Hunlar arasında bir Çinli

M.Ö. 206-M.S. 220 yılları arasında Çin, Han Hanedanlığı tarafından yönetilmekteydi. Hanedanlığın erken dönemlerinde göçebelere karşı yumuşak...

M.Ö. 206-M.S. 220 yılları arasında Çin, Han Hanedanlığı tarafından yönetilmekteydi. Hanedanlığın erken dönemlerinde göçebelere karşı yumuşak bir politika izlenirken altıncı Han imparatoru Wu-ti, başa geçtiğinde Hunlara karşı saldırgan bir politikayı tercih etti. Çinliler, barbar olarak gördükleri göçebelere karşı üstünlük tavrı benimsemişlerdi ancak asıl üstün olan taraf göçebelerdi. Gittikçe yoğunlaşan ticaret, işte bu göçebe Hunlar tarafından tehdit ediliyordu ve her an tamamen engellenebilirdi. Ayrıca Çinlilerin düşmanı olan Tibetliler ve Hunlar arasında başlayan ilişkiler, Çinlilere karşı bir ittifaka dönebilirdi. Bu tehlikeler nedeniyle imparator, Hunlara karşı diğer göçebe kavimlerle ittifak olasılığını araştırmak için Hun topraklarının ötesine bir elçi göndermeye karar verdi. Aslında Çinliler, Hun topraklarının gerisinde yaşayan halkları tanımıyorlardı. Batıda güçlü devletler olduğuna dair bilgilerinin kaynağı, saraya getirilmiş esirler, gezginler, tacirler ve kervanbaşlarıydı.

Bu hassas görev için seçilen Chang Kien, saray nöbetçilerinin başında bulunan oldukça güçlü, korkusuz, dürüst ve hükümdarına sadakatle bağlı biriydi. M.Ö. 138 yılında yanına yüz tane gönüllü alarak yolculuğa çıktı. Amaçları, Hun topraklarındaki yüksek tepelerden onlara görünmeden geçerek bugünkü Batı Türkistan'da o zamanlarda yaşayan eski bir kavim olan Yüeçilere ulaşmaktı ancak Hun topraklarına adım attıktan çok kısa bir süre sonra fark edilip yakalandılar. Esir alınan Çinliler, Hun hükümdarının karşısına getirilip sıkı bir sorguya çekildiler. Hükümdar, Chang Kien'in cesaretinden ve açık sözlülüğünden hoşlandı ve onları idam ettirmedi. Belli bir kontrol altında Hunlar arasında yaşadılar, evlendiler ve yeni bir hayat kurdular. Zamanla üzerlerindeki kontrol de gevşedi.

Chang Kien, on yıl boyunca Hunlarla beraber yaşarken onları gözlemledi, onlar hakkındaki her detayı öğrendi. O dönemde dünya üzerinde yaşayan Çinliler arasında Hunları bu kadar iyi tanıyan tek kişiydi. M.Ö. 128 yılında fark edilmeden Hun topraklarından çıkmayı başaran Chang Kien, haftalar süren uzun bir yolculuktan sonra Yüeçilerin merkezine ulaştı. Yıllarca özenle sakladığı yak kılından yapılmış yelpazesi, Çin'in yasal elçisi olduğunu kanıtlıyordu. Yak kılından yapılmış yelpaze, o dönemin diplomatik pasaportu sayılırdı.

Yüeçiler, Çin elçisinin ziyaretinden onur duydular ancak Çinlilerle anlaşıp askeri bir harekatta Hunlara karşı savaşma fikri onları korkuttu. Hunlar, kendilerine ihanet edenlere karşı acımasızdı. Onları kendilerine düşman etmek istemeyen Yüeçiler, ittifak teklifini reddettiler. Chang Kien, ittifak sağlayamadan eli boş bir şekilde ülkesine dönerken tekrar Hunlara yakalandı. Eski Hun hükümdarı ölmüş, yerine geçen oğlu ise Çin yanlısı bir politika izlemeye başlamıştı. Bunu izleyen taht kavgaları, Chang Kien'in ölümden kurtulup kaçmasına fırsat tanıdı. Yüz adamından kalan birkaç kişiyle birlikte Hun topraklarından kaçarak M.Ö. 125 yılında Çin'e ulaştı. Diplomatik olarak başarısız olmasına rağmen getirdiği paha biçilmez bilgiler nedeniyle asalet unvanı ve hediyelerle ödüllendirildi.

