Advert
Advert
Advert
Ayarları Değişen İnsanoğlu
FARKLI BAKIŞ / Melek GÖZTEPE

Ayarları Değişen İnsanoğlu

Bu içerik 799 kez okundu.
Advert

Bir bebeğin gözünün içine baktığınızda saflığı görürsünüz. Saf ve tertemiz, masum bir bakıştır sizin yakaladığınız. Hiçbir olumsuzluk değmemiştir henüz ona. Deyim yerindeyse “Fabrika ayarları”nda. Fıtratı nasılsa öyle. Dışarıdan hiçbir şey ilişmemiştir henüz. Işıl ışıl bakan ve umut vaat eden o gözler, gel gör ki yaş ilerledikçe değişir ve değişimi açık bir şekilde görülebilir, dikkatli bakan gözlemleyebilir.

                Değişen nedir? Yaşadıkça edinilen bilgi ve beceriler, insanlardan görülen ve öğrenilenler, tutum ve davranışları etkiler ve o etkilerin ilk yansımasını da göz içine hapsedip dışa vurur. Yani o yalın, saf, güzel bakış, yerini farklı farklı yaklaşımlara bırakır. Yaşanılan aile ortamı başta olmak üzere dış dünya, çevrede yaşayanların her türlü algı ve hayata yaklaşım ve tutumları teker teker yansır o masumiyetin üzerine. Ekonomik koşullar, bulunulan coğrafyanın etkileri, beslenmeden tutun geçim kaynaklarına, mesleki seçimlerden okullaşma oranına kadar her türlü faktör şekillendirir o bireyi. Elbette o yaşanılan ortamın geçmişten getirdiği birikimler ve toplumsal algı ve beklentiler de şekillenmeyi sağlayan en önemli faktörler arasında yer alır.

Elbette yaş biraz daha ilerleyince seçim dönemi başlar. Öyle ya; insan ailesini, doğduğu yeri seçme şansına sahip değildir ama doyduğu yeri, nasıl doyacağını, kiminle birlikte karnını doyuracağını belli ölçüler içinde seçebilir. Kendisine verilen yetenekler ve ilgileri doğrultusunda alternatiflerini belirleyip arasından seçkiler yaparak hayatını o doğrultuda idame ettirebilir. Seçimleri ile hayatını yönlendirebilir. Hepimiz seçimler yaparız. Galiba asıl zor olan, o seçimlerle birlikte nasıl yol alacağımızdır. Seçimlerimizin arkasında durabilme gücünü gösterip gerekeni yapabilme çabasını da gösterebilirsek hayatı mutlu geçiririz herhalde. Ya da belirlediğimiz hedeflere ulaşmayı daha da kolaylaştırırız. Tabi ki hayal ile hayat arasındaki dengeyi iyi kurmak kaydıyla. Yani “Bir yerde hayal ile hayat arasında seçim yapmalısın. İkisi çok yakın şeylerdir ama birbirlerine değmezler.”

İnsanlık tarihini de bu küçük bebeğin büyüme aşamalarından geçerken görebiliyoruz geriye dönüp baktığımızda. O ilk ilkel dediğimiz insanın sadece yaşayabilme ve kendini ifade edebilme çabası, süreç ilerledikçe çoğalan insanlarla ve değişen dengeler birlikte farklılaşmaya başlıyor. Artık birlikte beraberce bir şeyler yapma anlayışı, yerini kişisel hırslara sahiplenme güdüsüne, ben olgusunun daha öne çıkmasına ve dolayısı ile mücadelelerin başlamasına sebebiyet veriyor. Yani insanoğlu, masumiyetini kaybetmeye başlıyor. Büyüyen istekler, hırslar ve tatmin olamama, devletleşerek büyüyen insanoğlunun geliştirdiği silahlarla birbirini yok etme eylemine dönüşüveriyor. Biri, diğerinin sahip olduğuna göz dikip “Hepsi benim olmalı” yaklaşımı ile tarihe mal olan mücadelelerin yaşanmasına ortam hazırladığını ve insanlığın özünden giderek uzaklaştığını gösteriyor tarihi süreç bize.  Ancak insanlığın hiç bu kadar öz benliğinden uzaklaştığı bir dönem yaşanmadı. Ayarları bozuldu insanlığın. Acılar, dramlar, bencillikler, ölümler, hırslar hiç bu kadar tavan yapmamıştı herhalde. Bu günleri tarih ne diye yazacak bilmiyorum. Ayarları değişen insanoğlu, daha ne kadar ileri gidebilir bilmiyorum. Ya da nerede duracak, onu da merak ediyorum...

Yaprağı dökülen çiçeğin

Meyveye durduğu umudu yitti

Kurt gövdeye girmiş

Bitirmeden doymayacak gibi

İpini kendi eliyle çekiyor insanoğlu...

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÖTO, projeleriyle fonlara talip
ÖTO, projeleriyle fonlara talip
Aynı sofrada buluştular
Aynı sofrada buluştular