Advert
Advert
Advert
ANTİOKSİDAN
Burcu Şenol

ANTİOKSİDAN

Bu içerik 207 kez okundu.
Advert

 Antioksidan, yağların oksidasyonunu yavaşlatan maddedir. Canlılarda kimyasal süreçler, özellikle oksitlenme, serbest radikallerin oluşmasına neden olur. Yüksek derecede reaktif olan serbest radikaller farklı moleküller ile kolayca reaksiyona girebilir. Böylece hücrelere ve canlıya zarar verebilir. Antioksidanlar, serbest radikallerle reaksiyona girerek hücrelere zarar vermelerini önler. Bu özellikleriyle hücrelerin anormalleşme ve sonuç olarak tümör oluşturma risklerini azalttıkları gibi, hücre yıkımını da yavaşlatıp, daha sağlıklı ve yaşlılık etkilerinin minimum olduğu bir yaşam şansını yükseltir.

 Antioksidan özelliği keşfedilen birçok madde vardır. Bu maddelerin bir kısmını diyetimizde alırken, bir kısmını vücut kendisi, serbest radikallere karşı bir savunma sistemi olarak üretir. Vücudun serbest radikallere karşı savunma olarak ürettiği antioksidanlar; katalaz, glutatyon peroksidaz, ve SOD (superoksit dismutaz) gibi enzimlerdir.

 Antioksidanların çoğu, meyve ve sebzelerde doğal olarak bulunur. Bunların birçoğu, soğan ile elmadaki kuersetin ve çaydaki epigallokateşin gibi flavonoidlerdir. Bu antioksidanların sağlığa faydaları konusunda pek çok bilimsel çalışma yürütülmektedir.

 Oksidasyon, DNA’ya kansere yol açacak şekilde zarar verebilir ve çoklu doymamış yağ asitlerini kalp krizi ve felçlere neden olacak forma dönüştürebilir. Antioksidan tüketiminin arttırılması, kansere ve kalp hastalığına karşı koruyucu bir etki gösterebilmektedir.

 DNA’nın, proteinlerin ve diğer makromoleküllerinoksidatif hasara uğraması, kalp hastalığı ve kanser gibi çeşitli hastalıkların oluşumunu işaret etmektedir. Araştırmalar, antioksidanların kalp hastalığının ve bazı kanser türlerinin önlenmesinde ya da ilerlemesinin yavaşlatılmasında çok önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir.

 Epidemiyolojik kanıtlar, düşük antioksidan alımı veya kanda düşük antioksidan seviyeleri ile artan kanser riskini ilişkilendirmektedir. Antioksidanların, DNA oksidasyonunu ve hücre bölünmesindeki anormal artışları azaltarak kansere karşı koruyucu bir etki gösterdiği düşünülmektedir.

Alfa- Tokoferol (E Vitamini)

 Özellikle buğday, mısır, darı, pirinç gibi tahıllarda çok bulunur. Bunun dışında ayçiçek yağı, mısırözü yağı, pamukyağı gibi yağlarda; ceviz, badem ve yerfıstığı gibi kuru yemişlerde ve yeşil sebzelerde bulunur. E vitamini aynı zamanda pişirmeye ve sıcağa dayanıklıdır, böylece pişirilme esnasında tahrip olmazlar. E vitamini dışında farklı maddelerde bulunan tokoferoller ise rahatça tahrip olabilir. Fakat, yağda kızartma ve tahılların öğütülmesi esnasında E vitaminleri de tahrip olur, ve çoğu bozulur. Bu yüzden E vitamini ihtiva eden ürünleri yağda kızartmadan pişirmek, ve özellikle beyazlatılmadan geçmemiş tahıl ürünlerini (kepekli ürünler gibi) tüketmek daha akıllıca ve sağlıklı olur.

Askorbik Asit (C Vitamini)

 Turunçgiller, domates, yeşil yapraklı sebzeler (brokoli, ıspanak vb.) ve patates gibi sebze ve meyvelerde bulunuyor. Fakat, C vitamini çok çabuk oksidize olduğu için pişirirken ve hazırlarken bulunan C vitamininin çoğu işe yaramaz hale geliyor. Bu yüzden C vitamini ihtiva eden besinlerin hafif pişirilmesi, yenilebiliyorsa çiğ yenmesi ve hazırlarken de kesildikten kısa bir süre sonra tüketilmesi öneriliyor.

 Beta-Karoten

 Vücutta depolanarak A vitaminine de dönüştürülen bu kırmızımsı-turuncu pigment çok güçlü bir antioksidandır. Birçok kanser türüne yakalanma riskini azaltmasıyla ünlüdür. Havuç, ıspanak ve brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler ile kayısı ve şeftali gibi meyvelerde fazlasıyla bulunur.

Flavonoid

 Birçok meyve ve sebzede yüksek oranlarda bulunan sarı-beyaz pigmentlerdir. Bitkilerin çoğunda bulunan bu antioksidan, yine antioksidan olan C ve E vitamininden çok daha fazla miktarlarda bulunduğu için özellikle meyve ve sebze ağırlıklı bir diyet ile vücuda fazla miktarlarda alınabilir. Elma, çilek, üzüm gibi meyveler, çikolata ve özellikle çay, belli oranlarda flavonoid ihtiva eder.

Koenzim

 Özellikle kanser ve belli nörolojik hastalıklara olan pozitif etkileriyle uzun süredir gündemde olan Koenzim Q önemli bir antioksidandır. Vücut tarafından üretilir, diyet yoluyla da alınabilir. Ciğer, kalp ve böbrek gibi et ürünlerinde ve balıkta yüksek oranda bulunur.

Likopen 

 Beta-Karoten ve lütein ile aynı ailenin üyesi olan likopen birçok meyveye kırmızı rengi veren maddedir. Kardiyovasküler hastalıklar ve kansere karşı etkileri ile bağışıklık sistemine olan pozitif etkileri sayesinde uzun süredir gündemde olan bir maddedir. Antioksidan özelliği kanıtlanmıştır. Özellikle domateste çok büyük miktarlarda bulunmaktadır. Prostat ve kalın bağırsak kanserlerinin riskini büyük oranda düşürdüğü laboratuvar çalışmalarıyla kanıtlanmıştır.

 Vücuda doğal besinlerden alınan antioksidanların dışında, son yıllarda bir antioksidan ihtiva eden çok fazla diyet takviye ürünü ve krem çıkmıştır. Her ne kadar şu ana dek ciddi yan etkiler, olumsuz sonuçlar veya toksisiteler görülmemiş olsa da uzun dönemde bu tür diyet takviye ürünleri ve kremlerin nasıl sonuçlar veya yan etkiler doğurabileceği bilinmemektedir. Şu da unutulmamalıdır ki, antioksidanlar kanser ve yaşlılık etkilerinin risklerini azaltmakta önemli olsa da, "sihirli iksir" değildirler.

KAYNAK:

Diyabet ve Fonsiyonel Gıda Üreticileri Derneği

 Wikipedia

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
CHP’de başvurular uzatıldı
CHP’de başvurular uzatıldı
Haberleri yalanladı!
Haberleri yalanladı!