Doğru insan!

Sosyal medya, öyle bir deniz ki içinde boğulmamak için biraz bilgi, biraz deneyim biraz da sakinlik...

Sosyal medya, öyle bir deniz ki içinde boğulmamak için biraz bilgi, biraz deneyim biraz da sakinlik gerektiriyor. O denize bir daldınız mı dünyayı dolaşabilirsiniz… Ama dikkat etmezseniz karaları da ihmal edebilirsiniz.

Özellikle birebir çeviri ile ‘yüz kitabı’ anlamına gelen Facebook..

Kısaca ‘Face’ olarak adlandırırsak kimi arkadaşların sürekli o denizde yüzdüğünü görüyorum. Hele o ‘beğen’ ve ‘paylaş’ butonları yok mu! İnsanın egolarını cezbediyor tabii ki…

**

Öte yandan sosyal medyada her okuduğuna ve gördüğüne inanan önemli bir kitlenin varlığı da başka bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Kimileri, yazıyı okumadan ve anlamadan beğen butonuna basıveriyor. “Buradayım” diyor. “Seni takip ediyorum.”

Sanıyorum en çok yazılan yorum cümlesi de “Başınız sağ olsun abim.”

Geçenlerde ‘arkadaş’ kelimesi ile ilgili bir açıklama okudum. Arkadaş, eski Türklerden girmiş, ‘arka taş’ ile devam edip dostluktan dem vurmuş. Halbuki ‘aynı arkanın peşinden giden’ demek. Karındaş, aynı karından; vatandaş, aynı vatanda olan… Adaş, soydaş…

**

Biliyorsunuz bir de ‘atarlı’ ve ‘giderli’ cümle yazmayı seven de bir kitle var. Kendini antik düşünür Platon sananlar… Ortaya atılan laf; kime giderse!

Açıyorum telefonu, “Hayırdır bir şeyler mi var!” diyorum… “Yok abi lafı beğendim, ben de paylaştım” diyor.

Neyse, dağıtmadan sadete gelelim. (kelimenin aslı sadat / Maksat, amaç, konu, ilgi…)

Bilirsiniz ‘Başlamak, bitirmenin yarısıdır’ şeklinde bir söz vardır. Başlamak için de niyet etmek gerekir.

Niyet de Arapça kaynaklı bir sözcük. “Plan ve tasarı” sözcüğünden alıntı imiş. O halde bir işe başlamadan önce tasarlamak yani niyette bulunmak gerekirmiş.

Murad da Arapça kökenli bir sözcük. Türkçe kelimelerde ‘d’ sesi sonda bulunmadığı için ‘t’ şeklinde kullanılıyor: Muradın anlamı, “istenen şey, dilek.”

“Kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz. Ancak anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç kelimenin yazılışında bu kurala uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı demir), saç (kıl)”

İrade kelimesi ile akraba. İrade; ‘dilek, istek ve buyruk’ demek….

Toparlarsak bir iş yapmak için niyet etmek yani tasarlamak, plan proje çizmek gerekir. Sonra geciktirmeden başlamak… Ve savsaklamadan bitirmek…

Bugün de amma dağıttım!

Konuyu hemen toparlamam lazım…

Çevremde öyle işler görüyorum ki dostlar alışverişte görsün cinsinden yapılmış. Oldu mu oldu, yapıldı mı yapıldı. Nasrettin Hoca’nın dediği gibi “Dostlar alışverişte görsün!”

Fıkra bu ya, Nasrettin Hoca bir gün pazarda “dokuz yumurta bir akçeye” diye bağırmaya başlamış. Oradan geçen bir esnaf da “Yahu hocam! Dokuz akçeye sekiz yumurta aldın, zarar edeceksin” deyince Hoca da karşılıksız bırakmamış. “Boş ver, dostlar alışverişte görsün” demiş.

Açık söyleyeyim, herhangi bir kişiyi veya makamı hedef tahtasına oturtmuş değilim. Atar ve gider yapmıyorum. İmalı cümleler kurmuyorum. “O bilir kendini” de demiyorum…

Ana fikir şu: “Memlekette doğru insanları bulmak ve doğru işler yapmak gerçekten zor iş!”

Ama bakarsan herkes doğru insan!

Bakmadan Geçme