Bir Kadının Sessiz Çığlığı ve Hayata Tutunuş Hikâyesi
Mehmet Gölcüklü
Bir Kadının Sessiz Çığlığı ve Hayata Tutunuş Hikâyesi
Mehmet Gölcüklü
Gazetecilik hayatım boyunca birçok insanın sevincine, hüznüne, acısına ve mücadelesine tanıklık ettim. Ancak bazı hayat hikâyeleri vardır ki insanın yüreğinde derin izler bırakır. İşte Dilek Tepe isimli kız kardeşimizin yaşam mücadelesi de onlardan biriydi.
Sahada yaptığım görüşmede Dilek Hanım, yaşadığı zorlukları, haksızlıkları ve hayatın ona yüklediği ağır sınavları gözyaşları içerisinde anlattı. Yakın çevresinden yeterli desteği göremeden ayakta kalmanın ne kadar zor olduğunu ifade ederken, bir kadın olarak tüm engellere rağmen hayata nasıl tutunduğunu ve asla pes etmediğini büyük bir kararlılıkla dile getirdi.
Bir gazeteci ve araştırmacı yazar olarak onu dinlerken duygulanmamak mümkün değildi. Zaman zaman gözlerimin dolduğunu, onun yaşadığı acıya ve çaresizliğe insan olarak ortak olduğumu samimiyetle söylemek isterim.
Dilek Tepe, yaptığı talihsiz evlilikler sonucunda iki evini ve önemli maddi kayıplarını yaşamasına rağmen hiçbir zaman kaderine teslim olmadığını, hayat mücadelesinden vazgeçmediğini söyledi. Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen doğru ve dürüst yaşamaktan vazgeçmediğini ifade eden bu güçlü duruş, bana göre birçok insana örnek olacak bir karakter göstergesidir.
En çok etkilendiğim sözlerinden biri ise şuydu: “Ne kadar zor günler geçirirsem geçireyim, doğru bildiğim yoldan asla ayrılmayacağım. Bir kadın olarak dimdik ayakta kalmaya devam edeceğim.”
Bu sözler, sadece kendi hayat mücadelesinin değil, aynı zamanda umudunu kaybetmiş birçok insan için de önemli bir mesaj niteliğindedir. Dilek Hanım, hiçbir zaman kimseden yardım beklemediğini, kendi emeği ve mücadelesiyle ayakta durmaya çalıştığını ifade etti.
Aynı zamanda yaşadığı acılardan aldığı derslerle, benzer zorluklar yaşayan insanlara destek olmaya çalışması; bir kadının ne kadar güçlü, akıllı ve mücadeleci olabileceğinin de bir göstergesidir.
Jandarma teşkilatı içerisinde görev yapmış bir kişi olarak görev yaptığımız dönemlerde de birçok güçlü ve kararlı Türk kadınının mücadelesine şahit olduk. Devletimizin, adalet sistemimizin, hâkimlerimizin ve savcılarımızın kanunlar çerçevesindeki çalışmalarının toplumun huzuru için ne kadar değerli olduğunu her zaman gördük. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi, “Jandarma bir kanun ordusudur.”
Yine Atatürk’ün Türk kadınına verdiği değeri gösteren şu sözleriyle yazımı tamamlamak istiyorum:
“Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”
Unutulmamalıdır ki kadınlarını geri bırakan toplumlar, geride kalmaya mahkûmdur.
Ne mutlu Türk’üm diyene.