Advert
Advert

"Bir anlık düşünmeden yaptığımız davranış bütün depremzedeler için bir travma"

Küçük Menderes
test Bu içerik 507 kez okundu.

Psikolog Rezzan Karluk, 30 Ekim Cuma günü yaşanan İzmir Depremi'nin ardından deprem anındaki paniği ve sonrasında yaşanılabilecek strese bağlı travmaları sadece Küçük Menderes Gazetesi'ne anlattı.

Deprem anında niçin panikliyoruz?

Kontrol edemediğimiz bir durumla karşılaştığımızda ve bu durum beden bütünlüğümüzü tehdit ettiğinde savunma mekanizmamız ortaya çıkıyor. Biz buna kaç ya da savaş tepkisi diyoruz. O durumda kaçan oluyorsam ya da o durumla savaşamayacağımı düşünüyorsam bir tepki daha geliştiriyorum. Bu tepki de donakalma tepkisi oluyor. Bu donakalma tepkisi de bizim vücudumuzda özellikle stres ve kaygıyla ilintili olan kortizol hormonunun yüksek seviyelerde seyretmesinden kaynaklanıyor. Beynimiz; dürtüsel beyin, hayvansal beyin, duygusal beyinden oluşuyor. Bu travma anlarında duygusal beynimiz o kadar aktif oluyor ki frontel korteksimizi blokluyor yani biz normal bir şekilde düşünemiyoruz. Buna bağlı olarak da tamamen dürtüsel şekilde hareket ediyoruz. Örneğin böyle anlarda kimimiz kendini balkondan atmayı düşünüyor, kimimiz merdivenlere koşmayı planlıyor, kimimiz de bilincimiz kapalı bir şekilde sadece çığlık atıyor. İşte biz bunları tamamen kortizol hormonunun etkisiyle duygusal beynimizin aktive olmasından dolayı yaşıyoruz.

Deprem anında yaşadığımız paniğe engel olmamız mümkün mü?

Bu gibi anlarda duruma etki etmek ya da "Dur, kendine gel" demek çok da mümkün değil. O an herkes kendi derdine düşüyor. Kişi, kendini bir şekilde korumaya çalışıyor ancak sonrasında kendimizi sakinleştirmek için bir şeyler yapabiliriz. Deprem bitti, dışarı çıktık, hemen kendime birtakım sorular sormalıyım. Benden daha çok panik yaşayan bir kişi görüyorsam aynı şekilde ona da sorular yöneltmeliyim. Örnek verecek olursam, ben depremden daha az etkilendim ve karşımdaki kişinin daha çok etkilendiğini fark ediyorum. Ona hemen sorular sormalıyım: "Şu an neredesin? Adın ne? Kaç yaşındasın? Bugün günlerden ne?"

Bu şekilde sorularla kişiyi kendine getirmeye çalışabilirim ancak kişinin bu sorulara cevap vermeye hazır olmadığını görürsem o zaman da komut verir gibi konuşabilirim, "Bana bak, şimdi benimle beraber nefes al."

Dediğim gibi o anda karşımdaki kişiye nefes egzersizi yaptırabilirim. Nefes egzersizi en temel şekilde şöyle: Sanki çok güzel bir şeyi kokluyormuş gibi nefesimi alacağım, birazcık tuttuktan sonra bir mumu üflüyor gibi ağzımdan vereceğim. Bu egzersizle durumu biraz stabil hale getirmeye çalışacağım. Bu stabilizasyon, birçok kişiye çok iyi geliyor çünkü kandaki oksijen seviyesinin yükselmesi duygusal beynin biraz daha yavaşlamasını sağlıyor.

Şunu da belirtmek de fayda var: Kortizol hormonu, beynimizde ve vücudumuzda bir şekilde saklı kalabiliyor ve bu yüzden etkilerini günlerce yaşayabiliyoruz. "Ne oluyor?" derseniz, uykumuzda düzensizlik olabiliyor; ya çok uyuyoruz ya hiç uyuyamıyoruz ya da uyuyoruz ancak çok sık uykumuzdan uyanıyoruz. Değişik rüyalar görebiliyoruz ve bu rüyalar depreme dayalı anılarla besili oluyor. Aşırı şekilde kendimizi yemeğe verebiliyoruz ya da yemeden içmeden kesilebiliyoruz. Odaklanamayabiliyoruz, işimize gidip gelemiyoruz,  ilişkilerimizde sıkıntılar yaşayabiliyoruz. Sürekli öfkeli ve kızgın olabiliyoruz ya da tamamen içimize kapanabiliyoruz. Kimseyle konuşmak, görüşmek, iletişim kurmak istemiyoruz ya da yalnız kalmaktan korkabiliyoruz. Her an deprem olacakmış gibi hissedebiliyoruz veya her an "Sallanıyor muyuz?" hissini yaşayabiliyoruz. Bunlar, şu an için anormal bir duruma verdiğimiz normal tepkiler.

Bize düşen görev, kendimizi takip etmek. Bir ay ya da bir buçuk ay içinde kendime şu soruları sormalıyım: "Tepkilerim azalarak mı devam ediyor yoksa her geçen gün artıyor mu?" Eğer tepkilerim yükselerek devam ediyorsa yaşadığım bu şey, artık akut stres bozukluğundan çıkıp çok kuvvetli olasılıkla travma sonrası stres bozukluğuna doğru gidiyordur ve bu noktada benim bir uzmandan destek almam gerekir.

Depremi yaşayan herkes deprem anından aynı oranda mı etkilenir?

