Melek Göztepe

ANISI VAR

Melek Göztepe

ANISI VAR

 

Bir sohbet esnasında; “ Hani bir tuz poşetinin dibinde kalanı tuzluğa boşaltıp atarsın ya ambalajı, rahatlatır bu durum insanı, kalabalık dolaptan çıktı diye, işte öyle bir şey fazlalıklardan kurtulmak.” diyor arkadaşlarımdan biri. Diğeri “ Hiç sevmem kalabalığı, ne kadar kullanacaksam bir şeyi o kadar alırım” diye söze karışıyor. “Ben lazım olur düşüncesiyle her şeyi saklıyorum” diye devam ediyor sanatçı yönüyle öne çıkan arkadaşım.

 

Düşünüyorum ‘Ben de lazım olursa diye hep kenarda tutanlardanım.’ “Kullanırım” diye kenara koyduklarımızın zamanla yük olmaya başladığının da farkındayım. Evlerimizde kalabalık artıyor, her lazım olursa diye kenara ayırdığımızla. Ancak şunun da farkındayım uzun zamandır kenarda duruyor diye gözden çıkarıp verdiğim bir şey hemen ardından lazım oluyor. “Neden elden çıkardım” diye hayıflanıyorum bu kez.

         Ben bunları aklımdan geçirirken , “Temizliğe gelen kadın ‘Senin evinde temizlikyapmak çok kolay, hiç eşya yok diyor.’ Kullandığım kadar eşyam. Bir tane fazla bir şey tutmam, hemen veririm.” diye fikrini belirtiyor öbür arkadaşım.

        “Anneannemin evine temizliğe gidiyor teyzemler, takım olmayan tabak, çanak ne varsaher şeyi atmışlar. Kadının değer verdiği eşyaları çöp olmuş.” diye üzüntüsünü belirtiyor sohbete dâhil olan başka bir arkadaş.

 

Anısı olan eşyalar…

         Kısa bir süre önce Almanya’da, Mayen’de senede bir gün yapılan bir pazarı gezme fırsatımız oldu. İnsanlar evlerinde artık ihtiyaçları olmadığını düşündükleri eşyaları sergilerinde satışa sunmuşlardı. Pek çoğu antika değeri taşıyan objeler, takılar, aksesuarlar, oyuncaklar, plaklar…

          Büyükannesinden kalan eşyaları satan genç bir kadından biz de aldık bir şeyler. Büyükannesinin çok değer verdiği duygusal bağı olan eşyaları satarken biraz hüzünlüydü. Kazancıyla seyahat ediyormuş ve İzmir’e daha önce gelmiş. Evinde koyacak yer olmayınca atmaya da kıyamayıp güzel bir amaca hizmet etmeye dönüştürmüş işi. Kazandığıyla dünyayı gezme projesine katkı sağlıyor.

         Alışverişi yaparken aklıma bir süre önce yine Almanya’da böyle bir pazarda yaşlı bir teyzeden aldıklarını gösteren arkadaşımın söyledikleri geldi. “Neden bunları satıyorsun? diyesorduğunda ‘Sağlığı yerindeyken eşyalarını işine yarayacak başkalarına verme düşüncesiyle sattığını öğrenmiş. Eğer yaşlı evine giderse eşyalarının çöpe dönüşeceği endişesi ile.’”Herkese kendi eşyası kıymetli…

 

Rehberlik dersinde öğrencilerime soruyorum eşyalarla bağlarının nasıl olduğunu. Farklı cevaplar geliyor.


“Geri dönüşüm eşyasını bile saklıyor babam.”
“Babam, annem çok titiz atıyorlar hemen her şeyi, ama ben öyle değilim.”
“İlkokul çantam hala duruyor. İçine kıyafetlerimi koyuyorum.”
“Eşyanın özelliğine göre saklarım.”
“Yer sorun, saklamak mesele.”

“Ben kolay kolay veremem eşyalarımı, biten kalemimi atmak bile üzüyor beni.”


        Sadeleşmek güzel elbette, istifçilik yapmayalım ama işe yarayan eşyalarımızı da atmayalım. Yani orta yolu bulmak en iyisi. Ne çok biriktirmeli ne de hemen elden çıkartmalı. Bu benim düşüncem tabi ki.

         Eşyaları ile vedalaşan ve onlara teşekkür eden bir ünlüyü izlemiştim. Bunu vefa borcu olarak değerlendiriyordu. Gidene veda, yeni gelene hoş geldin seremonisi. Bu da farklı bir bakış açısı. 

        Biriktirdiklerimizi evlerimize yük ediyoruz da bir de geride bırakamadığımız duygu yüklerimiz var. Bir türlü ardımızda bırakamadığımız insanlara ait. O da başka bir yazının konusu. Çok kelime yazıp yük etmeyelim değil mi?
 

Yazarın Diğer Yazıları

Marka Flower Çiçekçi