Advert
Advert
Eski Roma inancı ve Vatikan’a kalanlar
Filiz Akın Özcan

Eski Roma inancı ve Vatikan’a kalanlar

Bu içerik 561 kez okundu.
Advert

Roma, Hıristiyanlık resmi din olarak kabul edilene kadar çok tanrılı bir inanışa sahipti ve Roma devlet hayatında din, çok önemli bir rol oynardı. İbadet yalnız devlete ait bir iş olmakla kalmaz, aynı zamanda devleti ilgilendiren bir iş yapılmadan önce tanrıların arzusunu öğrenmek de gerekirdi. Nitekim Romulus’tan yani Roma’nın kurucusundan sonra kral olan Numa Pompilius, halk tarafından oy birliğiyle kral seçildiği halde seçimin tanrılar tarafından onaylanması için tanrılardan mesaj isteme töreni yapıldı. Efsaneye göre Roma’nın ilk dini teşkilatını oluşturan da Kral Numa’dır.

Roma’nın en önemli tanrıları şu şekildedir:

Jupiter (Gök tanrısı) - Yunan mitolojisindeki karşılığı Zeus’tur.

Janus (Geçitlerin, kapıların ve başlangıçların tanrısı) - Bir yüzü sağa, bir yüzü sola bakar şekilde iki yüzlü olarak tasvir edilir. Batı dillerinde Ocak ayının adı olan January, Janvier, Januar gibi kelimeler tanrı Janus’tan gelir.

Saturnus (Tabiat ve ormanlar tanrısı) - Yunan mitolojisindeki karşılığı Kronos’tur.

Mars ve Quirinus (Savaş tanrıları) - Yunan mitolojisindeki karşılığı Ares’tir.

Juno (Evlilik ve doğum tanrıçası) - Yunan mitolojisindeki karşılığı Hera’dır.

Minerva (Zeka, bilgelik ve zanaat tanrıçası) - Yunan mitolojisindeki karşılığı Athena’dır.

Vesta (Ocak ateşinin ve aile kavramının tanrıçası) - Yunan mitolojisindeki karşılığı Hestia’dır. Vesta, Roma’da çok saygı duyulan bir tanrıçaydı. Ocakta yanan ateş, tapınaklarda da kamu binalarında da konutlarda da dini bir alan sayılırdı. Vesta tapınaklarındaki rahibeler, üst düzey ailelerin kızları arasından seçilir ve bunlar ömür boyu bakire kalmaya yemin ederlerdi. Aynı özellik Katolik rahibelerde de görüldüğü için rahibelik geleneğinin Vesta kökenli olduğu sanılmaktadır.

Ceres (Bitkilerin, tahılların tanrıçası) - Yunan mitolojisindeki karşılığı Demeter’dir.

Bacchus (Hasat ve şarap tanrısı) - Yunan mitolojisindeki karşılığı Dionysos’tur.

Vulkanus (Ateş, yanardağ tanrısı; ayrıca demircilikle özdeşleştirilmiştir) - Yunan mitolojisindeki karşılığı Hephaestus’tur.

Roma tanrı ve tanrıçalarının bir kısmı yerli, bir kısmı Greklerden yani Yunanlılardan, bir kısmı Sabinlerden, bir kısmı da Etrüsklerden alınmıştır. Örneğin Quirinus, Sabinlerin tanrısıydı. Ceres Greklerin Demeter’ine tekabül ederken Saturnus, Vulkanus ve Minerva ise Etrüsk kökenliydi.

Roma, yabancı kültürlere ait tanrılara karşı hoşgörülüydü ve ilerleyen zamanlarda toprakları genişledikçe ve yabancı devletlerle ilişkileri arttıkça yeni yeni tanrı ve tanrıçalar da mevcut inanca dahil oldu. Hatta resmi tanrıların yanı sıra bazı ailelerin bireysel ve bazı bölgelerin yerel tanrıları da vardı. Ailelere has tanrı adeti, Etrüsk aileleri tarafından Roma’ya sokulmuştur. Başlangıçta bunlar yine aile tanrıları olarak kalmışlar ancak daha sonra bu tanrılara mahsus ibadetin devlet adına yapılması işi, tanrıların ait oldukları aileye bırakılmış yani aile tanrıları da devlet tarafından kabul görmüştür.

