Advert
Advert
Badeci
Ümran Yalçın Gökboğa

Badeci

Bu içerik 208 kez okundu.
Advert

Yakın zaman önce 'Badeci Şeyhin Sır Odası' adlı kitabı inceledim. Filozof Francis Bacon, "Bilmek, güçlü olmaktır ama bir o kadar da acı çekmektir" derken ne kadar da haklıymış. Bu yazımı kaleme alırken bu sözün çok etkisinde kaldım. Bilmek, gerçekten kimi durumlarda yürek sızlatıyor. Canım badenin başına gelenleri ister istemez düşündüm. "Vah vah", "Tüh tüh" diye bir taraftan dövünürken öte yandan size de anlatmak istedim şu meşhur 'Bade’yi…   

Öncelikle dövünme nedenim, meczup bir adamın bade sunmak adı altında cinsel istismarda bulunmasından kaynaklanmaktadır. El  yerine düpedüz bel vermiş. Tutanaklara kadar her şey, ayan durumda. "Bu kadarı da olur mu?" dedirten cinsten gerçekleri Odatv.com sitesinden okuyabilir ya da Kırmızı Kedi Yayınevi'nden kitabı temin edebilirsiniz.

Bade; muhabbet, alaka, hakikat, ilahi aşk anlamlarında kullanılan bir tasavvuf terimidir. Farsça 'şarap' anlamına gelen bade kelimesi, kadeh anlamında da karşımıza çıkar. Şekle değil öze, bedene değil gönüle duyulan tutkulu sevginin nihayetinde kendini fenafillahta Yaradan’ın varlığında kaybeden duygunun adıdır bade.

Sufi öğretide mürşit denilen zat, böylesi bir aşkı ve sevdayı müritlerine aktaran kişi olarak bade-i füruş olarak bilinir. "İnsanoğlunu kamil (olgun) makama ancak ve ancak bade denilen aşk ulaştırır" diyen mutasavvıflar, bu gerçeğe yaşamlarıyla tanık olmuşlardır. "Öyle bir bakış baktın da kalbimi yaktın"dan çok daha derin sevdalardan bahsediyorum. "Önce can değil de canan" denilen demleri anlatmaya çabalıyorum. Şems-i Tebrizi ile Mevlana Celaleddin-i Rumi arasında cereyan eden, onları hakikat sevgisine ulaştıracak olan, bizim bugün dahi etkisinde kaldığımız kalbi muhabbetler, gerçek sevgiler…

Eski zaman beyefendilerin, hanımefendilerin dönemlerinde daha ziyade rastladığımız böylesi sevdalar, o günün şarkılarına da pelesenk olmuş: "Sebep sensin gönülde / İhtilale sürüklersin beni sonsuz melale…" Gönüldeki ihtilal ile bedendeki ihtilam, aynı şey olabilir mi sevgili okurum?

Sohbet-i cananlar, kalb-i terennümler  materyalist dünyanın çok ötelerine ait. Ruhlar, bezm-i elest denilen Hakk’ın huzurunda toplandığı günden bu yana anasır denilen bu alemin sızısı içinde hep ilahi diyarı özlemiştir. Elest bezminde aşk denilen badeden içen ruhlar, bu dünyaya indiğinde içten içe kavrulur. Nihayetinde ilahi duygular ile teselli bulur. Ulvi yüksek değerler ile süfli şehevi duygular, aynı kefede yer alabilir mi ki? Sorgulayalım, kritik edelim. Sapla samanı, şapla şekeri birbirinden ayıralım.  Güzellikler içerisine bulaşan çirkinlikleri elbette fark edelim, temizleyelim lakin bunları yaparken "Ya hep ya hiç" diyerek hepsine bulaşık gözüyle bakıp çöpe fırlatmayalım.

Bazı deist arkadaşlar yani dinlere itibar etmeyenler, "Eh! Din bu işte" dediler. Dinler, inançlar, kısacası kutsallar, zaman ve koşullar ne olursa olsun ahlaksızlığa onay vermez. Peki, neden oluyor bunca çirkinlikler? El hak Ademoğulları ile Havvakızlarının nefsi duygularından, çaresizliklerinden ve de   bilgisizliklerinden. Kendi kutsal kitabından haberi olmayan, ömrü hayatında kitabı bir defa açıp okumamış hanımlar ile beylerle yıllar içerisinde tanıştım. "Sen anlamazsın", "Anlasan ne olacak?" diyerek kutsal metinleri başkalarının açıklamalarından öğrenmek zorunda bırakılmışlar. Sebepler, sorunlar zincirini yaşamın içerisinde çeşitlendirebiliriz.

