Advert
Advert
Advert
Köy Enstitüleri geldi geçti!
Selim ŞAHAN

Köy Enstitüleri geldi geçti!

Bu içerik 164 kez okundu.
Advert

Çok yazıldı çok çizildi…

17 Nisan 1940 yılında çıkarılan bir yasayla, Hasan Ali Yücel`in Milli Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç`un önderliğinde kurulan Köy Enstitüleri eğitim sistemimizde önemli bir yere sahiptir.

Mütegallibe’nin hâkim olduğu bir coğrafyada 10 yıllık bir yaşam hakkına sahip olabilen Köy Enstitüleri’nin yerinde bugün yeller esse de enstitülerin ülkemize kattığı değer bugün hala yaşamaya ve tartışılmaya devam etmektedir.

Toplamda 15 yıl kadar bir ömür sürebilen Köy Enstitüleri, bu kısa zaman diliminde cehalet içinde kıvranan Anadolu’ya çok sayıda aydın öğretmen yetiştirmiş, buradan yetişen çok sayıda eğitimci, yazar ve bilim insanı Türkiye’deki toplumsal hayatının güzelleşmesine ve vatandaşların özgür bireyler olarak yetişmesine önemli katkılarda bulunmuştur.

Bugün çevremizde köy enstitüsü mezunu tek tük öğretmen kalsa da onların taşıdıkları ruh ve heyecan, hala belleklerde taptaze korunmakta karşı olanların çocukları ve torunları tarafından bile hakkı teslim edilmektedir.

Köy Enstitüleri, savaştan çıkıp yaralarını sarmaya uğraşan bir ülkenin çağdaşlaşma yolundaki nefes borusu olmuştur. Nüfusunun yüzde 80`ini köylü, yüzde 85`ini okuma-yazma bilmeyen bir ülkenin kendine has bir kalkınma modeli olan Köy Enstitüleri, hem köylerde yetişen gençlerin yolunu açmış hem de buradan mezun olan köy çocuklarına kendileri gibi köylülerin çocuklarını okutma şansı vermiştir.

Çağdaş köy kalkınma modeline uygun olarak yapılandırılan ve bugün bile geri kalmış/bıraktırılmış birçok ülkeye örnek olabilecek, ‘üretime dönük eğitimi’ esas alan eğitim/öğretim kurumları olarak bilinmektedir.

Köy Enstitüleri adından da anlaşılacağı gibi sadece öğretmen yetiştiren kuruluşlar olmayıp, bulunduğu çevreyi araştıran, geliştiren ve çevrenin kalkınmasını da üstlenmiş bireyler yetiştiren kurumlar olarak ortaya çıkmıştır. Bu okullar deyim yerinde ise balık tutmayı öğretmiştir.

Köy Enstitüleri cehaletin kol gezdiği kırsal yörede toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkınmayı sağlamak; bu alanda ilgili gerekli elemanları yetiştirmek için kurulan eğitim kurumları olmuştur.

Bu anlamda 1940-50 arasında yerine getirdiği işlevin önemi tartışılmazdır.

Bu dönemde köy çocukları eğitildikten sonra köylerine tarımda, işte, sanatta, zanaatta ve sağlık alanlarında eğitmen ya da öğretmen olarak geri gönderilmişlerdir. Çok değişik ve çarpıcı bir girişim olan Köy Enstitüleri hareketi belki de dünyaya örnek bir projedir.

Ne yazık ki Köy Enstitüleri`nin kuruluş ve işleyiş felsefesi aradan geçen bunca zamana rağmen yeterince anlaşılamamış ya da unutturulmaya çalışılmıştır.

“Eğitim, üretim içindedir” sloganı Köy Enstitülerindeki o dönemin en önemli anlayışı olmuştur.

Köy Enstitüleri deneyimi, o dönemde yaşanan tüm imkânsızlıklara rağmen, ülkeyi hep beraber kalkındırmak için üretmeyi ve hayata birlikte bakmayı hedeflemiştir.

Köy Enstitüleri`nin en önemli özelliklerinden birisi, günümüz Türkiye`sinin bir türlü kurtulamadığı ‘ezberci’ eğitim sistemine değil, gerçek anlamda öğrenci merkezli, öğrencilerin yaparak ve yaşayarak öğrenme sürecini ilke edinen bir eğitim-öğretim ortamı yaratmış olmasıdır.

**

Bugün yeniden köy enstitülerinin kurulmasını savunmak belki 60-70 yıl gerilerde kalmak gibi görülebilir ama burada asıl dikkat edilmesi gereken durum bu enstitülerin kuruluş felsefesidir, eğitime bakış açısıdır. Bu felsefe ne yazı ki yaşatılamamıştır.

Bağımsızlık savaşını vermiş, iki dünya savaşını geride bırakmış ülkemizin karşı karşıya bulunduğu zorlu koşullar ve uluslararası dinamiklerin ülkemiz üzerinde kurdukları psikolojik etkinin sonucu Köy Enstitüleri soğuk savaşa kurban edilip kısa sürede kapatılarak tarihin tozlu raflarına kaldırılmıştır.

Günümüzde öğretmen yetiştirmeden başlayarak eğitim sisteminin yaşadığı pek çok sorunun kaynağında Köy Enstitüleri felsefesinin öldürülmesi yatmaktadır.

Köy Enstitüleri’nin kapatılması, ülkemizdeki aydınlanma sürecinin durdurulması ve demokratik işleyişin sekteye uğratılması sonucunu doğurmuş, genel anlamda da ülke genelinde gelişen demokrasimizin derin bir yara almasına neden olmuştur.

**

Mütegallibe, zorbalık demektir…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kurbanlık fiyatlarında artış yok
Kurbanlık fiyatlarında artış yok
STK'ların önemini anlattı
STK'ların önemini anlattı