Advert
Advert
Advert
Deizm serabı
Sadırdan Satıra / Dr. Mehmet MALKOÇ

Deizm serabı

Bu içerik 866 kez okundu.
Advert

Önceki yazımızda tarihi serencamını ele aldığımız deizm konusuna devam edelim…

Son günlerde medyada geniş yer bulan deizm konusuna farklı kesimlerden farklı yaklaşımlar var… Bir grup, deizmi gelecek dönemde Türkiye’yi bekleyen önemli bir inanç problemi olarak görmekte… Diğeri, dini inancı zayıflatma adına konunun gündemde tutulması, bir toplum mühendisliği veya operasyonel bir algı hareketi olarak görmekte…  Ve üçüncü bir yaklaşım ise Türkiye’de böyle bir tehlikenin olmadığını, ülkenin daha fazla dindarlaşması için gündemde tutulduğunu söyleyenler…

Konuya farklı yaklaşımlar olsa da karşımızda bir gerçek var… Bazı Müslümanların dünden bugüne adı konulmamış bir deizmi andıran bir hayata hep sahip olması… Yani Allah’a, Kur’an’a, peygamberlere ve ahirete inanmakla birlikte pragmatist, materyalist ve hedonist bir yaşam sürenlerin durumu buna örnek… Fakat şimdilerde bunun muhafazakar kesimde de dillendirilmeye başlanması ve kendilerini deist olarak tanımlayanların olması, inkar edilemez bir hakikat olup son derece manidardır…  

Deizm, kiliseye ve onun yarattığı dine bir başkaldırı hareketi olmakla birlikte günümüz insanının inançsız olmasının mümkün olmadığı gerçeğiyle yüzleşen çevreler tarafından üretilen ve savunulan felsefi/teolojik bir inanç… Şöyle ki, madem insanı dinsiz yapamıyoruz yani dinden uzaklaştıramıyoruz, o zaman ona, içinde Tanrı inancının olduğu yeni bir din sunalım… İnsanlık dini… Aklı, ahlakı, tecrübeyi ve bireyciliği temel alan tek bir din… Deizm, bunun için fırsat olarak görülmektedir… Hatta deizm, insanlık dinini ortaya çıkarmada materyalist, pragmatist ve hedonist kesimlerce var gücüyle savunulmakta ve körüklenmektedir…

Deizme göre evreni yaratan Tanrı’ya inanma yeterli görülerek vahye ve bir peygambere inanılmaz… İyi bir insan olmak için dine inanmak şart değildir… İyi ile kötüyü birbirinden ayıramıyorsan senin eksiğin din değil, akıldır… Bu cümleyi tersinden okursak dine bağlanan insanlar, aklını kullanamayanlar oluyor…

Bu akılı merkeze alan iddiaya akli bir örnekle cevap verelim… Bir ilimize bir vali atansa ve ona, “Sen akıl sahibisin, aklını doğru kullanıyorsun. Şehri buna göre yönet. Kanun, yönetmelik, genelge, talimat ve mevzuata uymak zorunda değilsin…” denilse ne dersiniz? Bu duruma en başta onu atayan irade karşı çıkar ve hiçbir aklıselim de bunu kabul etmez… Yani yetkisi ölçüsünde sorumluluğa sahip olması akli bir zorunluluktur…

Allah da insanı yeryüzünün halifesi yapar ve sorumlu tutar, aklın doğruyu bulmasında akla kılavuzluk edecek vahiy ile yol gösterir… Ebu Hanife ve Maturidi’ye göre insan, kendine verilen akıl ile evreni yaratan bir yaratıcı fikrine ulaşır. Fakat akla yol gösterecek bir rehberlik olmadan akıl, her zaman doğruyu ve huzuru bulamaz…

Deizm, daha çok felsefi/teolojik olarak materyalizm ve ateizmi mantıklı bulamayan modern insanın dinsizlik veya temelsiz din(i)darlık karşısında sığındığı bir seraptır… Yapısı gereği sekülerist, hedonist, anı yaşayan, pozitivist ve agnostik bir yaşamı özendirmektedir…  Avrupa’da aydınlanma sonrası akılcılığın, deneyciliğin ve bireyselliğin ulaştığı son nokta gibidir…