İşte yıllar önce bu gibi hadiselerin bir nebze önüne geçmek adına kendini fikir cihadına vakfetmiş Raif Cilasun, 1981 yılında İzmir’in Yeşilyurt semtinde  Kurani İlimler Derneği’ni kurdu. Raif Hoca, döneminde birkaç yabancı dile hakimdi. Eğitimciliğinin yanı sıra kültür hizmetlerine koşan, yazılar yazan, kitaplar neşreden gönül insanı, 94 yaşında ruhunu Hakk’a emanet edinceye kadar hizmetten hizmete koştu. İlerleyen yaşına rağmen Alsancak’taki evinden vakıfa yürüyerek gelir, yol parasını öğrenciye meyve alarak değerlendirirdi. Müsrifliği sevmez, bir kitap daha okumak, öğrencilerine bağışlamak adına geceli gündüzlü uğraşırdı. Eserleri arasında beni en çok mest eden, Kutsal Çile isimli kitabıdır. Bu alemde bir derdi, çilesi vardı.  "Ömrü hayatı, mücadele ile geçti" dersek yeridir. Dernekte dini ilimler yanında pozitif ilimlere de yer verirdi.  1250 öğrenci, dini ilimleri öğrenmenin yanında hepsi  okullu olup diploma sahibi olmayı başardı. Bu dernek, toplumuna 22 tane doktor, bir o kadar da avukat kazandırdı.

 "Çok ekmeğini yedim, helalleşelim…" Bir zamanlar bu vakıfta bendeniz de öğrenciydim. Daha sonra iki üniversite bitirdim. Ahde vefa gereği öğrenci olduğum kurumda yıllar sonra öğretmenlik yapma şansına da nail olabilmiştim. Aradan epey zaman geçti. Oğuz Yeşil Hoca, 1997 yılından bu yana  vakfımızın başkanlığını sürdürüyor. Bu hafta sonu vakıftaydım. Kendilerini de ziyaret ettim.  Çaylarımızı yudumlarken ister istemez son dönemde medyaya yansıyan diğer vakıflarda yaşanılan tatsız olayları üzülerek konuştuk.

Hocamız, "Güzel gören göze her şey güzel görünür. Yeter ki bakmasını bilelim" ikazında bulundu. Elbette güzellikleri görelim lakin çirkinlikleri tanıyıp güzel olana bulaşmasına izin vermeyelim. Genellemelerde bulunmadan, herkesi zan altında bırakmadan, hakikatle olayları tarassut edebilelim.

Dindar olmak; ne kılık kıyafetle, ne saç sakalla ne de sözlerimizde birkaç kutsaldan bahsetmekle oluyor. "Samimiyetle yaşanmadan gerçek anlamda dindar olmak mümkün mü?" demek istiyorum.

Oğuz Yeşil Hoca, dindar olduğu gibi aydın bir kişi. Vizyonlarında hem dindar hem de Atatürkçü bireyler yetiştirmek var. Vakfımızda siyasi söylemlere tanık olmadım. Herhangi bir tarikata da bağlı değil. Zaten İslamiyet’te ve diğer hak dinlerde tarikatlar, mezhepler bizatihi dinin yerini alamazlar.  Kutsal kitaplar anlayarak okunmayınca, peygamberlerin örnek hayatları bilinmeyince ne yazık ki dinden, ahlaktan bihaber menfaatperestlere kapı aralanmış oluyor. Şükür ki güzel kalpli, edepli şahsiyetler bize umut veriyor.

Perşembe günkü yazımızda yine çok suiistimal edilen dini nikah hakkında görüşmek dileğiyle…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ödemiş Ticaret Odası'ndan öğrencilere eşofman yardımı
Ödemiş Ticaret Odası'ndan öğrencilere eşofman yardımı
İklim krizine karşı panel
İklim krizine karşı panel