Advert
Advert
GÜNDEN GÜNDEMİME
FARKLI BAKIŞ / Melek GÖZTEPE

GÜNDEN GÜNDEMİME

Bu içerik 391 kez okundu.
Advert

Merhaba...

Merhaba mevsimin en güzelinden, onun diliyle, onun söyleşiyle geldi kalemim. Onun hissiyatıyla boyandı yazımız. Öyle bir zaman ki siz onu anmak istemeseniz de o size kendini söylettiriyor, anlattırıyor. Attığınız her adımda, her köşe başında farklı bir yüzüyle gülümsüyor tüm ışıltısıyla. Siz sevmeseniz de o kendini sevdiriyor küçük bir kız çocuğu gibi, onun gibi cıvıldayarak, renkten renge düşürerek yüzünü dikkatinizi çekiyor ister istemez...

Yine mi mevsim, yine mi zaman dediğinizi duyar gibiyim. Zamansızlığı mı yazsaydık acaba? Eee onu da yazmışızdır muhakkak. Bu kadar yazınca ve bu kadar yazan olunca yazılmamış konu kalır mı hiç? Ama hissiyatlar aynı değil, zaman aynı değil, görülen hiç aynı değil. Giyinip soyunan mevsim gün dönümlerinde gizliyor ne varsa. Sabaha yenilerini afişe etmek için geceden yapıyor hazırlığını.

Tazelenen duygularla ilerliyorum bugün yollarda. Arada takılıyorum orasından burasından kalkmış görme engelliler için yapılmış şerite. Aman dikkat biraz dalgınlık, kaldırımı öpmeye(!) neden olabilir!  Börtü böceğe kaptırıp kendimi...

Bahçelerden kaldırımlara taşan ve rengiyle kokusunu yarıştıran leylakların kokusunu çekiyorum içime. Eğilip biraz dalında kokluyorum onları. Dalında severim ben çiçekleri. Kopartmaya kıyamam çoğu.  Benim gördüğümü, hissettiğimi başkaları da görüp hissetsin diye. O güzelliği biraz daha yaşayabilelim diye. Biraz ilerliyorum, omzuma çiçekten bir el dokunuyor. Dönüyorum arkama bana uzatılan mis kokulu leylakları alıyorum şaşkınlıkla. Az önceki davranışımı bir izleyen varmış meğer ve hiçbir şey söylemeden her şeyi anlatıyor davranışıyla. “Teşekkürler” demeyi akıl ediyorum ama leylakları uzatan ince anlayış uzaklaşıyor anında. Bir kez daha kokuyu çekiyorum elimden içime doğru. Yüzümde tebessüm ilerliyorum aile hekimliğine, “insanı şaşırtmak ve mutlu etmek ne kadar da kolay” diye düşünerek bir taraftan.

Yoğun bir gün, hasta çok. Haliyle bekleyeceğiz biraz öyle görünüyor. İhtiyaten yanımda taşıdığım kitabımı çıkarıp çantamdan okumaya koyuluyorum, en iyi zaman değerlendiricisi. Geçen zamanın telafisi yok zira. Beklemek en sıkıcı eylem çoğumuz için. Onu işlevselleştirmek ise elimizde tabi. Bekleyenlerin sabırsızlığını büyütürken zaman,  benim için anlatının en kritik yerine taşıyor ve biraz da farklı bir mekan algısı oluşturuyor. Arada başımı kaldırdığımda ilgili bakışlar yakalıyorum. İnsanımız telefonunda bir şeyler yaparak vakit geçirenleri çoktan özümsemiş de kitap okuyan birini görünce gulyabani görmüş gibi bakıyor nedense...

Hayatın neresindeyiz ve nereden bakıyoruz dünyaya? Yaptıklarımız ve yapmadıklarımız değil mi bizi biz yapan? Neyi yapıyoruz, neyi yapmıyoruz?  Nelere dikkat ediyoruz, neleri paylaşıyoruz? Bizi yansıtırken davranışlarımız, biz neleri davranış haline dönüştürüyoruz?

 

ömrüm ömrüne değdiyse

bir noktada                 

bırak              

       bırak aksın zaman             

koca karnında ne varsa    

kapatma kapıları     

giden gitsin

gelen girsin içeriye

boyansın mevsime

boylansın güneş

rengarenk...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
‘Jeotermale hayır’ için bugün toplanacaklar
‘Jeotermale hayır’ için bugün toplanacaklar
Ödemiş Belediyesi Anıtkabir’e götürdü
Ödemiş Belediyesi Anıtkabir’e götürdü