Advert
Advert
Advert
Güvercin hikayesi
AYRINTI / Mehmet ŞAHAN

Güvercin hikayesi

Bu içerik 672 kez okundu.
Advert

Bir gün ormanda yaşayan karga, bir avcının yere bir ağ sererek üzerine yem attığını görür. Karga, olanları uzaktan izlemeye başlar. Biraz sonra avcının attığı yemleri yemeye gelen güvercinler, ağa yakalanır. Ağa takılan güvercinler, kurtulmak için çırpınmaya başlar. Bilinçsizce yapılan bu çırpınmalar, bir çözüm getirmez. Ne kadar çırpınırlarsa çırpınsınlar bu çırpınışlar, onları yormaktan başka bir işe yaramamaktadır. Bunu gören bilge bir güvercin, arkadaşlarına seslenir: “Arkadaşlar, görüyorsunuz tek tek yapılan çırpınışlar bir işe yaramamaktadır. Böyle ne kadar çırpınırsak çırpınalım sonunda yorulup vazgeçmek durumunda kalacağız. Benim size bir önerim var. Şimdi biraz dinlenelim. Sonra hep birlikte kanat çırpar, kurtulabiliriz.”

Ağa takılı kalan bütün güvercinler, bu bilge güvercinin önerisini kabul eder. Biraz dinlendikten sonra hep birlikte kanat çırparak ağı havalandırıp uçarlar. Avcı, serdiği ağa takılan güvercinleri almaya geldiğinde onları ağla birlikte uçtuğunu görür. Yerden biraz takip eder. Güvercinler, şehre doğru uçarak izlerini kaybettirirler. Sonra bilge güvercinin tanıdığı bir farenin yuvasının yanına konarlar. Bilge güvercin, fareden ağları kemirerek önce arkadaşlarını, sonra kendini kurtarmasını ister. Hep birlikte kurtulurlar.

Hikaye kimindir bilmiyorum. Aklımda kalan bu küçük özeti sizinle paylaştım. Paylaşmamın bir amacı var. İlkokul yıllarımda, sanıyorum beşinci sınıf din dersi kitabında bir güvercin hikayesi vardı. Rahmetli annem, her akşam gaz lambasının önünde oya ederken bana derdi ki: “Oğlum getir bakayım şu din dersi kitabını, güvercin hikayesini bir okuyuver.”

Ben de annem istiyor diyerek getirir,  yüksek sesle okuyuverirdim. Bitirdikten sonra annem sanki ağlayacak gibi olur, “Çok güzel okudun, bir daha okuyuver bakayım” derdi. Bıkkınlık getirmeden tekrar tekrar okurdum. Bu okumalar, uzun kış gecelerinde epey bir zaman sürdü. Daha sonra başka hikayelere geçtik. Onları da tekrar tekrar okur, sonra yatardık. Annemin amacı, hikayeyi dinlemek mi yoksa benim düzgün okumamı sağlamak mı o zaman pek ayırtına varamamıştım. Sonradan anladım ki aynı hikayeyi tekrar tekrar okutmaktaki amacı, benim düzgün okuma becerisi kazanmam içinmiş. Annemin o çabaları sayesinde okumayı sevdim. Her okuyuşumda “Çok güzel” diyerek bana cesaret verirdi. Okuduğum beğenildikçe bana bir özgüven gelirdi. Akşamın olmasını sabırsızlıkla beklerdim. Benim okumamda çok emeği geçen annemi burada rahmetle anıyorum. Mekanı cennet olsun.

Annem, eğitimli bir kadın değildi. İlkokula gitmemiş, okuma yazma bilmezdi. Annesinden ve çevresinden gördükleriyle hayatını sürdürdü. Beş çocuk dünyaya getirmiş ve hepsinin geçimini sağlamak için var gücüyle çalışmıştı. Topluma yararlı birer insan olmamız için ne gerekiyorsa yaptı. Öyle bir annem olduğu için her zaman gurur duydum ve hala duymaktayım.

Anne babalara önerim: Çocuklarına “Çalış oğlum/kızım” demekten ziyade onlara yukarıda basit bir örneğini verdiğim gibi somut bir şekilde destek olmalıdır. Herkesin yapabileceği bir destek mutlaka vardır. “Ben okul mu gördüm, ben nereden bileyim” gibi bahaneler uydurmadan çocuklarımıza daha sevecen bir şekilde yaklaşarak hayata hazırlayabiliriz.

Sevgi, saygı ve mutluluklar…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Beydağ’da ücretsiz internetin adresi
Beydağ’da ücretsiz internetin adresi
İZSU'dan
İZSU'dan "paket içme suyu arıtma”