Yalnızlığın dehlizlerinde çırpınıyor duygular. Gelgitlerin hırpaladığı bir ruh. İnsan en kötü kendisine davranırmış. En acımasızca kendisini eleştirirmiş. Başkasına gösterdiği hoşgörüyü nedense kendisine gösteremiyor. Neden bu kadar acımasız kendisine karşı? Başkalarına sabrı tavsiye ederken neden kendi bu kadar sabırsız ve düşüncesiz?
Yoğun düşüncelerin altında yorulan dimağ, vücudunda kendini yorgun hissetmesine neden oluyor. Feri kaçmış gözler isteksizce ve anlamsızca bakıyor dünyaya. Yitirilmişlerin yansımalarını topluyor etrafından. Yılgınlık çöküyor üzerine ve hayata küsüyor öylece. Biri olmalı, tutuvermeli elinden. Birisi yarenlik etmeli. Lakin yok kimse. Olanlar da teker teker kaçmış etrafından. Evrene yaydığı olumsuz ve umutsuz enerji uzaklaştırmış herkesi.
Ne olursa olsun tek başına ölmemeli insan. En azından bu dünyadan giderken yanında birileri olmalı. Son sözlerini paylaşabileceği birileri olmalı yanında. Üç gün, beş gün sonra öldüğü anlaşılmamalı değil mi? İnsan en azından bu kadarına layık.
Yalnızlığın kollarında yitiyor birçok insan. Kalabalıklaşan dünyada kendi kabuğuna çekilip soyutlanan insanlar hazin sonlara koyuyor son noktayı ne yazık.
Bir insanı olmalı insanın, arayıp soracak, varlığından haberdar olacak.
susmuş diller
anlatılmaya hasret öyküler
yitmeden dokunmalı
yitirmeden sahiplenmeli
karanlığın içinde büyümemeli sesler
sesler aydınlığı büyütmeli
aydınlığı bütünlemeli
kısacık hayatta
büyümeli atılan tohumlar
onunla büyümeli insan
onunla büyütmeli kalışlarını
gidişlere onuna ulaşmalı.