Advert
Advert
Advert
Ödünç
KIRIK TEBEŞİR / Ömer AKŞAHAN

Ödünç

Bu içerik 349 kez okundu.
Advert

Dünya edebiyatında öyle isimler var ki onlar, ilginize göre şiir, roman ya da öykü dalında sizin kahramanınız neden olmasın? Bu kahramanlar öyle çok ki onları burada saymaya kalksam sayfa yetmez. Benim de kahramanlarım var, zaman zaman onlardan söz ederim yazılarımda.

                Peki hiç düşündünüz mü kitaplarını başucuna koyduğunuz bir yazarın da favori başka bir yazarı var; peki onun hakkında ne düşünüyor? Favori yazarınızın yazarlık yaşamına o neler katmış? Gerçekte bu konuyu bana düşündüren de yapıtlarını okumaktan keyif aldığım kadar çok şey öğrendiğim Elias Canetti oldu.

                Onun “İnsanın Taşrası” adındaki uzun soluklu notları arasında rastladığım şu satırları, bana büyük bir yazarın en ufak bir komplekse kapılmaksızın dürüst bir itirafı gibi geldi.

                “Her şeye karşın hayatta kalırsam eğer, bunu tıpkı bir tanrıya borçlu olurcasına Goethe’ye borçlu olacağım. Goethe’yi neresinden açarsam açayım, okuduğum ister şiir, ister mektup ya da birkaç sayfalık başkaca bir yazı olsun, birkaç cümleden sonra etkileniyorum ve hiçbir dinin veremeyeceği kadar umutla dolu oluyorum.” (1)

                İkinci Dünya Savaşı’nın tüm acılarına tanık olmuş bir yazardan da ancak bu denli derin ve abartılı gelebilecek duygu sağalımı beklenirdi. Elias Canetti’yi tanımadan önce Goethe’yi bir yazar, şair ve düşünür olarak eserlerinden tanıyan biriydim. Ortak bir yazara bağlılığın etkisiyle olsa gerek bu kez Canetti’ye olan saygım bir kat daha arttı.  

                Yazarlar farklı zamanlarda, yüzyıllarda yaşasa da hepsi birbirinin tanışı, akrabası gibidirler. Hepsi, beğendiği bir öncülünden ödünç alır yazdıklarını. Buna Canetti şöyle diyor: “Özdeyişlerin büyük yazarlarını okuduğumuzda sanki hepsi birbirlerini tanıyorlarmış duygusuna kapılırız.” (2)

Canetti, bu kanıya boşuna varmaz. Çünkü Goethe de kendini şöyle anlatır: “Yeryüzündeki en büyük dahi (Genie) bile yalnız kendinden vermekle bir şey yaratamaz! En büyük dahiye gidin, kendisi için gerekli gereçleri toplamasını önleyin, yapacağı binayı kurması için ‘Şu mermeri ya da şu metali kullanamazsın’ deyin; bakın ortaya bir şey çıkıyor mu? Sonra dalgın, kendini uzaktan seyreder gibi bakarak: ‘Ben kendi hesabıma ne yaptım tüm yaşamım boyunca?' der, 'Gördüklerimi, duyduklarımı, gözlediklerimi derledim ve kendime mal ettim! Yapıtlarım, çeşitli yaratıkların binlercesinin besinini alarak oluştu: Akıllılardan ve delilerden, aydınlardan ve aptallardan yararlandım. Çok zaman başkalarının ektiklerini biçtim. Benim yapıtım, Goethe imzasını taşıyan ortak bir çalışmanın ürünüdür.” (3)

                Yazarlar arasında intihal yani çalma çırpma, zaman zaman rastlanan bir durum ancak bunun esinle karıştırılmaması gerektiğini büyük usta Goethe formüle etmiş: “Yeryüzündeki en büyük dahi bile yalnız kendinden vermekle bir şey yaratamaz!”  Konuya bu pencereden bakarak tartışılabilirse daha sağlıklı sonuçlara ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Yazarın kendi gözlemlerinden yola çıkarak oluşturduğu metinler kadar okuduğu bir kitap, izlediği bir film ya da resim sergisindeki eserlerden esinlenerek yeni düşünceler oluşturduğunu pek çoğumuz biliriz. Ayrıca yazın insanı, yeni keşfettiği yerlerin iç dünyasını zenginleştirdiğini bilir. Bu düşünceyle farklı ülkelerin kentlerine, dağına, ovasına taşınır durur. Bunlardan biri de Rainer Maria Rilke’dir. O, yaşamı boyunca 90 ayrı kentte yaşamıştır.

                Kendi yaşantıma dönüp baktığımda hemen tüm yazarlarda olan yer değiştirme tutkusunun beni -küçük yaştan başlayan- içten içe bir elma kurdu gibi yiyip bitirdiğini söylemeliyim. Hangi yaşta olursam olayım sürekli bir gezme, yeni yerler ve yeni yüzler tanıma tutkusuna boğun eğiyorum.

                İşte tam da bunları söylerken tuttum, bir nedeni yokken Ergin Günçe’nin şiirlerine göz attım. Hani genç yaşta Esenboğa’da uçak kazasında yitirdiğimiz şair. Yaşamak, kimine göre boşa olsa da biz Akdeniz çocukları kendi iklimimizi duyumsayarak yaşarız ya, oh olsun, bu da Günçevari bir anma; onun şiir iklimine seyahat etmeyi özendirir belki kimi şiirseverleri.

Uzun yürünmüş bir öğle sonundan sonra

Denizin kıyısından faytonla geçiyorum

Diyorum ki belki de boşuna yaşamadık

Kışlar soğuk ve yağışlı

Yazlar sıcak ve kurak… (4)

                Ödünç aldık bu dünyayı torunlarımızdan, okudukça, yazdıkça eksileceğiz. Unutmayalım ki, eksildikçe çoğalacağız şiir gibi…

 

Dipnotlar

 

(1) Elias Canetti, İnsanın Taşrası, Çev. Ahmet Cemal, s.60, Sel Y. 1. Baskı Mart 2015 İstanbul

(2) agy. s.60

(3) Goethe Der ki, Prof. Dr. Aytaç, Gürsel, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1.baskı, Nisan 2000, 572 s., İstanbul.

(4) Türkiye Kadar Bir Çiçek, Ergin Günçe, Toplu Şiirleri,  s. 142, Can Yayınları, 1988.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ödemiş'te yangın paniği
Ödemiş'te yangın paniği
Ödemiş-Birgi yolunda kaza
Ödemiş-Birgi yolunda kaza