GRİ
Bazı acılar belleklerde kazılı kalıyor tüm canlılığı ile. Silinmiyor.
İnsanoğlu tarih boyunca nelere sabretmiş, nelerle sınanmış, nelerle haşir neşir olmuş? Saymakla bitiremeyiz. Seller, heyelanlar, çığlar, depremler ve onların yol açtığı tsunamiler, salgın hastalıklar, açlık, yoksulluk… Acılarının üzerinde büyümüş insanlık. Dindirememiş yaşanılanların oluşturduğu sızıyı. Yok edememiş hafızalardan endişeyi, hüznü. Kalıplaşmış, tortulaşmış, taşlaşmış yüreklerde yaşanılanlardan geri kalanlar. Büyütmüş kendini. Büyütmüş ama dersine iyi çalışmadığı için belki de yeni acılarla yüzleşmek zorunda kalmış mütemadiyen.
İnsanlık kitabının hangi sayfasını açarsanız açın yaralı yürekleri bulursunuz satırların aralarında. Bembeyaz boş, temiz sayfaları yazdıklarıyla doldurdukça insanoğlu kirletmiş bir taraftan da beyazı. Ne kadar gelişme rengini kullanıp onun boyasıyla boyasa da yüzeyleri, aralarda hep gözü tırmalamış, haksızlığa uğramış, ezilmiş, acıyı kendine giysi yapmış bedenlerin karası. Sinmiş onların ürkekliğinin kokusu sayfalara. Ayrıntılar yürek burkmuş. İyilik silgisini kullanıp temizleme, yaraları beyazla sarma zahmetinde bulunmamış maalesef iyilik timsali kesilenler. Çıkarları kadar sürmüş iyilikler. Göz ardı edilenlerin dilinden yazmamış zamanı yazıcılar.
Ve insan kendine en büyük kötülüğü yapmış savaşları icat ederek. Kazandığını zannetmiş aslında kazananın olmadığı bir mücadelede. Uğruna savaştığı unsurlar insanlığının yitimine neden olmuş. Yine de gözünü açmamış, bakmamış oluşturduğu zulmete. Sadece önüne tuttuğu kafa feneriyle, kendisiyle yol almaya devam etmiş. Deva olmamış medet bekleyen yüreklere…
kendinden kaçıyordu karanlık
kendinden yorulmuş insanların iç sesleri
karışıyor ejderha kuyularında
eski cıvatalar arasından sızıyor arsızlık
kaçıncı elmasa dönmemiş vuruş
eskide dönemeçlerde duygular
kömürün karasına yamandı yürekler
ah! bu iyilik frekansı
tutmadı asırlardır ışığını dimağlara
kabarık elbiselerin altında cenderede bedenler
cenderede huni altı akıllar
nerede şahitler
hangi tutanakta gerçekler
demokles’in kılıcı inmiyor bir türlü
ayaklarda prangalar
yüreklerde prangalar
yükseliyor göğe gerçekler
yak meşaleyi köle
indir kılıcını
yitiyor zaman
yitiyor ehlileşmemiş toynakların altında…