Advert
Advert
Advert
Kime oy verelim?
AYRINTI / Mehmet ŞAHAN

Kime oy verelim?

Bu içerik 618 kez okundu.
Advert

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin yapılacağı 24 Haziran’a az bir zaman kaldı. Seçmenlerin çoğunluğu, oy vereceği cumhurbaşkanını ve partiyi belirlemiş durumdadır. Hayatından memnun olanlar, iktidarda olan partiye oyunu verecektir. Olmayanlar, arayış içindedir. Bu arayış içinde olanları etkilemek için propaganda çalışmaları hızla devam etmektedir. Tarih yaklaştıkça partilerin propaganda araçlarının sesi daha gür çıkıyor. Sanırsın ki en çok kim bağırırsa seçimleri o parti kazanacak. Yüksek desibelli hoparlör sesleri, neredeyse insanın kulak zarlarını patlatacak. Hastane demiyor, okul demiyor, meskun alan demiyor, teybin sesini sonuna kadar açarak dinlemeye mecbur ediyorlar. Gürültü kirliliği, son haddini almış durumda. Buna bir çözüm getirilmelidir. Hiç olmazsa müziğin sesi ayarlanmalıdır. Bu insanlar, sizin yüksek sesli müziğinizi dinlemek zorunda değildir. 
Her aday, kendisinin özgeçmişini ve vaatlerini bildiren broşürleri kapı kapı dolaşıp evlere, iş yerlerine üçer beşer adet bırakıp gidiyor. Kim okuyor, kim okumuyor belli değil. Adam kendi partisinin broşürlerini okumuyor, öteki partilerin broşürlerini nasıl okusun? Hepsini yırtıp atıyor. Bu broşürlerin seçim kazanmadaki rolü yüzde kaçtır bilmiyorum ama çok da faydası olacağını düşünmüyorum. Aksine bu broşürler, çevre kirliliğine neden olduğu gibi gereksiz masraflara yol açıyor.
Sizi bilmem ama aceleye getirilen bu seçim dönemi, bana çok garip geldi. Eşit şartlarda seçime gidilmiyor. Kimileri, devletin olanaklarını sonuna kadar kullanırken kimileri de imkansızlıklar içinde kıvranıp duruyor. Adayın biri içeride, propaganda yapma olanağı kısıtlı. İçerideki aday suçluysa neden aday yapıldı, değilse neden propaganda hakkı engelleniyor?
Tarafsız medya kalmamış. Hep kendi tarafına yontan taraflı medya, kendi adayını allayıp pulluyor. Karşı tarafın en ufak hatasını dev aynasında gösterirken kendi tarafının büyük hatasını küçültmeye, gizlemeye çalışıyor. Devletin yayın organları bile adaylara eşit mesafede değil. Açıkça iktidardan yana taraf olup borazanlık yapıyor.
Bu kısa sürede yapılacak seçimlerin ülkemiz için ne kadar sağlıklı olacağını kestirmek zor. Bu karmaşa içinde “Atı çalan Üsküdar’ı geçti” örneği gene mi yaşanacak şimdiden kestiremiyorum. Seçim sonuçları, “Ali Cengiz” oyunlarıyla oldubittiye getirilmemelidir.
Dilerim seçmenlerimiz, özgür iradeleriyle oylarını kullanırlar. Kullanılan oylar, şaibesiz bir şekilde sayılır. Herkesin istisnasız bir şekilde kabul edebileceği bir sonuç çıkar. Millet iradesi gerçekleşir. Sonuç ne çıkarsa çıksın kabul edilir.
 

***
 

Eski seçimlerden kalma birkaç fıkrayı sizinle paylaşmak istiyorum.
Turgut Özal ve Erdal İnönü bir garda karşılaşır. Turgut Bey, İnönü’ye;
-Erdal Bey, sizi gören memlekette kıtlık var sanacak.
Erdal İnönü;
-Sizi gören de kıtlığın sebebini anlayacak.
 

***
 

Adaylardan biri, kürsüye çıkmış atıp tutuyor.
-Filan partiye oy vermeyin, o komünisttir.
-Yaşa, var ol.
-Filanca aday masondur, ona oy vermeyin.
-Yaşa, var ol.
-Şu parti de dinsizdir, ona da oy vermeyin.
-Yaşa, nur ol.
Kalabalığın arasından bir ses sorar:
-Peki, kime oy verelim?
-Bana oy verin, bana.
 

***
 

Çok para harcamasına rağmen listeye giremeyen bir adaya soruyorlar:
-Durum nasıl?
-Lanet olsun, bir daha partilerin önünden bile geçmeyeceğim.
Aradan dört yıl geçiyor, bizimki gene aday.
-Ne oldu, sen bir daha partilerin önünden geçmeyecektin?
-Sormayın dostlar, benimki bir hastalık.
 

***
 

Kavgasız, gürültüsüz, adil bir seçim geçirmemiz dileğimle,
Sevgi, saygı ve mutluluklar.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ödemiş'te yangın paniği
Ödemiş'te yangın paniği
Ödemiş-Birgi yolunda kaza
Ödemiş-Birgi yolunda kaza