Sorunların yerinde tespiti
Fırtına ve kasırga derken, olan Birgi festivaline oldu. Onca hazırlık, onca beklenti 'selamsız bandosu' benzeri bir...
Fırtına ve kasırga derken, olan Birgi festivaline oldu. Onca hazırlık, onca beklenti ‘selamsız bandosu’ benzeri bir meteoroloji tahminine kurban gitti. Olsun onda da bir hayır vardır diyelim…
4 gün süren tiyatro festivali de geride kaldı. Bence Ödemiş için önemli bir sanatsal faaliyet idi ama ama anlayana… Onu da hazırlıkları süren Ödemişçe’de yazacağım.
**
Bir insan gördüğünü, duyduğunu yani bildiğini yazar. Bilmediğim konularda kalem oynatmasını sevmem. Yazacaksam da önce konuyla ilgili bilgi toplar veya mahalline giderek olayı bizzat yerinde görmeyi tercih ederim.
Anlaşılacağı gibi köşe yazısı yazmak sanıldığı gibi kolay bir iş değildir. Yazabilirsiniz gibi gelir ama bir iki cümlenin ardından gelen başka cümle olmayabilir! Yazı hem birikim gerektirir hem de bazı olumsuzlukları da göze almayı gerektirir.
Geçtiğimiz günlerde, “4 kişiye film oynar mı!” başlığı ile bir yazı yazdım. Yazıda, sinemacılığın yavaş yavaş tarih olmaya başladığını ve işletmeciliğin de kolay olmadığını belirterek, “Öte yandan sinemaseverleri de kırmamak gerekir” çerçevesinde görüş belirttim.
Sinema işletmecisini ve çalışanlarını az çok tanırım. Şimdiye kadar bana karşı yapılmış bir kötülüklerini veya olumsuz tavırlarını görmedim. Görmediğim gibi ben de sinemanın ilgi görmesi için zaman zaman ‘sinema günleri yapalım’ tarzında önerilerim bile oldu.
Uzatmayalım. Sinemanın müdüründen facebook sayfama bir cevap geldi. Cevap ki ne cevap! Bana göre yazının içeriğini anlamadan veya yazı başlığı dikkate alınarak yazılmış bir cevap idi. İlgililer, sayfamdaki konuyla ilgili yanıtı okuyabilirler.
**
Yazılarımı genellikle bir gün önceden yazar ve facebook’tan yayınlarım. Çünkü ertesi günü okul vardır ve yazı ile ilgilenemem. Yazının da gazetenin sayfa tasarımcısına zamanında ulaşması gerekir. Bazen, uyarılar karşısında bir iki düzeltme yaparım.
Gazetede ertesi gün çıkacak yazımı bir gün öncesinden facebook’ta yayınlama işi benim bir yazımın okuyucu ile buluşamamasına neden oldu. O da gazetenin matbaadan parası verilerek toplatılması yoluyla. Oysa bana göre çok güzel bir övgü yazısı idi! Bunu ileride anlatacağım.
Bundan sonra yazılarımı facebook’tan, gazetede yayınlandığı gün paylaşacağım.
**
Yazarın amacı ilgiliyi avlamak değil onu uyarmaktır. Fakat sürekli olarak da uyarmaz sorun genelleşirse yazmak zorunda kalırsınız.
Biliyorsunuz, yapı olarak sokak ve caddelerimizdeki temizlik ve estetik konularını da sık sık yazılarıma taşıyorum. Yazdığım konular sadece beni ilgilendiren sorunlar olmuyor. Sadece beni ilgilendiren sorun olsa bunu ilgili kişilere aktarır düzeltilmesini sağlayabilirim. Bunca yıllık yazarlığın ardından bunu yaptıracak naza ve hatıra sahip olduğumu da tahmin edebilirsiniz. Yani kendimce nazımın geçtiği yerler vardır…
Geçenlerde evimin önündeki bir çöp konteyneri ile ilgili yazdım ama burada asıl eleştirdiğim konu vatandaşın duyarsızlığı ve dikkatsizliği idi. Sağ olsun ilgili arkadaş hemen gereğini yaptı ve ortalık tertemiz oldu. Beni de arayıp ‘uyardığın için teşekkür ederiz hocam’ dedi.
Malum, artık bir harabeye dönüşen eski hastane binamız var. Konu birkaç kez de gazetemizde haber oldu. Ben de yazdım. Eski hastanenin kuzey bölümünde 5 bankanın ATM’si var. ATM’ler bankalardaki kuyrukların önlenmesi için güzel bir teknoloji. Fakat, bunların çatıları her yağmurda suyla dolduğu için sanıyorum bütün ATM bakıcıları sık sık çürüyen bu çatıları değiştirmek zorunda kalıyorlar. Kimsenin dikkatini çekmez mi bu su dolan çatılar sorunu anlamıyorum.
İnsanlar, ATM’den işlem yapabilmek için bazen acele ediyorlar ve araçlarını da dörtlüleri yakıp hemen karşıya park ediyorlar. Tabi trafik tıkanıyor ve sinir harbi başlıyor. Kimse başkasının hakkına saygı göstermiyor. Kendi işlerinin biran önce bitmesi daha önemli!
Öte yandan bu ATM’lerin arkasında geceleri küçük çaplı meyhaneler kuruluyor ve gece kullanılan şişeler, poşetler, çekirdek ve midye kabukları burayı çöplüğe çeviriyor.
Daha arkadaki çöp konteynerinin hali hazır durumunu yazmayacağım. Belediyenin ilgili kişileri her şeyi göremez… Bu her sorunlu insanın başına polis dikmek gibi bir şey olur.
Bu ATM meselesini neden yazdım?
Bence belediyenin ilgili birimleri cadde ve sokaklardaki esnaf ve sakinlerle arada sırada lokal toplantılar yapıp ortaya çıkan sorunları sahiplerinden dinleyip yerinde tespit etmeliler.
Dedim ya amacım ilgiliyi avlamak değil genelleşen sorunlar hakkında ilgili kişileri ve kurumları uyarmaktır.
Tabi yine anlayana ve değer verene…