Chang Kien'in getirdiği bilgiler, kısa süre içinde faydalı olmaya başladı. Zamanımızda Özbekistan'da bulunan bir şehrin adı olan Fergana, eskiden çok daha geniş bir bölgenin adıydı. Burası, Orta Asya bozkırlarını Çin, Hint ve İran topraklarına bağlaması açısından önemli bir bölgeydi. Bu stratejik bölge hakkındaki en eski kayıtlar, Chang Kien'e aittir. Fergana'da dinlenmek için uzun bir süre konaklayan Chang Kien; bu bölgede de boş durmamış, ülkesinin çıkarına gözlemlerde bulunmuştu. Çin atlarından daha sert toynaklı, dayanıklı atlar görmüştü. O dönemde henüz atları nallamak gibi bir uygulama olmadığından Çin'in bu özellikte atlara çok ihtiyacı vardı.

Ayrıca M.Ö. 121-119 arasında Hunlarla yapılan savaşta 100 binin üzerinde at kaybedilmişti. Nitekim Chang Kien imparatora bu sert toynaklı, dayanıklı atlardan bahsettiğinde imparator hemen bölgeye elçi gönderdi ve üretmek için belli bir miktar at gönderilmesini rica etti. Çin kendilerine uzak olduğu için yöneticiler teklifi reddetmeyi bir tehlike olarak görmediler ve elçileri geri gönderdiler. Bu sebeple çıkan savaşta Çin, 60 bin askerle yola çıkıp sadece 10 bin askerle geri dönebildi ancak rakiplerini köşeye sıkıştırıp istediği değerli atlara da sahip oldu.

İmparator Wu-ti, Hunların kendileri için güçlü bir tehdit olduğunu bildiğinden tez vakitte onlardan kurtulmak istiyordu. Çok güvendiği ve Hunları en iyi tanıyan kişi olan Chang Kien'i ordusunun başına koyup Hunların üzerine yolladı. Hunlar, askeri bakımdan çok güçlüydü ve Chang Kien ağır bir bozguna uğrayarak geri kalan askeriyle birlikte saraya geri döndü. O dönemlerde Çin'de yenilen ve sonuna kadar savaş alanında kalmayıp geri çekilen tüm komutanlar ölüm cezasına çarptırıldığı için tüm sadakatine rağmen Chang Kien de ölüme mahkum edildi.  İmparatorun yakın çevresi tarafından da oldukça sevilen elçi, onların ısrarları üzerine affedildi. İmparatorun güvenini yeniden kazanarak Hunlara karşı ittifak aramak için Hunların bir diğer komşusu Wu-sunlara elçi olarak gönderildi. Wu-sunlar, Türk kökenli oldukları kabul edilen göçebe bir halktı. Onlar da Yüeçiler gibi Hunların gücünden çekindiler ve Çinlilerle askeri bir birleşmeye razı olmadılar. Yine eli boş dönmesine rağmen Chang Kien, edindiği bilgiler ve kurduğu yeni ilişkiler sayesinde imparator tarafından ödüllendirildi. İmparator Wu-ti'ye ve onun hırslı planlarına yıllardır canla başla hizmet eden Chang Kien, son yolculuğundan döndükten bir yıl sonra imparatorun yakın dostu ve çok saygın bir adam olarak öldü.

Chang Kien'in gerçekleştirdiği yolculuklar oldukça önemliydi çünkü onun 11.5 yıl süren ilk görevi sonucundaki raporları bile Çin'in göçebe kavimlerle ilişkilerinin doğası, İç Asya kültür ve coğrafyasına Çin'in bakışı ve bu bölge ticaretinin gelişimi gibi konular hakkında değerli detaylar sunuyordu.

Chang Kien'in raporları, birçok konuda bilgi verdiği için daha sonraki siyasi ve ekonomik istihbarat çalışmaları açısından Çin'e oldukça faydalı oldu. Bir diğer yararı da İpek Yolu'nun gelişimini teşvik etmesiydi çünkü ticaret yolları daha önceki dönemlerde var olsa da Han Hanedanlığı, İpek Yolu tarihinde bir dönüm noktasıdır.

Velhasıl Chang Kien, Çin'in Orta Asya politikasını başlatan elçidir. Yaptığı seyahatlerde birçok yöneticiyle bizzat tanışmakla kalmamış, batıda kendi bildikleri coğrafyanın ilerisinde kendileri kadar güçlü başka devletler olduğunu da öğrenmişti. Bu bakımdan Çin'e oldukça yararı dokunmuştu. Chang Kien'in Hunlar ve komşu devletleri hakkında kaydettikleri, o zamanlar sadece Çinlilerin işine yaradı. Günümüzde ise o devirde Orta Asya'nın durumu, orada yaşayan halklar ve onların sahip oldukları özellikler hakkında değerli bilgiler sunması açısından tüm dünyada ilgili konulardaki araştırmalara fayda sağlar.

Bakmadan Geçme