Melek Göztepe

BANA DAİR

Melek Göztepe

BANA DAİR

Dışarıdan kumru sesleri geliyor kulağıma. Guguk guk, guguk guk… Bu ses beni yıllar öncesine götürüyor. Ödemiş’e ilk geldiğim zamanlara. İlk kez duymuştum seslerini, ilk defa görmüştüm kumruyu. Balkonda ‘kedi tırnağı çiçeğinin’ dibine yuva yapmış. Hiç kaçmamıştı beni görünce. Meraklı bir gözle hem ona hem rengârenk açmış çiçeğe bakmıştım. Zira bu çiçeği de ilk defa görüyordum.

İnsan farklı coğrafyadan olunca farklılıkların ayrımına hızlı varıyor. Karadeniz’den, İç Anadolu’ya oradan Ege’ye uzanan yol boyunca değişen görüntüler, aynı ülkede ne kadar farklılıkların olabildiğini somutlaştırmıştı adeta. Ödemiş’e yaklaşınca yol kenarlarında yer alan ağaçlar dikkatimi çekmişti. Sormuştum “Bunlar ne ağacı?” diye. Zeytin ağaçlarını da ilk kez görüyordum.

Sonrasında ilk kez göreceğim insanlar, ilk kez duyacağım tabirler, ilk kez yiyeceğim yemekler, ilk kez duyumsadığım kokular bunu takip etti. İlkler izlerini bıraktı haliyle hayatımızda. Bugünkü gibi çağrışımları ile kendini hatırlatmak için…

İlkler zamanla kanıksandı, hayatımın bir parçası haline dönüşüverdi. Hatta öyle ki Ödemişli oluverdim bir süre sonra. İlk zamanlar kulağımı tırmalayan, anlamadığım, yadırgadığım sözcükleri artık fark etmez oldum. Kokularla, insanlarla, mekânlarla tanış oldum.  Anlamadığım birçok şey anlamlandı zamanla. Kentin kendine has yapısının, dilinin, kültürünün bir parçası oldum fark etmeden.

Kendini bir şehre ait hissetmek zaman alsa da o bağ oluşunca kopuş da olmuyor artık.    

geçmişin izlerini sürüyorum zamanda
yitip gidenler
geride kalanlar
zamanın içinde ben
benim içimde geçmiş
hüzne de değiyor gözüm 
sevince de
yolcuya da
yolda yoldaş olana da
bırakıp gidene de
değişen duygular şaşırtıyor
inciniyor menekşe
döküyor yaprağını çınar
bir dem üşütüyor mevsim
sonra
yeniden çiçekleniyor erguvan
güne dönüyor yüzünü ibre…
 

 

 

 

 

      

Yazarın Diğer Yazıları

Marka Flower Çiçekçi