir…
Bezirgan, çarşıda kumaş satan pazarcılara verilen ad idi. Gazetemizin merhum baş köşe yazarı Mustafa Erdal amcamız da ara ara yazılarında bu sözcüğe değinirdi. Fakat o, eskilerin bu sözcük için ‘yırtımcı’ ifadesi kullandığını yazardı.
Sözlük anlamına bakarsak, bezirgân Farsça’da çarşı, üstü örtülü alış veriş yeri esnafı.
“Bâzar” kökünden “Bazargân, Bâzirgân” şeklinde Türk halk ağzına geçmiş.
Pazar tüccarı. Bizde genellikle gayri müslim tüccar, bilhassa mûsevî tüccarlar kastedilmiş.
Kelime argo’da siyasette de kullanılmış. Bezirgan siyasetçi demek, işini yürüten kimseler için kullanılan bir ifade haline bürünmüş. Örneğin, bir partiden bir başka partiye transfer olan siyasetçiler gibi. İşini yürüten siyasetçiler…
Hatta kelimeyi uluslararası siyasete taşırsak, Dostum Trump’a benzeyen siyasetçiler gibi…
Adam hakikaten bezirgan çıktı. Barış diye geldi, dünyanın tek adamlığına aday olup çıktı. Baksanıza sağa sola kayyum atamaya bile başladı.
**
Bazı günler, eski milletvekillerimizden emekli tarih öğretmenimiz Mehmet Özcan ile Kent Kafe’de oturur biraz entel dantel işlerden söz ederiz.
Entel dantel dediğime bakmayın, bazen bu sohbetlerde bilgilerimize bilgiler katarız. Günlük değerlendirmeler, gazete bulmacaları ve özellikle kelimeler…
Öğrencilerinin Japon adını verdiği Mehmet Özcan hocamız, belki dışarıdan biraz soğuk görünebilir ama 'kalender' bir insandır. Geçtiğimiz günlerde, eşe dosta dağıtmak adına bir kitap çıkardı. Buna bizim dönemimizde Küçükmenderes gazetesinde yazdığı yazılardan bir seçki diyelim. Kitabın sonunda da 5-10 kadar şiiri var. Para ile satmıyor.
Aslında yayınlanması gereken 'meclis anıları' var ama ancak gönlünü yapabilirsek yayınlanacak.
Kent Kafe’deki muhabbet masamızın 3-5 müdavimi vardır.
Bu müdavimlerden biri de Köfündereli emekli milli eğitim memuru Kemal abimizdir. Kemal abimiz tam anlamı ile doğasever ve bitki bilimcisidir.
Geçtiğimiz gün muhabbet masamıza otururken ‘Galloş Trump’ dedi. Ben ne demek istediğini anladım tabii ama bir arkadaşımız anlamadı.
Galloş, ‘kalleş’ kelimesinin bizim köylerde söyleniş biçimidir.
Kalleş, “Sözünde durmayıp ihanet eden, söz verdiği halde arkadan vuran” anlamındadır.
Kökeni de Arapça ve Farsça’dan gelir. Arapça, Farsça ve İbranice, birbiri ile akraba ya da komşu dillerdir. Onların da daha eski kökeni Aramice’dir. Eski Asur diline kadar gider.
Örneğin selam kelimesi her üç dilde de vardır. Barış ve esenlik anlamına gelir. Selamün aleyküm, ‘üstünüze iyilik sağlık’ demektir. ‘Amin’ kelimesi de ortaktır; ‘öyle olsun’ gibi bir anlamı vardır.
Anadolu ozanı Pir Sultan Abdal, bir dörtlüğünde şöyle seslenmiş:
“Nice bezirgânlar kondu bu hana / Dünya bakî değil sultana hana / Bir kalleş yar ile girme meydana / Erin ere doğru gerek kılıcı”
Dürüstlük ve doğruluk…
Öyle bir dönemdeyiz ki ‘golloşluk’ baştacı olmuş!