İlhan Biçer / Efeler Diyarından
İlhan Biçer / Efeler Diyarından

Heybeli  Çorba

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Havalar soğudu. Kış aylarında sofralarımızdan eksik olmayan çorbaların artık vakti geldi. Bu haftaki yazımda benim de çok sevdiğim, yöremizin çorbalarından olan “Heybeli Çorba”nın yapılışını; birde hikâyesini yazdım.

Heybeli Çorba diğer adı ile Çatal Çorba’yı imkânınız var ise odun ateşinde ve güveçte yapmanızı tavsiye ederim.Dört kişilik, Heybeli Çorba’nın malzemeleri: Bir çay bardağı kuru börülce, bir çay bardağı iri bulgur, dört parça kuru domates, dört adet tatlı kuru biber, dört adet kuru Frenk biberi, salça, tuz ve tane karabiber. Çorbayı yapmadan önce kuru börülceyi 5-6 saat önceden ıslatın. Tencereye yeteri kadar zeytinyağı dökün. Üzerine küçük doğranmış soğanları ilave edin. Kısık ateşte soğanları kavurun. Soğanlar pembeleşince üzerine yıkanmış, doğranmış domates kurusunu dökün. Biraz kavrulduktan sonra salçayı ilave edin. Salça ile biraz daha kavurduktan sonra biberleri koyup karıştırın. Kuru börülce ile bulguru üzerine dökün yine karıştırın. Üzerine iki su bardağı ılık su ilave edin ve kısık ateşte kaynamaya bırakın. Pişmeye yakın kaya tuzu ve tane karabiber ilave edin. Yaklaşık 45 dk sonrasında çorbanız hazır olacaktır.Unutmadan eğer çorbanız suyunu çekmiş ise sıcak su ilave edip kıvama gelinceye kadar biraz daha kaynatın. Suyu fazla ise kapağını yarım kapatıp suyu kıvama gelinceye kadar kaynatın.

Çorbanız soğumadan benim tavsiyem yanında turşu ile afiyet ile yiyin.

Şimdi gelelim Heybeli Çorba nereden çıktı? Nasıl çıktı?

İşte Heybeli Çorba’nın hikâyesi…

Bundan çok uzun yıllar önce, yoksulluk yılları… O yıllarda eşek, at ya da katırlarla gidilirmiş pazara. Öyle her hafta da değil, ayda bir belki de iki ayda bir. Ödemiş yöremiz köylerinden fakir bir aile, bir gün yemek yapmak için ambarlarına baktıklarındabir çuval buğdayın dışında hiç yiyeceğin kalmadığını görürler. Bir çuval buğdayı iki yarım çuval buğday yaparak, eşeğin sırtına vurduğu gibi doğruca değirmene gider.

Tepeleri aşarak gürül gürül akan derelerden geçer. Çam, meşe ormanlarından geçer. Gürül gürül akan çayın suyunda dönen değirmene öğleye doğru varır. Kendinden önce değirmene gelmiş üç beş kişi daha var. Yüklerini indirmişler eşeklerini bağlamışlar sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlar. O da eşeğin yükünü indirir sırasının gelmesini bekler. Nihayet üç beş saat sonra kendisine gelir sıra.Buğdayı öğütülür, un olur.Emeğinin karşılığını alma vakti gelmiştir. Buğday önce un olur, sonra ekmek olacaktır. Bereket olacaktır. Eşeğin sırtına yükler iki yarım un çuvalını. Akşam gün batmadan ulaşmak gerek köye. Yollara düşer tekrardan. Yol dediğime bakmayın. Asfalt yol değil, toprak yol da değil. Çalı çırpı bazen de sık ormanlıklardan patikalardan gidilirdi.

Güneş ha battı ha batacak köye varır. Yol yorgunluğu, günün yorgunluğu. Mis gibi kokan yemek yeme özlemiyle eve girer. Hanım pencere kenarında divanda, gözü pencerede. Ocak, ha söndü ha sönecek. Aş yok, çorba yok… Kuru fasulye yok, börülce yok, nohut yok, mercimek yok, bulgur yok, pirinç zaten yok. Bunları alacak paraları da yok zaten. Hanımına seslenir: “Hanım getir şu bizim heybeyi” Hanım heybeyi getirir. Onu bir sofranın üzerine boşaltırlar. İçinden bulgurlar, börülceler dökülür. Evin içindeki yanan ocağın üstüne güveci koyarlar. Biraz Zeytinyağı ve soğanı içine doğrarlar. Soğanı pembeleşinceye kadar kavururlar. Yazın kendi yaptıkları salçayı da katarak karıştırırlar. Kuru domatesi, kuru biberde ilave ederler. Heybenin içinden çıkan börülceyi, bulguru katarak su ilave ederler. Kaynaya kaynaya pişirirler. Piştikçe, kaynadıkça etrafa misss gibi kokular yayılır. Sofra kurulur. Pişen yemek, gelir sofraya. Üstünde dumanı tüter buram buram kokusuyla. Yanına keçi sütünden mayaladıkları yoğurdu da koyarlar. Birde kuru soğan patarlar. Bazlama ile afiyetle yerler. Çok da lezzetli olmuş, severler bu çorbayı. Canları istedikçe yaparlar. Heybeden dökülen malzemelerle yaptıkları bu çorbanın adını da “Heybeli Çorba” koyarlar. Konu komşuya bu çorbanın tarifini verirler. Böylece Heybeli Çorba’yı yapanlar çoğalır. Ödemiş’ten bütün köylere, kentlere yayıldıkça yayılır.

Heybeli Çorba kış geldi mi hep aklıma gelir, canım çeker yaparım ben de kuzine sobanın üstünde. Keçi yoğurdu olmasa da yoğurt da koyarım yanına. Birde soğan patarım. Köy ekmeği ile afiyetle yerim bu lezzetli Heybeli Çorba’yı.

Sizlere de tavsiye ederim; yöremizin lezzetli, doyurucu Heybeli Çorba’sını. Yapalım afiyetle yiyelim, nesilden nesile yaşatalım yöremizin Heybeli Çorba’sını.

Heybeli  Çorba

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir