Advert
Advert
Advert
ÇOĞALMAK
FARKLI BAKIŞ / Melek GÖZTEPE

ÇOĞALMAK

Bu içerik 843 kez okundu.
Advert

ÇOĞALMAK                               

         Yazdığından sorumlusun, galiba yazmadığından da. Gördüğünden, kimi göremediğinden, gözden kaçırdığından. Gözden kaçırdığın için kaçırdıklarından da.

Mesuliyet, ağır bir yük ve insanın sırtına yüklenmiş. Ve durumuna, yerine, yaşına, cinsiyetine, konumuna göre değişiyor tabii ki. Bir çocuğun yüklendikleriyle bir yetişkinin ki bir değil. Bir kadının anne olmadan önce ve sonra üstlendikleri çok farklı. Öğrenci iken var olan mesuliyetler ile gerçek hayata, iş hayatına atıldıktan sonrakiler çok farklı. Ciddiyet noktasında, beklentiler açısından değerlendirildiğinde dağlar kadar fark var arada. Öğrenciyken veya anne olmadan tanınan opsiyonların hiçbiri bir adım ötesinde yok. Çünkü artık statü değişiyor. Anne vasfı, iş insanı olma vasfı beklentileri haliyle yükseltiyor ve daha ciddileştiriyor. Hatayı da kaldırmıyor haliyle…

Hayatın insana yükledikleri, yaşı ilerledikçe kabarıyor bu arada. Çocukluktan yetişkinliğe doğru ilerlerken, çocuk olmanın ötesine de geçiliyor yavaş yavaş. Kardeş olma, abla, abi olma. İlerleyen süreçte teyze, hala, dayı, amca, anne, baba olma. Bir taraftan aldığın eğitimin hakkını vermeye çalışırken senden ailenin ve çevrenin beklentilerini karşılamaya çalışma. Toplum içinde bir fert olarak yer alabilmek için üstlenilenler ve kendin olma çabasının uyumunu sağlama yükümlülüğü. Pek çok vasfı bir arada taşımanın getirdiği rolleri hakkıyla yerine getirebilme becerisi. Eş, anne, meslektaş, kuzen, teyze, arkadaş, sırdaş vs. böyle bakınca insanın aslında ne kadar beceriye sahip olduğunu da görebiliyorsun. Birçok şeyi birden yapabilme yetisine sahip bir varlık. Tabi sosyal olma özelliği de bunların yanında yerini alıyor.

Elbette düşünen ve üreten bir varlık olarak insan sadece “an”da yaşamıyor. Geriye dönük, geçmişten kendiyle beraber getirdiği, yaşanmışlıklarıyla ilintili sevinçleri, hüzünleri, kırgınlıkları, keşkeleri de ona arkadaş ve bir yandan da hayatın yükünü artırıyor. Diğer taraftan geleceğe dair endişeleri, beklentileri, umutları, çabaları günü ötelere taşıyor. Yani dünle yarın arasında sıkışmış olan insan bugünü yüklendikleri nispetinde yaşıyor ya da yaşayamadan es geçiyor.

Sırtından yükü arada indirmek gerekiyor. Nefes alabilmek için. Biraz durmak, soluklanmak. Ya da başka birileri ile o yükü paylaşmak. Sorumlulukları tek başına sırtlanmak yerine ortak yaşamdakilere üleştirmek. Nasıl ki dayanışma noktasında tekler birleştikçe güç kazanır, birlikten güç doğar, dört tane bir yan yana gelince kıymeti bine çıkar. Onun gibi sorumluluk ve sıkıntılar da parçaladıkça, ayrıştırdıkça azalır ve hafifler. Bin değerindeki yük birlere iner…

Derler ki: “ Yazar; kendinden, kendisi için yazarmış, okur; kendini, kendisi için okurmuş.” Kişi neye sahipse ondan paylaşır, karşıdaki de sahip olduğu derecede alır. Onun için önce kendini bilmeli, kendini anlamalı, önce kendine almalı, kendisi için söylemeli…

bir nefeste

tükenmek

bir nefeste

çoğalmak

hayat bu kadar

ötesi…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÖTO, projeleriyle fonlara talip
ÖTO, projeleriyle fonlara talip
Aynı sofrada buluştular
Aynı sofrada buluştular