Advert
Advert
Advert
ÜMİDİMİ ÖLDÜRME!
FARKLI BAKIŞ / Melek GÖZTEPE

ÜMİDİMİ ÖLDÜRME!

Bu içerik 798 kez okundu.
Advert

“Sağlam çocuklar yetiştirmek, bozulmuş yetişkinleri düzeltmekten daha kolaydır”  Dostoyevski

Lafın neresinden tutsan doğrulmuyor. O kadar çok şey söylendi ve yazıldı ki...

İnce bir sızı oturdu içimize ve alazı, yaladı geçti yürekleri. Bir diken gibi kanata kanata. “Gülü seven dikenine katlanırmış” diyeceksin ama öyle değil. Güle aşık olmuşuz ve gül yetiştirmeye adamışız kendimizi, doğrudur. Dikenleri görmezden gelemeyiz elbette, onları da ıslah etmeye çabalarız bir bahçıvan edasıyla. Elbette kanatır zaman zaman o dikenler ellerimizi, zira iş kolay değildir. Ama bu defa yüreklere dokundu, yürekleri kanattı yaşanan...

Donup kalmış bir tebessüm, fotoğraflardan taşan ve geriye kalan...

Ve gittikçe büyüyen bir anlatı...

Herkesin ayrı bir dilde, ayrı kelimelerle, ayrı söylemlerde büyüttüğü bir anlatı. Ama varılan nokta hep aynı. Bir kırılmışlık, bir sorgulayış ve bir kıyaslama var her konuşulanda. Bana, bize, topluma ve var olup da değişime uğrayan her şeye dair...

Galiba yaşanan acılarda daha çok sorguluyoruz hayatı ve biraz daha gerçekçi, yapılandırıcı ve çözüme yönelik anlayışı çoğaltıyoruz içimizde. İçimizdeki kırgınlık, gözlerimizde yer alan kızgınlık, sözlerimizde reelliğe bırakıyor yerini ve birleştiriyor bizleri yaşanan acı. Konuşuyor, konuşuyor, konuşuyoruz dinginleşmek için ama bu, o kadar kolay değil bu defa...

Hayat sürekli değişiyor, değişen hayatın sundukları rotasından çıkarabiliyor yolunu sağlamlaştıramamışları. Arayışı yanlış yerlerde yapan, yanlış rol modeller seçen ve gerçek hayatı kavrayamayanlar, maalesef hayatın gerçeklerini değiştirebiliyorlar. Silahı oyuncak ve sükse, kendini aktör, yaşadıklarını film sahnesi zannedebiliyor. Oynayacaksın, vuracaksın, sahne kapanacak, hiçbir şey olmamış gibi devam edecek her şey...

Gerçek böyle değil ama...

Bir pamuk ipliğine bağlı elbet yaşamımız, bir nefes kadar. Elbette hepimiz için bir gün nihayete erecek ama böyle olmamalı bir bitiş. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” anlayışı, “yüksek sesle konuşmanın saygısızlık sayıldığı”  yaklaşım nerede bugün vardığımız nokta nerede? Buraya nasıl geldik? Bilmiyoruz ve kendi içimizde bunu sorguluyoruz elbette.

Bize dair yaşanan, bize ait, bizden birinin, bizden birine karşı yaptıkları içimizi kanatan. Bu topluma ait bir birey sorumlu yaşananlardan ama sadece o mu? En çok da bunu soruyoruz...

Sessizlik              

çığlık çığlığa susmak       

mavi göğün altında        

kırmızıyı sorgulamak     

nereye yakışır?

Elbette avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum “Vurma, içimdeki ümidi öldürüyorsun.” İnsan ve insana dair var olan bütün ümidimi yok ediyorsun, insanlığıma ve insana ait olan güzel her şeyi yerle bir ederek...

Ayhan Hocama Allah’tan rahmet, ailesine baş sağlığı ve sabır diliyorum...

 

 

   

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yağışa dayanamadı
Yağışa dayanamadı
Kış kendini gösterdi
Kış kendini gösterdi