Advert
Advert
Advert
Sevgili Vedat Ağabey’in ardından
Adem Albayrak

Sevgili Vedat Ağabey’in ardından

Bu içerik 902 kez okundu.
Advert

Öncelikle şunu vurgulamak gerek, sizin için çok özel olan kişilerin ardından genel bir yazı yazmak inanılmaz zor. Bu nedenle yazımın hatalarla dolu ve yetersiz olacağının altını kalın çizgilerle çizmek isterim.

                     Geçen ay aramızdan ayrılan Av.Vedat Öztürk ile beni sevgili sınıf arkadaşım, can dostum Av. Ferit Yurtseven, 1995 yılında “Seni çok farklı ve renkli bir kişiyle tanıştırmak istiyorum” diyerek HEH Lokali’nde tanıştırmıştı.

Kendisiyle kısa sürede kaynaşmıştık. Önce aramızda üçlü ve güçlü bir sacayağı oluşmuş, daha sonra da arkadaşlığımız, çok yakın bir dostluğa dönüşmüştü.  Bu sıcak dostluğumuzu aralıksız olarak yaklaşık 23 yıl çok şey paylaşarak ve son derece keyif alarak bugüne dek sürdürdük.

Oluşturduğumuz bu üçlü sacayağına zaman zaman sayısız kişiler katıldı. Vedat Bey’in düşüncesine katılmayanlar bile onu dinlerken söylemlerine gülmekten katıldılar. Ne demiş büyük ozan, “Ağlayanı güldürmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerlidir.” Yalnız Vedat Bey’e salt esprili birisi demek, ona yapılmış en büyük haksızlık olur. Kuşkusuz müthiş espritüel bir kişiydi. Ancak Vedat Bey, hukuk ile felsefeyi harmanlamış, son derece donanımlı, oldukça kıvrak zekalı, üstelik müthiş hazır cevap biriydi. Hayranlık uyandıran gözlem yeteneğiyle girdiğimiz her ortamdan birçoğumuzun farkedemediği öyle enteresan tespitler, öyle kaleme alınacak veriler bulup çıkarırdı ki şaşardık.

En büyük meziyetlerinden biri de açık sözlü olması ve sözünü esirgememesiydi. Bu dobralığının kırıcı olmaması için söylediklerini esprilerle süsler, bu yolla karşısındakinin kızmasından çok gülümsemesine neden olurdu.

Bizim insanımızın en büyük handikabı, eleştiriye kapalı olmasıdır. Vedat Ağabey, kendisini eleştirenlere katkı sunar, sizin söylemek istediklerinizi sizden önce kendisi söyler, size söyleyecek söz bırakmazdı. Hatta kendisiyle dalga geçecek kadar özgüveni yüksek ender insanlardandı.

Yaşadıklarını ve gözlemlerini, yılların şöhretli mizah yazarlarına taş çıkartacak nitelikteki kalemi ve kendine özgü üslubu ile renklendirip hikayeleştirirdi. Espritüel olmak, kuşkusuz çok zeki olmayı, o esprileri anlamak da belirli anlayış ve zekaya sahip olmayı gerektirir. Bazen anlatılan bir fıkraya anında gülebilmek veya bir süre sonra tebessüm etmek ya da hiçbir tepki vermemek, işte bu nedendendir. Vedat Ağabey’e zaman zaman eleştirel yaklaşanlara bu açıdan fazla kızma gereği duymamışımdır.

Çok klasik ancak doğru bir saptama var, insanların değeri onu kaybedince daha iyi anlaşılır. “Sevdiklerini kaybetmek, kurşun yemeye benzer” denir. Doğru, ilk an sıcağı sıcağına vurulduğunuzu anlamazsınız. Hatta bazen karşındaki kişi “Sen yaralanmışsın” diye sizden önce vurulduğunuzu fark eder. Fakat bir süre sonra gittikçe artan bir acının tüm bedeninizi sardığını hissedersiniz.

Bu acılar için "Zaman her şeyin ilacıdır" söylemi geliştirilmiştir. Elbette dün yediğiniz acı biber, bugün ağzınızı yakmaz. Yine dün doğradığınız soğan, bugün gözünüzü yaşartmaz. Ancak bunlar, biberin acı olduğu, soğanın göz yaşartacağı gerçeğini değiştirmez. Üstelik zaman alışmayı öğretiyor, unutmayı değil.

Görünen o ki Vedat Ağabey için zaman ilacının yan etkileri çok fazla olacak. Baksanıza, adı geçtikçe içimizde anlatılmaz bir sızı duyuyor, onu şimdiden çok özlüyoruz. Onunla ilgili anılarımızdan hiç bahsetmedim çünkü gazete sütunlarına sığmaz. Olsa olsa Feritciğimin editörlüğünde tefrika biçiminde yayınlanabilir.

Onunla uzun yıllar Ödemiş'te, bazı zamanlar da Seferihisar’da birlikte olduk. Bu nedenle bu iki kentin onsuz halini hayranı olduğum şairden alıntılar yaparak yorumlamak istiyorum:

 

"Hani bazı şehirler vardır ya

 saat 10’dan sonra kimsecikler olmaz

 İşte senden sonrası 10’dan sonrası"

 

                                "Bilmedik bir hüzün içimde, bir gariplik

                         Anladım ki fazlayım bu şehirde

                                Ya da biri eksik"

 

Özetle, Vedat Bey ile birliktelik, hani derler ya anlatılmaz yaşanır.  İşte öyle bir şey...

 

Bence İzmir Barosu değil TBB en renkli avukatlarından birini kaybetti. O gün kahkahalarımızı, keyfimizi BİRGİ'ye, seni ise kalbimize gömdük. Yüreğimiz buruk, boynumuz bükük döndük. Rahat uyu sevgili ağabeyim, can dostum. Mizah özürlüler dışında da seni kimse unutmayacak, bıraktığın boşluk dolmayacak.

 

                                                                                                                             VAN 4. NOTERİ

 ADEM ALBAYRAK

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
CEVDET ÖZTÜRK     2018-02-24 Sanki arkamdaki dağ yıkıldı, ovaya dönüştü ! Acı ama ne biberin acısı ne başka şeyin! Bu acı ciğer acısı .
Turgut Ozturk     2018-02-23 Acisi oyle derinki anlatilamaz....
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ödemişli ressamlardan Kuşadası çıkarması
Ödemişli ressamlardan Kuşadası çıkarması
Ödemiş’te büyük üzüntü
Ödemiş’te büyük üzüntü