Heykel ile resim farklı mı!

Biliyorsunuz, Doğu toplumlarında heykele iyi gözle bakmazlar. Hatta adını koyacak olursak 'put' olarak bakarlar. Bu nedenledir...

Biliyorsunuz, Doğu toplumlarında heykele iyi gözle bakmazlar. Hatta adını koyacak olursak ‘put’ olarak bakarlar. Bu nedenledir ki heykel sanatı, bizim de kısmen içinde bulunduğumuz Doğu toplumlarında gelişmemiştir. Bu heykeli put olarak görme bilinci o kadar ileri gitmiştir ki eline tahra veya balyozu geçiren bazı ‘meczup’ kişiler, büyük bir sevaba girdiklerini sanırlar.

Heykel, Türkçeye Arapça ve İbranice ve Aramice/Süryanice gibi akraba dillerden girmiş. “Muazzam yapı, abide, anıt” gibi anlamları varmış.

Yanılmıyorsam Türk Dil Kurumu da 70’li yıllarda heykel yerine yontmak eyleminden ‘yontu’ sözcüğünü öne çıkarmaya çalışmıştı ama tutmadı.

**

Sanat sözcüğü de dilimize Arapçadan girmiştir. Düz sözlük anlamı, “İmalat, işçilik, ustalık” anlamına geliyormuş. “Sanat ve zanaat arasında fark vardır” deriz biz öğrencilerimize…

Zanaat, bir işe yaraması amacıyla ortaya ürün çıkarırken sanat, insanın duygularına hitap eden işler ortaya çıkarır. Aslında hepsi de zanaatın içinde yer alır ama eğer duyguları harekete geçiriyorsa biz ona sanat diyoruz.

Buna göre örneğin bana göre dökme heykeller sanat değildir. Oradaki sanat, o heykelin kalıbını yapmaktır.

**

Zanaat deyince akla marangozluk, demircilik ve elektrikçilik gibi iş kolları gelirken sanat deyince de müzik, resim, heykel ve tiyatro gibi eğlence sektörü gelir. Zanaatçı, insanın ihtiyaçlarına yanıt verirken sanatçı da insanın duygularına hitap eder.

İslam dünyasında sanat konusu, günah kavramı ile birlikte değerlendirilir. Hatta ‘yaratma’ kelimesi de İslami duyarlılığa sahip kesimlerde yasak kelimeler arasında yer alır.

**

Çok uç bir örnek verirsem kendisine Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adını veren kanlı örgütün 2000’li yıllarda Suriye’deki Palmyra antik kentine verdiği tahribatı hatırlarsınız. Hatta cami ve minare yıkım görüntülerini de… İdeolojik gerekçelerini bir yana koyun, heykele karşı gösterilen tavır açıktır.

Sanatın bir başka kolu olan resme karşı gösterilen tavır da bundan farksızdır.

**

Şimdi konuyu dağıtmayalım.

21’inci yüzyıla geldiğimizde bu konuda bir esneme yok mu sizce! En azından bir bacağını Avrupa’ya atmış ülkemizde?

Bakın, devlet dairelerinde resimsiz makam odası artık kalmadı. İlerleme var.

Ve birçok şehirde ‘kültürel tanıtım’ amacıyla çok sayıda heykel dikilmeye başlanmadı mı? Bunda da gelişme var! Fakat binlerce yıl öncesinden kalma kusursuz ve estetik heykellerin yanında bizimkiler biraz komik ve kaba düşmüyor mu?!

Şaka gibi!

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”

Bakmadan Geçme