Advert
Advert
Advert
ZAMANI GENİŞLETMEYE
FARKLI BAKIŞ / Melek GÖZTEPE

ZAMANI GENİŞLETMEYE

Bu içerik 781 kez okundu.
Advert

Hayal etmeyle başlayalım işe. Şöyle rahat bir köşe bulun önce kendinize ve en rahat olduğunuz şekilde oturun. İsterseniz uzanın. Gözlerinizi de kapatabilirsiniz. Kendinizi çevreden şöyle bir soyutlayın. Tek olduğunuzu düşünün. Derin derin birkaç nefes alıp oksijenin insanın zihnini açan etkisine bırakın kendinizi. Günün sizi yoran, yıpratan, kızdıran, koşturtan her neyi varsa onları atın ardınıza. Takılmayın hiçbir şeye ve ana odaklanın. Bu anda sizi ne rahatlatıyorsa onu düşünün, ona sığının. Size yardımcı olacağını düşünüyorsanız hafif bir müzik de açabilirsiniz.

Şimdi nerede olmak hoşunuza giderdi? Oraya dair görüntüleri canlandırın zihninizde ve orada hissedin kendinizi, o mekanın verdiği huzuru düşünün.

Zorlanıyor muyuz? Zannetmiyorum… Hepimizin kendini daha huzurlu daha mutlu daha dinamik hissettiği ortamlar vardır. Bu, uzak geçmişte bir yer de olabilir.

Ben de gözlerimi kapatıyorum ve renklerden yola çıkıyorum. Onlardan yardım alarak farklı yerlere yol alıyorum.

Önce maviyi alıyorum zihnime. Maviyle birlikte masmavi bir denizin köpük köpük sahili kucakladığı bir yerdeyim. Mesela Bodrum, Kuşadası, Marmaris yahut Fethiye… Kumsal kimsesiz, birkaç şezlong ve şemsiye dışında hiçbir şey yok. Sahilde ıslak kumlar üzerinde ayaklarımı yalayan su ile birlikte esen hafif rüzgarın getirdiği deniz kokusunu içime çekip yürüyorum. Hafif rüzgar, su sesi ve huzur…

Ya da akşamın geceye döndüğü demde bir balkondan deniz ve göğün kesiştiği noktada ufukta günün mavi üzerinde renkten renge düşerek yitişini yudumluyorum. Karadeniz’deyim belki de. Çay kokusu burnumda. Gittikçe kararan denizin demini alan çay ile armonisini yakalıyorum. Ufukta kaybolan birkaç kayık, günü uğurlayan ve çığlık çığlığa bağıran birkaç martı ile gün geceye yol alıyor. Mavi belleklerde yerini edinip yok oluyor.

Haydi şimdi yeşil diyorum ve bir yaylada buluyorum kendimi. Yeşilin çamlarla koyulaştığı, diz boyu çayırlarda tondan tona düştüğü ve çiçek kokan küçük evlerin serpiştirildiği bir yayla… Buz gizi akan suları ve çağlayan minik bir derenin sesini duyduğumuz, çayırlarını rengarenk çiçeklerin süslediği, üzerinde kelebeklerin uçuştuğu, temiz dağ havasını soluduğumuz bir yayla… Huzuru duyumsuyorsunuz şehrin tüm karmaşasından sıyrılarak.

Belki sarıyla yol almak istersiniz. Yüzünü güneşe dönmüş ayçiçeği tarlalarına ne dersiniz? Hep beraber tek yürek ve teke yönelmiş… Ya da başakları dolgunlaşmış altın sarısı bir buğday tarlasında kollarınızı yanlara açıp koşturmak istemez misiniz rüzgarla salınırken onlar?

“Yok, biz başka renklere aşina ve de meftunuz” diyorsanız onu size bırakıyorum. Yine de siz isterseniz beyazı önceleyin. Bir bulutun üstüne çıkıp diyar diyar gezinin, bir pamuk tarlasında tek tek dokunun beyazın yumuşaklığına hissedin onu taa içinizde…

Günün yorgunluğundan beş dakika olsun uzaklaşın ve rahatlayın, ne dersiniz?

 

bir adım

adım ne

bir adım

adım nereye

bir adım

zamanı genişletmeye…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÖTO, projeleriyle fonlara talip
ÖTO, projeleriyle fonlara talip
Aynı sofrada buluştular
Aynı sofrada buluştular