bir değer, bir hafıza: ilber ortaylı
Mehmet Gölcüklü
bir değer, bir hafıza: ilber ortaylı
Bugün, bu vatan topraklarının yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından, araştırmacı kimliğiyle tarihimize ışık tutan, kalemiyle nesilleri aydınlatan Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Böyle bir değerin ardından birkaç satır kaleme almak, onun bizler için ne kadar büyük bir kayıp olduğunu ifade etmek, inanın bir borçtur.
İlber Ortaylı, sadece bir tarihçi değil; aynı zamanda bu milletin hafızasıydı. Anlattıklarıyla geçmişi bugüne taşıyan, bilgisiyle genç nesillere yön veren, her sözüyle düşündüren bir bilim insanıydı. Onun eksikliği, yalnızca akademi dünyasında değil, toplumun her kesiminde hissedilecek büyük bir boşluk bırakacaktır.
Bu vesileyle, içinde bulunduğum medya dünyasına da değinmeden geçemeyeceğim. Küçük Menderes Gazetesi’nin sahibi ve TV9’un kurucusu değerli dostum İsmail Atahan Keçeci başta olmak üzere, başarıdan başarıya koşan tüm ekibini yürekten kutluyorum. Tarafsızlık ilkesinden ödün vermeden, hiçbir siyasi görüşün etkisi altında kalmadan yayın hayatını sürdüren bu kıymetli kurumda yer almak benim için büyük bir onur ve gururdur.
Gazetecilik; doğruları yazma, halkın sesi olma ve hakikatin peşinden gitme mesleğidir. Bu sorumluluğun bilinciyle, ben de bir gazeteci olarak hiçbir siyasi etkinin gölgesinde kalmadan, milletimiz ve ülkemiz için çalışmaya devam edeceğim.
İlber Ortaylı hocamızın en çok üzerinde durduğu konulardan biri de hiç şüphesiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tü. Atatürk’ü anlatırken yalnızca bir lideri değil, aynı zamanda bir vizyonu, bir aklı ve bir milletin kaderini değiştiren iradeyi anlatırdı.
Onun anlatımıyla Atatürk; Selanik’te doğmuş, zeki, çalışkan ve azimli bir çocuktu. Zengin bir aileden gelmemesine rağmen devletin sunduğu imkânlarla eğitim almış, askeri okullarda kendini yetiştirmiş ve genç yaşta büyük sorumluluklar üstlenmişti. Matematiğe olan ilgisi, geometri kitabı yazacak kadar derindi. Coğrafya bilgisi ise öylesine güçlüydü ki, haritasız dahi birçok bölgeyi zihninde canlandırabiliyordu.
Ama onu asıl farklı kılan, milletine olan inancıydı. Herkesin umudunu kaybettiği bir dönemde, o bir güneş gibi doğmuş ve “Bu millet esir edilemez” diyerek bir kurtuluşun yolunu çizmiştir. İşte İlber Ortaylı hocamız, bu gerçekleri bizlere anlatan en güçlü seslerden biriydi.
Benim için İlber Ortaylı sadece uzaktan takip edilen bir bilim insanı değildi. Kendisiyle tanışma ve aynı ortamda bulunma şerefine eriştiğim bir anım da var. 1. Jandarma Eğitim Tabur Komutanlığı’nda konuşmacı olarak bulunduğu bir programda, bizlere hitap etmiş ve sertifika ile plaketlerimizin takdiminde yer almıştı. O an, hayatım boyunca unutamayacağım bir gurur olarak hafızama kazındı.
Bugün geriye dönüp baktığımda, onun sözlerinin ve anlattıklarının hayatımda ne kadar etkili olduğunu daha iyi anlıyorum. İlber Ortaylı hocamız, yalnızca tarih anlatmadı; aynı zamanda duruşu, bilgisi ve düşünceleriyle bizlere bir yol gösterdi.
Sözlerimi tamamlarken, kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Onun açtığı yolda, Atatürk’ün izinde yürümeye devam edeceğim.
Ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o anlamlı sözüyle bitirmek istiyorum:
“Türk milleti birlik ve beraberlik içinde olduğu sürece, onu yeryüzünden silebilecek hiçbir güç yoktur.”
Ne mutlu Türk’üm diyene.