Depremden hepimiz aynı oranda etkilenmiyoruz. Kimimiz o anı daha hafif atlatırken kimimiz çok ciddi travmatik bir deneyime sahip oluyor. "Bu, neye göre değişiyor?" derseniz bu durum, öncelikle yaş grubuna göre değişiyor. Diğer bir önemli kriter ise benim psikolojik arka planım. Yani ben depremden önce nasıl bir psikolojik hayata sahiptim? Çocukluk ve ergenlik çağı travmalarım var mıydı? Çünkü çocuklukta yaşadığım travmalar, deprem sonrasında hayatımı çok ciddi bir şekilde etkileyecektir. Mesela bazıları diyebilir: "Benim travmalarım yok. Harika bir çocukluk geçirdim, çok mutluydum." Belki de sahip olduğum başka nedenlerden dolayı psikolojik sorunlarım vardı. Bunlardan dolayı da ben, deprem sonrasında çok ciddi tepkiler verebilirim.

Öte yandan bizim psikolojik sağlamlılık dediğimiz bir şey var. Psikolojik sağlamlılık, kişiden kişiye göre değişir. Kişi başına gelen olayla nasıl baş edebiliyor? Nasıl kabul edebiliyor ve nasıl çözüm üretebiliyor? Bu, kişiden kişiye değişebilen bir şeydir. Psikolojik sağlamlılık, kırılmadan eğilebilmektir. Bir diğer unsur da sosyal destek konusudur. Örnek verecek olursam, "Ne mutlu ki ben, ailemden kimseyi kaybetmedim. Şu an sağlıklıyım. Hayattayım." İşte bu durum bile benim bununla baş etmeme katkı sağlar.

Depremin 65. saatinde enkazdan çıkarılan 3 yaşındaki Elif ve 91. saatinde enkazdan çıkarılan Ayda, depremi yaşadıklarının farkındalar mı? Gelecek dönemde bu konuyla alakalı travma yaşarlar mı?

Çok kuvvetli olasılıkla Elif ve Ayda, göçük altında oldukları zaman bu durumu fark edemedi, idrak edemedi. Bir yetişkin göçük altında olduğunda deliruma kadar gidebiliyor çünkü yetişkin neyin ne olduğunun farkında ancak çocuklar, özellikle o yaş grubundakiler bu durumun çok da farkında değil. Tabi ki de bu çocukların fiziksel tedavileri bittikten sonra psikolojik olarak çok ciddi bir tedavi sürecine girmeleri gerekli. Bu tedavi sürecinin onların hayatını olumlu yönde etkileyeceğini, ondan sonraki süreçlerde de başlarına gelen olaylarla daha kolay baş edebilmelerini sağlayacaktır fakat çok ilerleyen zamanlarda yine birtakım sorunlar yaşayıp yaşamayacakları ölçütünde bu tamamen onların bu süreçte ne kadar toparlandıklarına, ailelerinin onları ne kadar desteklediğine ve o süreçte yaşayacakları diğer olaylarla ilintili bir şey olacak. Dilerim ki bir kez daha baş edemeyecekleri kadar zor bir durumla bir daha karşılaşmazlar.

Elif ve Ayda'nın medyada bu kadar dile getirilmesi, gösterilmesi özellikle sosyal medyada psikologlar tarafından oldukça eleştirildi. Sizce de bu durum, eleştirilmesi gereken bir durum mu? Gelecek dönemde bu görüntüler, enkaz altında kalıp kurtarılan insanlara zarar verir mi?

Bence burada dikkat edilmesi gereken üç nokta var. Birincisi, sosyal medyada yaptığımız bu paylaşımlarla sosyal medyada duygudaşlığımızı dile getiriyoruz. O paylaşımlarla bilinçaltımızda,"Mutluyuz, sevinçliyiz, aynı zamanda da minnettarız" mesajı veriyoruz fakat bu bir anlık düşünmeden yaptığımız davranış, sadece bebekler ya da çocuklar için değil, bütün depremzedeler için bir travma. Bu kişiler, kendilerini toparladıktan ve normal hayatlarına döndükten sonra bu görüntüleri gördüklerinde çok kuvvetli olasılıkla tekrar tekrar travmatize olacak. Bu kişiler, o görüntülerle tekrar o anı, o korkuyu yani duygularını hatırlayacak ve bu, insan eliyle yapılmış bir durum olacak onlar için. Biz, onlara iyi gelmeye çalışırken aslında onları travmaya sürüklemiş oluyoruz. Düşünsenize ben, en mahrem halimle milyonlarca insanın önündeyim.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Hayatımız devam ediyor ve hayatımız süresince kontrol edebildiğimiz ve kontrolümüzde olmayan şeyler var. Doğal afetler de kontrol edemediğimiz şeylerden biri. Tabi ki de hepimiz çok korktuk, endişelendik ama bu durumda yapabileceğimiz en iyi şey, öncelikle önlemlerimizi alıp bilinçlenmek. Sonrasında ise hayatımıza kaldığımız yerden bir şekilde devam etmeye çalışmak çünkü görev ve sorumluluklarımız, bizi aynı zamanda besler ve hayatımıza devam etmemizi sağlar. Herkese tekrardan çok büyük geçmiş olsun.

Ece Köseoğlu

 

Sende Yorumla...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Toplu sözleşme için görüşmeler başladı
Toplu sözleşme için görüşmeler başladı
Kısıtlama bu akşam başlıyor
Kısıtlama bu akşam başlıyor