Selim Şahan

Çarpıtma ve linç çağı!

Selim Şahan

Çarpıtma ve linç çağı!
Bilgi çağı, bilgi çarpıtması ve linç kültürü…
Bilgi çağının sunduğu sınırsız olanaklar, toplumsal ahlaki sorunları ve krizi de beraberinde getirdi. İnsanlık tarihi boyunca bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay, bilginin doğruluğunu yitirmesi ise hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı.
"Bilgi Çağı" olarak adlandırdığımız 21. yüzyıl, internetin demokratikleştirici gücüyle her bireyi bir içerik üreticisine dönüştürdü. Ancak bu kontrolsüz özgürlük, gerçeğin yerini algıların aldığı "gerçek ötesi" bir dönemi de beraberinde getirdi.
Bu yeni düzenin en yıkıcı iki enstrümanı ise bilgi çarpıtması (dezenformasyon) ve linç kültürüdür.
Bilgi çağında dezenformasyon, sadece yanlış bilgi yaymak değil, toplumun sinir uçlarına dokunan kurgusal içeriklerle kamuoyunu manipüle etmektir. Bir bilginin doğruluğunu teyit etmek (doğrulamak) vakit alırken, çarpıtılmış bir içeriğin duyguları harekete geçirerek saniyeler içinde binlerce kişiye ulaşması dijital dünyanın yapısal bir sorunu oldu.
Algoritmalar, kullanıcıların öfke ve şaşkınlık gibi uç duygularını besleyen içerikleri öne çıkararak dezenformasyonun yayılma hızını artırır. Bu durum, bireylerin kendi doğrularına hapsolduğu "yankı odalarını" oluşturur ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir.
Yankı odası, bir kişinin sadece kendi görüşlerini destekleyen bilgi, fikir ve inançlarla karşılaştığı, karşıt görüşlerin ise sistemli bir şekilde dışarıda kaldığı kapalı iletişim ortamlarını ifade eden bir terimdir.
Bir yankı odasına hapsolduğunuzda şu durumlar ortaya çıkar:
KUTUPLAŞMA: Sadece kendi grubunuzun sesini duyduğunuz için karşı tarafın fikirleri size "mantıksız" veya "tehlikeli" gelmeye başlar. Bu da toplumdaki uzlaşı kültürünü yok eder.
RADİKALLEŞME: Mevcut fikirleriniz sürekli onaylandığı için, bu fikirler daha uç noktalara taşınır. "Demek ki herkes böyle düşünüyor" yanılgısı başlar.
GERÇEKLİKTEN KOPUŞ: Yankı odasının içinde yayılan bir dezenformasyon (yalan haber), dışarıdan bir eleştiri süzgecine takılmadığı için grup içinde "mutlak gerçek" olarak kabul edilir.
Dezenformasyonun en somut ve tehlikeli dışavurumu, dijital linç kültürüdür.
Geçmişin fiziksel meydanlarında kurulan darağaçları, bugün klavye başında toplanan kalabalıkların "linç etme" eylemlerine dönüşmüştür. Henüz doğruluğu kanıtlanmamış bir iddia veya bağlamından koparılmış bir ifade, bir kişiyi ya da kurumu saatler içinde toplum nezdinde mahkûm edebilir.
Linç kültürü, adaleti aramak yerine intikam alma güdüsüyle hareket eder. Bu süreçte savunma hakkı yok sayılır ve dijital kalabalıklar, kolektif bir öfke patlamasıyla hedeflerini sosyal, ekonomik veya psikolojik bir yıkıma sürükler.
Bilgi çağının bu karanlık döngüsünden kurtulmanın yolu, teknolojik yasaklardan ziyade bireysel bir zihniyet değişiminden geçmektedir. Bir bilgiyi paylaşmadan önce kaynağını sorgulamak, farklı görüşlere açık olmak ve "hızlı yargılama" dürtüsünü dizginlemek, dezenformasyonun panzehridir.
Sonuç olarak bilgi, doğru ellerde medeniyeti yücelten bir araçken; manipüle edildiğinde toplumsal barışı tehdit eden bir silaha dönüşebilir. Bilgi çağının gerçek kazananları, en çok bilgiye sahip olanlar değil, sahip olduğu bilgiyi eleştirel süzgeçten geçirebilen ve dijital vicdanını kaybetmeyen bireyler olacaktır.
Okuma ve araştırmanın bu kadar değersizleştiği bir ortamda öne gelen ilk bilgiler, kaynağın soruşturulmadan benimsenmesine ya da kabul edilmesine yol açıyor.
Gelelim gündeme ve yazıyla ilgili bağlantısına:
“Trump, İran savaşı konusunda Türkiye’ye niçin teşekkür etti?”
“Emniyet, Uşak belediye başkanının fotoğraflarını niçin bazı basın yayın organlarına anında servis etti?”
Linç etmeden önce ‘daha önce yazmıştım’ 5N1K ilkesine sadık kalmalıyız.
Düşmanlık ya da yandaşlık etmeden önce araştırmalı ve öğrenmeliyiz…
Önümüze ilk gelen ‘hap’ bilgileri veya görüntüleri teyit etmeden paylaşmamalı, haklarında yorum yapmamalıyız…
Trump, diyor ki ‘İran görüşmek için bize yalvarıyor!’
İran da bu iddianın doğru olmadığını söylüyor.
**
Yeri gelmişken yazıyı bir soru ile sonlandıralım:
ABD, İran’ı yerle bir etti, üst düzey adamlarını uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak katletti… ABD de bile 'krallara hayır' gösterileri yapılıyorken...
Neden Türkiye’de büyük çaplı bir protesto eylemi düzenlenmedi?

Yazarın Diğer Yazıları

Marka Flower Çiçekçi