Peki bizim İslami anlayış, yaşantı, algı ve yorumlarımızda deist fikirleri besleyen kaynaklar yok mu? Bu soruya hayır demek, maalesef mümkün değil…

İlahiyat fakültesini kazanmış bir gencimiz, sınıfında kız olduğu için üniversite tahsilini “Günaha giriyorum” diye bırakıyorsa… Yanmaz kefenler satılıyorsa…  “Sakal bırakmayan erkeğe yanlış bakılabilir” deniliyorsa… İnsanlar, Allah ile aldatılıyorsa… Müslümanlar kendilerini dine değil, dini kendilerine benzetiyorsa… Ve din, eylem yönü yok edilerek süslü, ağdalı, kıssacı ve sahteliği besbelli bir söyleme dönüşüp duygulara değil, uzuvlara hitap eder hale getirilirse…

Bu sayılan ve benzeri başka örnekler, dindarlığın şekilciliğe evirildiğinin ve özün ıskalandığının göstergeleri… Allah’ın anlaşılması, yaşanması ve anlatılması için inzal ettiği dinin yorumları, bunlar mı olmalıydı?

İlahiyat fakültesinde okurken kendisinden istifade ettiğimiz hocalarımızdan olan eski Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Ali Bardakoğlu hocamızın şu tavsiyesi hala dün gibi aklımda: “Gençler! Dini sadece tekkede yaşayan mollalar için yorumlamayın… Dinin sahibi Allah’tır. O, dinini korur. Siz, kendi dindarlığınızın sahibisiniz. Siz de onu koruyun…”

Gaye/makasıd felsefesini gözden kaçıran, aşırı korku ve gerçek olmayan kıssa merkezli ve duygu ağırlıklı din eğitim ve öğretimi gözden geçirilmeli… Eğer Hz. Ömer, müellife-i kuluba verilen zekat hissesini bugün uygulamasa maalesef onu da zındık ilan edecek zihniyet var gibi…

Bugün yapılması gereken, neslimizin bir tık ötesinde olduğu ateizm ve deizm gibi aşırı akımları görmezden gelmek yerine bir durum tespitidir… Doğru dini bilgi ile bu akımların ne olduğu, uzmanlarınca nesillere aktarılmalıdır… Hz. Ömer’in “Hayrı bildiğim gibi şerri de biliyorum. Şerri şerre düşmemek için biliyorum” demesi, bu akımların özellikle gençlerimize hangi amaçla anlatılması gerektiğinin bir ifadesidir… Biz doğruyu anlatmazsak yanlış bilgiye ulaşmaları zaten an meselesi…

Baskı ve korkuya dayalı değil, ikna ve içselleştirme ile verilen din ve değerler eğitimine ihtiyacımız var… Örneğin, çocuklarınızın size itaatinin sevgi ve saygıdan kaynaklanan bir itaat olmasını mı istersiniz? Yoksa korku ve baskıya dayalı bir itaati mi istersiniz? Tabii ki bilinçli bir sevgi ve itaat daha kıymetli… 

Gençler, modelleme yoluyla kişiliklerini oluşturur ve geliştirir… Bize düşen inancı, söylemi ve eylemi birbiriyle örtüşen rol modeller olmak ve bu şekildeki rol modelleri çoğaltmak… Evlatlarımıza doğru ve sağlıklı beslenmeye yönelttiğimiz kadar, doğru ve sağlıklı dini bilgiye ulaşmaları ile bunun uzantısı olan bir hayatın zeminini onlara hazırlamak önemli olsa gerek…  

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Bilal dopan     2018-04-13 Hakkısın üstadım Bu dönem gençliğini bekleyen çokdaha Farklı ve çeşitli tehlikeker söz konusudur
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Beydağ’da ücretsiz internetin adresi
Beydağ’da ücretsiz internetin adresi
İZSU'dan
İZSU'dan "paket içme suyu arıtma”