Roma’nın ilk dönemlerinde tüm bu tanrı ve tanrıçalar şekilsiz, manevi birer kudret olarak görülürdü. Bu sebeple tanrı heykelleri ve tapınaklar mevcut değildi. Romalılara göre tanrılar, görünmez kuvvetler olarak kendilerinin bütün hayatına hakimdi. Her şeyin, her işin bir tanrısı vardı. Evde düzeni sağlayan bir tanrı, tarlasını süren köylüye yardımda bulunan başka bir tanrı, tohum atma ve hasat etmede yardımcı olan bir diğer tanrıydı. Roma halkı, her işe bir tanrının mutlaka karıştığına inandıkları için tanrılara karşı korku ve çekingenlik duyuyorlardı ve bu nedenle oldukça da dindardılar.

Ancak ilerleyen dönemlerde onlar da Yunanlılar gibi tanrı ve tanrıçaları insan formunda düşünmeye ve heykel yapmaya, onlar için evler yani tapınaklar inşa etmeye başlamışlardır. Yani soyut paganizmden putperestliğe bir geçiş yaşanmıştır.

Her tanrı ve tanrıçanın önemi de aynı değildir. Zamanla bazıları daha da öne çıkmıştır. Örneğin Jupiter, zamanla Roma’nın birinci tanrısı konumuna yükselmiş ve Optimus Maximus yani en iyi ve en büyük unvanını almıştır. Kapitol tepesinde inşa edilmiş olan mabedinde Juno ve Minerva ile birlikte tapınılır ve bu üç tanrı, “Kapitol Üçlüsü” nü oluştururlardı. Bu üçlü tanrı şekli de Etrüsklerden alınan bir inanıştı. Katolik inancındaki "Baba, Oğul, Kutsal Ruh" üçlemesinin de kökeninin o dönemlerden gelen bu inanış olduğu düşünülmektedir.

Roma bir savaş kazandığında yine Etrüsklerden aldığı bir gelenekle zafer alayı düzenlenirdi. Muzaffer kumandan, bu alayda Jupiter’i canlandırırdı. Yüzü kırmızıya boyanır, elinde asası, Quadriga adlı dört atlı bir araba içinde Kapitol'e giderdi. Önünde savaş esirleri ve ganimetler, ardında ise zafer şarkıları söyleyen ordusu olurdu. Burada merasim yapılır, Jupiter’e kurbanlar sunulurdu.

Roma’da manevi fikirler de tanrısal şahsiyetler olarak kabul edilirlerdi. Mesela Pietas (dindarlık), Fortuna (talih, kader), Honor (şeref), Felicitas (saadet), Virtus (cesaret), Concordia (ahenk), Fides (sadakat) ve benzerleri, hep tanrısal şahsiyetlerdi.

Roma’da Aralık ayının on yedisinde başlayıp yedi gün süren çok eski bir dini şenlik yani Saturnalia adı verilen tohum atma bayramı yapılırdı. Bu bayramda büyük eğlenceler düzenlenir, gece gündüz içki içilir, insanlar birbirine hediyeler alır ve köleler de dahil olmak üzere tüm toplum bu eğlencelere katılırdı. Saturnalia boyunca insanlar her türlü eğlenmekte özgürdü, sınıf kavramı ve yasaklar ortadan kalkıyor, hatta köleler sahipleriyle aynı masada yemek yiyebiliyor, her türlü çılgınlığı yapabiliyordu. Hıristiyanlığın kabulünden sonra Saturnalia adlı bu bayram, yerini Noel kutlamalarına bırakmıştır.

Roma’da din işlerinin idaresi, devlet tarafından tayin edilen rahiplere (flamines) aitti. Diğer bir rahip grubu ise Etrüsk etkisi ile kurulmuş olan "augurlar" idi. Augurlar gökteki işaretlere, özellikle kuşların uçuşuna bakarak tanrıların arzularını anlamaya çalışırlardı. Bir de kurbanların karaciğer ve bağırsaklarını inceleyerek fal bakan "haruspikler" vardı. Din işlerinin hepsine birden "Pontifex Maximus" adlı başrahibin başkanlığı altında görev yapan pontifexler heyeti bakardı. Takvim hazırlama işini de bunlar yaparlardı.

Velhasıl Roma, çok uluslu bir toplum olduğundan o toplumlardan gelen birçok tanrıyı inancına yerleştirmiş çok tanrılı bir devletti ve o dönemdeki görev, inanç ve ritüellerden bazıları şekil ve isim değiştirerek Vatikan merkezli günümüz Katolik inancında hala varlığını sürdürmektedir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çıkan tartışmada komşusunu vurdu
Çıkan tartışmada komşusunu vurdu
İsimler belli oldu
İsimler belli oldu