Advert
Advert
Yerli Malı Haftası
AÇILIM / Yaşar VARIŞ

Yerli Malı Haftası

Bu içerik 264 kez okundu.
Advert

Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı”… Bu sözü okurlarımız arasında hatırlayanlar vardır. 1946 yılında çıkarılan bir yasa ile 12-18 Aralık, ülkemizde “Yerli Malı Haftası” olarak kutlanmaya başlanmış, 1983 yılında ise haftanın adı “Tutum, Yatırım ve Yerli Malı Haftası” olarak değiştirilmiştir.

Geçmiş dönemlerde ülkeyi yönetenler, bu tarihler arasında düzenlenen etkinliklerde yerli mal üretmenin ve kullanmanın önemine vurgu yaparlar, insanları yerli mal üretimine ve kullanımına teşvik ederlerdi. Çocuklara bunun aşılanması için okullarda yerli malı haftaları düzenlenirdi. Yerli Malı Haftası'na denk gelen bir günde yörenin özelliğine göre o bölgede yetişen yerli mallarını öğrenciler okula götürürler, arkadaşları ve öğretmenleri ile birlikte tüketirlerdi.

Bu hafta, kendiliğinden ortaya çıkmamıştır.2. Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan ekonomik kriz, Cumhuriyet'i kuran kadroları önlem almaya zorlamıştır. Özellikle Osmanlı Devleti'nin arkaya çok miktarda borç bırakması sebebiyle Lozan barış görüşmelerinde ekonomik bağımlılığın siyasal bağımsızlığımız için oluşturduğu tehdit, açıkça görülmüştür. Yerli malların üretilmesi ve kullanılmasının ülkenin bağımsızlığının korunması için çok önemli olduğunu bilen Mustafa Kemal Atatürk, 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi'ni toplamış, yerli yatırımları ve yerli malı kullanılmasını teşvik eden kararlar alınmasını sağlamıştır.

“Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı” felsefesinin tüm yurtta uygulandığı o yıllarda üretimler başlamış, ithalat en aza indirilmiş, Osmanlı'dan kalan borçlar ödendiği gibi çok önemli yatırımlar da yapılmıştır. Bunların bedeli dövizle değil, kendi ürettiğimiz ürünlerle ödenmiştir. Döviz kaybı en aza indirgenmiş, kalkınma hızı Cumhuriyet tarihimizin en yüksek düzeyi olan %17’ye ulaşmış, 1 TL de 1.25 Dolar’a eşit olmuştur. Yani Türk Lirası, dolardan daha kıymetli hale gelmiştir.

Günümüzde ise izlenen yanlış ekonomi politikaları ve israf yüzünden ülkemiz, tam bir çıkmaza girmiştir. Yerli malı üretme ve tüketmenin teşvik edilmesini bırakın, tam tersine yabancı malı tüketme ve ithalat teşvik edilir hale gelmiştir. Tarım alanında kendi kendine yeten yedi ülkesinden biri iken arpadan pirince, etten soğana, patatesten pamuğa kadar her şey ithal edilir olmuştur. Bölgemizde yetiştirilen tütün, pamuk yok olmuş; çırçır, tekstil, sigara, şeker fabrikaları çürümeye bırakılmış, birçok ürünün satışı yabancı tekellerin eline geçmiştir.

Özellikle yerli tohum yok edilerek köylümüz, ithal tohumlara mahkum edilmiştir. Tarımda tohum gibi gübre, ilaç da yabancıların denetimine girmiştir ve tarım girdileri çok pahalı olduğu için köylümüz, üretim yapamaz hale gelmiştir.

Yerli üretim yapan fabrikalar kapanınca, tarımda üretim azalınca işsizlik de çığ gibi artmıştır. Okuyan gençlerimiz iş bulamaz, köylümüz üretim yapamaz olmuş, köyler boşalmış, şehirlerde gecekondu bölgeleri kurulmuştur.

Bugün ülkemizde yerli malı kullanma, yerli üretimi teşvik etme gibi bir anlayış ne yazık ki kalmamıştır. Yöneticilerimiz, en lüks yabancı ürünleri kullanmaktadırlar. Saray'ın içine döşenen eşyaların tamamının ithal malzemelerden olduğu bilinmektedir. Yöneticiler böyle yapınca vatandaşlar da ithal mallara özenmektedirler.

İşsizliğin, bütçe açığının, dışa bağımlılığın temel nedeni; yerli yatırımların, köylü üreticilerimizin desteklenmemesi ve ekonomide ithalat kolaycılığına gidilmesidir. Bugün ülkemiz; ekonomiden askeriyeye, sanattan kültüre her alanda dışa bağımlı hale gelmiştir. Bu durum, ülkemiz için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

 Unutmayalım ki Mustafa Kemal Atatürk’ün yıllar önce öngördüğü gibi tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla olur. Ekonomik olarak ülkeyi dışa bağımlı hale getirirseniz her alanda dışa bağımlı olmak zorunda kalırsınız.

 Bu duygu ve düşüncelerle olmayan “Yatırım, Tutum ve Yerli Malı Haftanızı” kutluyorum.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Altı kişilik köy: Lübbey
Altı kişilik köy: Lübbey
Kuraklık devam ederse çiftçiye su verilmeyecek
Kuraklık devam ederse çiftçiye su verilmeyecek