Advert
Advert
Advert
Her şeye hazırlıklı olmak
KIRIK TEBEŞİR / Ömer AKŞAHAN

Her şeye hazırlıklı olmak

Bu içerik 590 kez okundu.
Advert

“Hayat bu, belli olmaz” deriz sıkça. Bu, bir dakika sonra ne olacağını kestirememenin kısadan bir yorumu bence. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, herkesin bir yerlere yetişme telaşı var. Misafire hazırlıksız yakalanan ev sahibinin ortalığı toparlama telaşına benzer!

Ev içi kazalar bir yana sokağa çıkmaya korkar duruma geldik. Her an her şeye hazırlıklı olmanın gerekliliği karşısında elimiz kolumuz bağlı adeta. Geçenlerde İspanya’nın Madrid, Barselona ve Bilbao kentlerine beş günlük seyahat eden işadamı arkadaşıma gezi izlenimlerini sordum. Özetle, insanların ne gelecek kaygıları ne iş kaygıları var. Her ne kadar Katalan bölgesinin başkenti konumundaki Barselona’da olsun, ister diğer kentlerde işyerleri sabah 10’da açılıyor, saat 14.00-18.00 arası siesta dedikleri öğle uykusunda kapanıyor. Ardından geç vakte kadar açık kalıyor. Keyiflerine bu kadar düşkün bir millet de yanı başımızdaki Yunanlar! Oysa biz de onlar gibi aynı güneşin altında yazın cayır cayır yanarken ne olurdu biz de esnaf olarak bir iki saat öğle uykusuna çekilebilseydik… Yoo, müşteri çat kapı ardında felsefesiyle her an bir müşteri gelir diye bekleşir dururuz güneşin alnında…

Benim anlamadığım nokta: Neden bol güneşli Ödemiş’te iş hanlarındaki iş yerlerinden alışveriş edilmez? Oysa yazın kavurucu sıcaklarının serin gölgesi olan bu iş hanları illaki tam öğle saati alışveriş yapmak isteyenler için çok elverişli bir ortam hazırlıyor… Ama ne gezer.

Bir yere mi gidiyoruz; her şeye hazırlıklı olmak adına gerekli gereksiz pek çok eşyayı ya sırtımıza ya arabamıza yükleriz. Ya yolda hapşırırsak, ya yolda küçük suyumuz gelirse, ya çocuk ağlamaya kalkarsa ne yaparız sonra?

Liseye ya da üniversiteye hazırlanan gençlere ne demeli? Onlar yeterince her şeye hazırlıklı sayılabilir mi? Asıl onlar güvensiz bir ortamda, bulanık sularda hangi limana sürüklendiğini bilmedikleri bir gemide karamsarlığın en koyu karanlığındalar. Onları gördükçe eleme sisteminin en yoğun olduğu kendi gençlik zamanımı öveyim mi yereyim mi bilemedim. Çünkü nicel olarak çok yetersiz okul sayısına karşın her okulu bitirme sınavlarıyla bitiren biz, o elemeleri geçtikçe önümüzün biraz daha açıldığını görebiliyorduk. Öğretmenlik hakkını kazandığımızda ne KPSS ne bir başka eleme sınavı olmaksızın bakanlığın çağrısıyla atanacağımız kent ve okulu kura torbasından çekip 15 gün içinde görev yerine varıyorduk.

Ya şimdi? On binlerce işsiz öğretmen adayı atanmayı bekliyor. Bunlardan bazılarının uzun beklemenin getirdiği derin travma sonucu çözümü intiharda bulmaları ne kadar acı bir durum. Nicel olarak adeta her kasabaya bir yüksekokul açma mantığıyla nitelikten yoksun bu okullarla övünüyoruz. “Bizi Avrupalılar kıskanıyor” mantığı ile ancak zavallı bir gençlik kitlesinin yavaş yavaş eridiğini görmek, sizi bilmem ama beni çok kaygılandırıyor.

Neden sakinleşemiyoruz? Tepeden tırnağa herkes birbirine öfkeli… Bu, toplumsal bir kırılmanın en belirgin göstergesi. Bireysel silahlanma, almış başını gidiyor. ABD vatandaşları, en sonunda bireysel silahlanmaya karşı Beyaz Saray’a yürüdüler; ya biz ne zaman yürüyeceğiz? Kafası bozulan, belinden silahı çıkarıp sonunu hiç düşünmeden karşısına çıkan her kim olursa olsun çekiyor. Bunun acı örneğini çok yakınlarda Ayhan Kökmen arkadaşımla yaşadık. O güzel insan, can insan acılı bir eş ve iki kıymetli evladına doyamadan bizi terk etti. Kolay atlatabileceğimiz bir travma değil bu, halen içimizde köz gibi yanıyor.

Araç kullanırken -bisiklet de bir araç ya- yola çıktığımızda hep kendime, “kazasız, belasız ve cezasız” bir yolculuk dilerim. Bu, beni psikolojik olarak rahatlatıyor, siz de deneyin.

Bu ülke, savaşta yitirdiği şehit ve yaralı sayısının pek çok üstünde trafikte can ve mal kaybını yaşamakta. Bunu en aza indirmenin yolunun küçük yaşta alınacak ciddi trafik eğitiminden geçtiğini herkes bilir. Bu konuda İlçe Emniyet Müdürümüz Fatih Bey’in Kiraz’daki görevi sırasında başardığı trafik eğitim pistini şimdi Ödemiş’te gerçekleştirmesini beklemekteyim. Hayatımızın her anında her şeye hazırlıklı olmanın yolu, temel eğitimden geçer. Ebeveynlere düşen görevler, ne denli önemliyse örgün eğitime devam eden çocuklarımızın devlet olanaklarıyla hayata hazır bireyler olarak yetiştirilmesi de o denli önemlidir. Devleti yönetenler yolla, köprüyle övüneceği kadar gençlerin kazandığı başarılarıyla da övünebilmelidir.

Ben, her an her şeye hazırlıklıyım. Her an başıma bilinmez bir yerden başıma saksı düşebilir diyorum. Diğer yandan bu ülkede tesadüfen yaşadığımı da biliyorum. Oysa hayat, tesadüflere bırakılmayacak kadar önemli. İnsana ne denli değer verirsek doğa da o kadar sahip çıkacaktır. Çünkü insana yapılan her yatırım, doğa bilinci, insana saygı, hayvanı korumayı da beraberinde getirecektir. Eğitim, salt diploma verme işi değildir. Mutlu bir hayat, gelecek ve iş kaygısı olmadan yaşayan insanlarla gerçekleşir.

Bu arada söylemeliyim; ben hiç ölmeyecekmiş gibi üretmeye, çalışmaya devam ediyorum, yarına yani her şeye eyvallah diyerek…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tarçın aranıyor
Tarçın aranıyor
Bu tesis bölgede bir ilk!
Bu tesis bölgede bir ilk!