Bölgesel Kaostan Çıkışın Tek Yolu: Atatürk Vizyonu
Mehmet Gölcüklü
Bölgesel Kaostan Çıkışın Tek Yolu: Atatürk Vizyonu
Meslek hayatımın en gururlu duraklarından biri olan, tarafsız yayıncılığı ilke edinmiş Küçük Gazete ve TV9 ailesinin bir ferdi olarak, bugün sizlerle Orta Doğu’nun içinde bulunduğu karanlık tabloyu ve bu tablodan çıkışın yegane anahtarını paylaşmak istiyorum. Öncelikle, hiçbir siyasi odağın gölgesinde kalmadan, sadece doğruların izinden giden değerli dostum İsmail Atahan Keçeçi’yi ve başarıdan başarıya koşan tüm ekibini, sergiledikleri bu onurlu duruştan dolayı kutlarım.
Orta Doğu’nun Dinmeyen Sancısı ve Tarihi Yanılgılar
Bugün dönüp yanı başımıza, Orta Doğu coğrafyasına baktığımızda gördüğümüz tek şey; kan, gözyaşı ve büyük yıkımlardır. Dünya, barışı tesis edecek yeni bir lider arayışındayken, aslında aranan o cevabın yüzyıl öncesinden bizlere miras bırakıldığını görmemek büyük bir talihsizliktir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bugün yaşanan bu savaşları ve emperyalist kuşatmaları sanki bir asır öncesinden görmüşçesine bizleri uyarmıştı. O, sadece Türk milletine değil, tüm Orta Doğu halklarına "bağımsızlık, demokrasi ve toprak bütünlüğü" üzerine kurulu bir reçete sunmuştu.
Emperyalizmin Pençesinde Bir Coğrafya
Atatürk’ün çocukluk yıllarından itibaren tarihi çok iyi okuması, yıkılan devletlerin nedenlerini analiz etmesi onu tek bir sonuca götürmüştü: Tam Bağımsızlık. Bir devletin iç işlerine emperyalist güçleri karıştırması, o devletin sonunun başlangıcıdır.
Bugün Orta Doğu devletlerinin içine düştüğü acı tablo, Atatürk’ün çizdiği "akılcılık ve bilim" yolundan sapmalarının bir sonucudur. Ne yazık ki bu devletlerin çoğu, Türkiye’nin kardeşlik eli yerine emperyalist güçlerin vaatlerine kucak açmış, sonuçta işgal ve kaosla yüzleşmek zorunda kalmışlardır. İran’dan Afganistan’a uzanan o tarihi "Sadabat Paktı" vizyonu korunsaydı, bugün bölge bir barış vahası olabilirdi.
"Gerekirse Çin Seddi’nde Buluşuruz"
Atatürk’ün vizyonu sadece Anadolu ile sınırlı değildi. O, Sovyetlerin bir gün dağılacağını öngörmüş, Doğu Türkistan’dan Kafkasya’ya kadar tüm Türk dünyasının bağımsızlığı için fikri temeller atmıştı. Onun hedefi, tüm Türk toplumlarını kapsayan, barış ve dostluk içinde yaşayan bir "Türk Birliği" idealini hayata geçirmekti. Erken vedası, bu büyük projenin rafa kalkmasına neden olsa da, bizlere bıraktığı miras hala canlıdır.
Sonuç: Sarsılmaz Bir Miras
Büyük Önderimiz, Türk milletinin kenetlendiği sürece hiçbir güç tarafından mağlup edilemeyeceğini şu sözlerle mühürlemiştir: "Bu yüce Türk milleti kenetlendikçe, birleştikçe ve bütünleştikçe; onları yeryüzünde dağıtacak, parçalayacak ve mağlup edecek hiçbir güç yoktur."
Ben de bir gazeteci olarak, ömrüm yettiği sürece Atatürk’ün çizdiği bu aydınlık yoldan ayrılmayacağıma söz veriyorum. Onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, ebediyen hür ve tam bağımsız yaşayacaktır.
Ne Mutlu Türküm Diyene!