Ant ve sözleşme şeysi

'Size bişey diyebilir miyim?' 'Şey' madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda...

'Size bişey diyebilir miyim?'

'Şey'; madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir sözdür.

Türkçeye Arapçadan girmiştir. Eşya da şey'in çoğuludur. Yani 'Şeyler' demektir.

Alın size üç yardımcı fiil ve bir şey ile geniş anlamlı bir cümle: 'Şeyi şey edince şeyin şey yapmasına şey olmaz.'

Ant ve sözleşmenin anlamları, birbirine çok yakındır. Her ikisi de söz verme ile ilgilidir.

Bir süredir 'andımız' adı verilen öğrenci andı ve 'İstanbul Sözleşmesi' adı verilen kadın hakları ile ilgili sözleşmeyi tartışıyoruz.

Herkesin bir heybesi var ve zamanı gelince eller o heybeye atılıyor ve heybedekiler, bir bir çıkarılıp kılıç gibi kullanılıyor.

'Andımız' olarak bilinen öğrenci andı, ilk defa 1933 yılının 23 Nisan kutlamaları sırasında Ankara'da bir törende toplanan çocuklara hep bir ağızdan söylettirilmiş. Cumhuriyetin ilanından 10 yıl sonra. 2. Dünya Savaşı'ndan önce. Metnin yazarı, dönemin Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip.

'Türk'üm, doğruyum, çalışkanım. / Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir. / Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. / Varlığım Türk varlığına armağan olsun'

Metne 1972'de ekleme yapılmış ki bunu ben de hatırlıyorum:

'Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk: açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu Türk'üm diyene'

Girişteki 'budun' kelimesi de Arapçadan dilimize giren 'millet' kelimesi ile değiştirilmiş.

1997'de de bazı değişiklikler yapılarak yasa yerine ilke kelimesi tercih edilmiş

2013'teki 'Çözüm Süreci' adı verilen dönemde de okullarda okunmasına son verilmiş.

Benim merak ettiğim, öğrenci andı ile İstiklal Marşı'nın anlam bakımından ne farkı var?

Fark; Ant'a sonradan eklenen Atatürk, İstiklal Marşı'nda bulunmayan Türk kelimelerinde mi?

**

Gelelim İstanbul Sözleşmesi'ne…

Temel karşı çıkış noktalarına bakarak genel anlamda; aile düşmanı olduğu, Türk gelenek, örf ve adetlerine uymadığı ve sıra dışı cinsel eğilimlere kol kanat gerdiği iddiaları var.

İyi de neresinde var?

Bence karşı çıkışların temelinde 'Kadın veya kızlar ses çıkarmasın' var… 'Kadın ve kızlar boyun eğsin' var…

Gelenek ve görenek dediğiniz küçük yaşta evlendirmek ise, gelenek ve görenek dediğiniz başlık parası ise, gelenek ve görenek dediğiniz kadının yeri kocasının evidir ise…

Gelenek ve görenek dediğiniz, berdel adı verilen ailelerin karşılıklı olarak kızlarını birbirine gelin vermeleri ya da evlenecek iki erkeğin, ailelerindeki kızları karşılıklı olarak kendilerine eş olarak seçmeleri ile gerçekleşen bir evlilik yöntemi ise…

İşte sözleşmenin amaç bölümündeki ilk maddeleri:

  1. a) Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak;
  2. b) Kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak;
  3. c) Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak;
  4. d) Kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak;
  5. e) Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak.

Şey, siz neye şeysiniz?!

Bakmadan Geçme