Advert
Advert
Advert
Birey, ben ya da hodbinlik
KIRIK TEBEŞİR / Ömer AKŞAHAN

Birey, ben ya da hodbinlik

Bu içerik 148 kez okundu.
Advert

Sizin de çok canınız yandığı olmuş mudur, benimkinin yandığı gibi? Yanık fiziksel türdeyse derecelendiriliyor; birinci, ikinci, üçüncü ve buna göre sağaltma işlemine geçiliyor. Fiziksel olduğu kadar ruhsal açıdan bir yangı söz konusu ki, bunun nasıl derecelendirildiğini bilmiyorum. Derecesini tanımlamaya yarayacak bir takım sözcükleri Türkçede bulabiliriz. Örneğin derin bir hüzün, yeis, çöküş, travma, depresyon akla ilk gelenler. Bu, o ruhsal yanığın şiddetine bağlı olarak dillendirilecek ve gerektiğinde psikolojik destek almaya varacak düzeye gelindiğinde ilaç ve terapi yoluna gidildiği bilinir.

İnsanın doğuşuyla başlayan serüvende ilk adımı attığı aileden, okul ve çevreden edindiği tüm dış ve içsel veriler onun karakterinin oluşumunda etkendir. Zamanla ve yaş ilerledikçe edinilen deneyimler onun ruhunda kalın bir kalker tabakası oluşturur. Hatta bunu diş taşı da diyebilirim. Kolay yok edilemez. Bu kalkerli yapının özünde ben, ego ya da hodbinlik egemense o kişilerle iletişimde zorluk yaşanacağı kesindir.  Çünkü yenilmesi en güç şey, eleştiriyi hazmedemeyen egodur.

Bu tipin genel özellikleri:

* Kendini üstün görme

* Kendini beğenme

* Eleştiriye kapalı olma

* Yaptığının beğenilmesi

* İnsanları kullanma

* Sürekli övülme isteği

Hodbehot denen tipleri sözlük, kendi kendine, kendi kafasıyla, kendiliğinden, kimseye danışmadan, diye tanımlıyor. Bu özelliği olan insanlarla arkadaşlık ilişkilerinde sürekli sıkıntı yaşanır. Bunlar kolay arkadaş edinemezler. Bu durumda yalnızlığa sürüklenmeleri de kaçınılmazdır.

Öte yandan ben duygusunu törpülemiş, biz diyebilmeyi başaran insanlar egoizm batağındaki kişilerin tuzağına bir süreliğine düşebilirler. Çünkü o, karşısındakini kendisi gibi gördüğünden bir beklenti olmaksızın dostluk kurabileceğini sanır. Bir süre sonra kullanıldığını görünce de ondan uzaklaşır. Böylece ilişki daha başlamadan biter.

İnsan ilişkilerinin yaşanan yere göre de farklılıkları vardır. Köy ve kasabadaki ilişkilerle kentlerdeki ilişkiler farklıdır. Büyük kentlerde bencillik küçük yerleşim yerlerine göre daha üst düzeydedir. Acımasızlığın tavan yaptığı yerlerdir. Özellikle çalışma hayatında sahip olduğu makamı kaptırmamak adına yapılanlar yüz kızartıcı boyutlara varabilmektedir. Kimse kimseye sahip çıkmamakta bilakis kendisine rakip gördüğünü nasıl alt edebilirimin hesaplarını yapabilmektedir.

İnsanlar sizin ne yaptığınızı anlamadan sırf patrona yaranmak için haksız biçimde karalamakta, eski deyişle jurnallemektedir. Böyle bir durumu yıllar öncesi ben de yaşadım. İşimle ilgili bir kitabı okuduğum için, işten atılma pozisyonuna geldim. Bereket versin, patronun yeni bir şans vermesiyle, o şirketin vazgeçilmez elemanı durumuna gelebildim.

Bir söz var; “Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir.” Sizin yaptıklarınız eğer birisi ya da birileri tarafından görülmek istenmiyorsa, ya sizi kendine rakip görüyor ya da egosu tavan yapmış, kendinden başkasını beğenmeyen biridir. Onun her isteğini yerine getirdiğiniz, her işine koştuğunuz halde sizi bir topluluk içinde görmezlikten geliyorsa, yapılacak tek şey, derhal oradan ve o kişiden uzaklaşmak olmalıdır. Aksi takdirde kendi kendinizi aşağılamış olursunuz. Bu aşağılamaya daha fazla dayanmanın kişiliğinize kurşun sıkmaktan bir farkı olmayacaktır. Bedeli ne olursa olsun, o insandan uzak durmak ruh sağlığınız açısından çok gereklidir. Eğer bu hastalıklı ilişkiyi sürdürecek olursanız işin sonunda akıl sağlığınızı yitireceğiniz ortadadır.

Yazımı böylesi bir olayı yaşayan kişi olarak kendimi sağaltmak adına yazdığımı bilmenizi isterim. Hoş, her yazı ve şiir ruhumuza bir ilaç değil midir? Ancak yazıya oturmadan önce Montaigne’in dediğini yaptım. Okumakta olduğum bir kitabı elime aldım. Okudukça öfkemin yok olduğunu duyumsadım. Ardından rahat bir uyku çektim. Gün ışığıyla birlikte bu yazıyı kaleme aldım. Edebiyatın bu sağaltıcılığı olmasaydı, nelerle karşılaşacağımızı gazete ve televizyonlarda her gün tanık oluyoruz.

Siz de okuyarak ve varsa yeteneğiniz -olmasa da olur- yazarak deneyin, yaşadığınız ruhsal sıkıntıları aştığınızı göreceksiniz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 TÜRKİYENİN VE DÜNYANIN TEK ÇOCUK BAYRAMI  KUTLU OLSUN!
TÜRKİYENİN VE DÜNYANIN TEK ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN!
Başkan Eriş: “Saldırıyı kınıyoruz”
Başkan Eriş: “Saldırıyı kınıyoruz”