Melek Göztepe

GRİ

Melek Göztepe

GRİ

                Bazı acılar belleklerde kazılı kalıyor tüm canlılığı ile. Silinmiyor.

İnsanoğlu tarih boyunca nelere sabretmiş, nelerle sınanmış, nelerle haşir neşir olmuş? Saymakla bitiremeyiz. Seller, heyelanlar, çığlar, depremler ve onların yol açtığı tsunamiler, salgın hastalıklar, açlık, yoksulluk… Acılarının üzerinde büyümüş insanlık. Dindirememiş yaşanılanların oluşturduğu sızıyı. Yok edememiş hafızalardan endişeyi, hüznü. Kalıplaşmış, tortulaşmış, taşlaşmış yüreklerde yaşanılanlardan geri kalanlar. Büyütmüş kendini. Büyütmüş ama dersine iyi çalışmadığı için belki de yeni acılarla yüzleşmek zorunda kalmış mütemadiyen. 

İnsanlık kitabının hangi sayfasını açarsanız açın yaralı yürekleri bulursunuz satırların aralarında. Bembeyaz boş, temiz sayfaları yazdıklarıyla doldurdukça insanoğlu kirletmiş bir taraftan da beyazı. Ne kadar gelişme rengini kullanıp onun boyasıyla boyasa da yüzeyleri, aralarda hep gözü tırmalamış, haksızlığa uğramış, ezilmiş, acıyı kendine giysi yapmış bedenlerin karası. Sinmiş onların ürkekliğinin kokusu sayfalara. Ayrıntılar yürek burkmuş. İyilik silgisini kullanıp temizleme, yaraları beyazla sarma zahmetinde bulunmamış maalesef iyilik timsali kesilenler. Çıkarları kadar sürmüş iyilikler. Göz ardı edilenlerin dilinden yazmamış zamanı yazıcılar.    

Ve insan kendine en büyük kötülüğü yapmış savaşları icat ederek. Kazandığını zannetmiş aslında kazananın olmadığı bir mücadelede. Uğruna savaştığı unsurlar insanlığının yitimine neden olmuş. Yine de gözünü açmamış, bakmamış oluşturduğu zulmete. Sadece önüne tuttuğu kafa feneriyle, kendisiyle yol almaya devam etmiş. Deva olmamış medet bekleyen yüreklere…

kendinden kaçıyordu karanlık

kendinden yorulmuş insanların iç sesleri

karışıyor ejderha kuyularında

eski cıvatalar arasından sızıyor arsızlık

kaçıncı elmasa dönmemiş vuruş 

eskide dönemeçlerde duygular

kömürün karasına yamandı yürekler

ah! bu iyilik frekansı

tutmadı asırlardır ışığını dimağlara

kabarık elbiselerin altında cenderede bedenler

cenderede huni altı akıllar

nerede şahitler

hangi tutanakta  gerçekler

demokles’in kılıcı inmiyor bir türlü

ayaklarda prangalar 

yüreklerde prangalar

yükseliyor göğe gerçekler

yak meşaleyi köle

indir kılıcını 

yitiyor zaman

yitiyor ehlileşmemiş toynakların altında…

 

Yazarın Diğer Yazıları