Domates, biber, patlıcan ve Dolar…

'Kardeşim, dolar yükseliyor anladık da domatese ne oluyor?' sorusunu soranlar oluyor bugünlerde. Soruyu soranlar, benim gibi...

“Kardeşim, dolar yükseliyor anladık da domatese ne oluyor?” sorusunu soranlar oluyor bugünlerde.

Soruyu soranlar, benim gibi dövizin yükselme veya liranın düşme mantığını çözemedikleri için bu işe bir kılıf bulma sevdasına düşüyorlar. Bencileyin ekonomiden fazla anlamayan bir edebiyat öğretmeni için yükselme veya alçalma mantığını kavrayamayanlar, belki Ayşe teyzeye mantıklı açıklamalarda bulunamıyor ama hep birlikte alım gücümüzün her geçen gün azaldığını somut olarak yaşıyoruz.

Hele bir de bazı TV kanalları çarşı pazarda spekülatör arama sevdasına düşmüşler ki evlere şenlik!

Aracı ve tefeciye yıllardır ses çıkarmayanlar birden bire üretici dostu kesildiler. Öyle ya tarlada 2 lira olan bir ürün nasıl oluyordu da pazarda 5-10 lira arasında satılıyordu!

Hatırlar mısınız bir ara patates fiyatları biraz artıvermişti de ortalık ayaklanmış ithalat söylentileri ile çalkalanmıştı. Nedense bu ortalık, fiyatlar üretici lehine artınca ayaklanıveriyordu!

Dengesizlik sadece domates ve patateste mi! Tabii ki hayır.

İşte size hafta içinde yayınlanan haberlerden biri:

“Fındıkta fiyat düşmüyor. Üretici fiyatları 9,5 liraya kadar düştü ama perakende fiyatlar 70 liraya kadar çıkıyor. Türkiye’nin fındık ihracatı ise 2,8 milyar dolara ulaşıyor”

Ben hiçbir dönemde üreticinin kazandığını düşünmüyorum. Üretici her zaman piramidin en altındadır. Ama görünen, hep en üstteki bayrak açandır.

Konuyu dağıtmadan dövizdeki yükseliş ile çarşı pazarın ilişkisini göremeyenlere bir iki cümle kuralım.

Domatesin tohumu ithal olduğu için parası artıyor mu? Artıyor…

Domates üreticisi tarlasını sürmek için mazot kullanıyor mu? Kullanıyor…

Gübre fiyatları dövize endeksli olarak artıyor mu? Artıyor…

Ve sulama! Genellikle elektrikle yapıldığı için diğer girdilerle birlikte maliyet yükselmiyor mu!

Ambalaj kağıdının ücreti bile yerinde durmuyor!

Sonra, bu domates üreticisinin çocuğu okula gitmiyor mu!

Domates üreticisi giyim derdinde değil mi? Isınma ve barınma ücretleri sabit mi?

Geçen yıl pazardaki domatesin fiyatı ortalama 1-3 lira civarında iken bu yıl 3-7 lira arasında değişiyor. Bu fiyatlar Ödemiş pazarında böyle; büyük şehirlerde durum nedir bilemiyorum.

Toparlarsak, genel olarak tüketici domates fiyatının 1 lirada sabitlenmesini istiyor…

İyi ama domates üreticisi kazanmayacaksa niye üretsin?

Market aldığı ürünün fiyatına en az %30 koyarak tüketiciye ulaştırırken neden domates üreticisi maliyetin üstüne %30 koymasın?

Alın size limon ile ilgili başka bir haber:

“Bazı market ve pazar tezgâhlarında limonun kilogram fiyatı 10 TL’yi buldu. Üreticiler limonun tarlada 1 TL ile 1,8 TL arasında satıldığını, artan fiyatların ihracat kaynaklı olabileceğini belirtti. İhracatçılar ise ihracatın tam olarak başlamadığını, fiyatların artmasında ihracatın etkisinin olamayacağını söyledi”

Ben kendimi bildim bileli bu tartışmaları dinler, benzer haberleri okurum.

Neymiş efendim serbest piyasa ekonomisi imiş…

Ne yapsın üretici! Tüccarın, alım yaptığına şükreder duruma gelmiş.

Kooperatif dersin, birlik dersin… Kimse dinlemez, dinlemediği gibi senden kaçar…

“Üreticiden tüketiciye en kestirme yol” dersin, “Hariçten gazel okuyorsun!” derler..

“Akrep Gibisin Kardeşim” şiirinin sonunda ne diyor Nazım Hikmet!

“…

Ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek eğer / ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak / kabahat senin, – demeğe de dilim varmıyor ama – / kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”

Siz varın bataklığı görmek yerine sinek avcısı kurtarıcı aramaya devam edin…

Bakmadan Geçme