Advert
Advert
Advert
Karı gibi gülme!
Selim ŞAHAN

Karı gibi gülme!

Bu içerik 407 kez okundu.
Advert

Okullar yeni eğitim öğretim yılına başlardı. 27 yıllık öğretmenim. İlk yıllarda yapılan öğretmenler toplantılarında en çok konuşanlar arasında yer alırdım. Göreve başladığım yıl yapılan bir teftiş sonunda yapılan değerlendirmede, müfettişler söyleyeceklerini söyledikten sonra öğretmen arkadaşlardan da konuşmalarını istediler. Toplantıda milli eğitim müdürü, şube müdürleri, okulumuzun müdürü ve yardımcıları da var.

Henüz stajyerim.

Baktım herkes put gibi oturuyor. Kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Sanırsınız müfettişler can almaya gelmişler.

Hâlbuki gayet de olgun ve anlayışlı insan görüntülerine sahiptiler…

Ben de İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden, biraz daha açarsak hızlı bir öğrencilik hayatının ardından yeni mezun bir öğretmen olarak bir şeyler söyleyip havayı dağıtmak istedim. Teşekkür de ettim şikâyet de…

Bana göre verimli bir teftiş, verimli bir toplantı olmuştu.

Benden başka da konuşan olmadı!

Toplantının ardından, okul müdürü beni odasına çağırdı. Kem küm ettikten sonra ‘aracı’ olduğunu ve ilçe milli eğitim müdürünün benimle ilgili olarak ‘İlçemizi beğenmedi ise bavulunu toplayıp gitsin’ dediğine aktardı. Yani konuştum ve biraz da şikâyet ettim diye aklınca beni paylamış.

İlk yıllarda, ek ücret almayı düşünmeden korolar çalıştırıp tiyatro oyunları çıkardım. İlk öğrencilerimle arada da olsa e-sosyal medya aracılığı ile görüşüyorum. Öğretmenler gününde veya bayramlarda arayanlar oluyor.

Aradan 27 yıl geçti. Şimdi emeklilik zamanı öğretmenliği yapıyorum. İlk yıllar haftada 33 saat derse girerken şimdi ders olmadığı için 15-20 saat arasında derse giriyorum. Artık toplantılarda eskisi gibi konuşmuyorum. Hatta arkadaşlar bir şey diyecek miyim diye bana bakıyorlar ama oralı olmuyorum.

İlk yıllar geleceğe daha umutlu bakıyordum belki de…

Belki de bu yıl içinde kimi arkadaşlarımızın ve bazı yakınlarımızın yaşadığı erken ölümler de beni biraz kırdı…

Görevi başında öldürülen Ayhan Kökmen, talihsiz bir kazada kaybettiğimiz Okan Biçer, amansız hastalığa yenik düşen Coşkun Akçay ve beklenmeyen kazada hayatını kaybeden dayıoğlu Ahmet Gel..

**

Okullar açıldı. Sorunlar yine aynı bildiğimiz türden. Öğretmen tayinlerinin ve norm kadroların yerleşmemesi, kitapların zamanında dağıtılamaması, ikili eğitim ve kalabalık sınıflar…

İlk derste bütün öğrencilerime sorarım: Edebiyat nedir?

Arapçadan Türkçeye girmiş. Kelime kökü edep’tir.

Edep, bir toplumda oluşan genel kurallara, davranış biçimine verilen addır. Edep derken, yola çöp atmama, insanların karşısında bağırmadan ve kötü sözler söylemeden konuşma, ağaç dallarını kırmama gibi davranış biçimlerinden de söz edebiliriz.

Utanma, çekinme, sıkılma duygusu ve incelik gibi anlamları da vardır.

Kelimenin sonundaki ‘at’ çoğul ekidir. Edebi-y-at. Edebi şeyler… Edebince yazılmış şiir, öykü, deneme ve gezi gibi yazılar…

Fakülteden sınıf arkadaşım e-sosyal medyada yazmış…. Bana da bu yazıyı yazmama ‘vesile’ oldu.

"Karı gibi gülme lan! Karı gibi dedikodu yapıyor! Karı gibi kırıtma! Karı kız meselesi... vs."

Hayatının son zamanlarında benim de fakülte de derslerine girdiğim Türk Dili araştırmacısı hocamız Muharrem Ergin dili şöyle tarif ederdi: “Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş içtimaî bir müessesedir.”

Biliyor musunuz ‘karı’ ve ‘koca’ kelimelerinin asıl anlamı yaşlı’dır

Eski Türk metinlerinde Karı öküz “yaşlı öküz”, karı it “yaşlı köpek”, karı at “yaşlı at”, karı er “yaşlı adam", sınamış karı “tecrübeli ihtiyar” idi.

Sonra ‘karı’ eşanlamlısı olan ‘koca’ ile birleşmiş ve karı koca ve koca karı çıkmış.

Aslında her ikisi de “yaşlı" demekmiş. Karımak ve kocamak "yaşlanmak" demekmiş yani.

Koca, zamanla kötü bir anlam kazanmazken olan her zamanki gibi kadınlara olmuş.

Aşk kelimesinin ne anlama geldiğini biliyor musunuz. Ve ‘kara sevda’nın… Peki, ‘yobaz’ kelimesinin!

Edebiyat, sadece şiir demek değildir… Edebiyat hayatın kendisidir.

Tabii anlayana ve değer verene…

Diyeceksiniz ki bunları derslerde anlatıyor musunuz?

Dinleyecek öğrenci kaldı ise evet!

Ama diyorlar ki “Öğretmenim üniversite sınavlarında dil bilgisi soruları çıkıyor; soru çözelim biz!”

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
CHP’de başvurular uzatıldı
CHP’de başvurular uzatıldı
Haberleri yalanladı!
Haberleri yalanladı!