Advert
Advert
Advert
RAMAZAN DÜŞÜNCELERİ
FARKLI BAKIŞ / Melek GÖZTEPE

RAMAZAN DÜŞÜNCELERİ

Bu içerik 854 kez okundu.
Advert

Hemhal olmak, halden anlamak. Gerçek anlamda empati yapabilmek yani kendini karşıdakinin yerine koymak ve duygudaş olabilmek. Diğer kişileri tam olarak anlamak. Bu nasıl olur? Hoca misal, “Damdan düşen gelsin beri”

Geldi Ramazan, gidiyor Ramazan… Güzel duyguları yanına alarak geldi ve hoşluğu bırakarak gidiyor. Bereketiyle, bolluğuyla. Gönülleri de zenginleştirerek üzerine düşen görevi ifa etti. Elimizin altında duran lokmayı yiyememek, çeşmeden akan suyu içememek, sabır yönümüzü güçlendirdi muhakkak ama bir taraftan da o bir lokmaya muhtaç olanların, suyu bulup da içemeyenlerin hallerini anlamamızı sağladı. Onlara karşı beslediğimiz insancıl duygularımız güçlendi. Hani hemhal olmak, anlamak dedik ya yaşamadan anlaşılmayan açlık ve susuzluk ne demekmiş bunu yakinen kavramamızı sağladı. İnsan nisyandan gelirmiş, unuturmuş ya, unuttuklarımızı yeniden hatırlamamızı sağladı.

Umut etmenin ve beklemenin neticesindeki özgürlük ve güzelliği görmemizi sağladı diğer taraftan. Öyle olunca her iftar bir sevinç, bir kavuşma ve verilen nimetlere bir şükür zamanı oldu. Dinlenen vücudumuz, sabretmenin mükâfatına erişti…

Paylaşmanın güzelliğini de yaşattı birçok insana. Birlikte oturulan iftar sofralarında paylaşıldı her ne varsa, sofrada ve gönüllerde. Ağırlanan misafirler, gönüllerde demlenen muhabbetlerin tadına vardı…

Aslında iktisadı da içinde barındırması gereken bu dönemde maalesef basında yer alan haberlere göre yine tonlarca ekmek ve gıda israf edildi. Bu ayın amacına ve özüne aykırı bu hali şaşkınlıkla takip ettik. İnsan yeteceğinden fazlasını almışsa bunu muhafaza etmeyi ve sonra değerlendirmeyi de bilmeli öyle değil mi?  Böyle bir zamanda ve durumda yenebilecek şeyleri çöpe atmak pek anlamlandıramadığım bir durum. Bu şu demek galiba; biz yaptığımız ibadetin bilincinde değiliz. Yoksa neden bu şekilde bir davranış sergileyelim. Bizim attığımız o lokmalara muhtaç binlerce insan varken bu bize pek de yakışmıyor gibi ne dersiniz?  Hani halden anlamaya başlamıştık. Yiyelim, içelim ama israf etmeden…

*************

İstiyoruz ama neyi, niçin?

İstekleri bitmiyor insanın. Hep daha fazlasında gözü. Tüketeceği ve kullanabileceğinden kat be kat fazlasını  -%70 daha fazla- alıyor ve biriktiriyormuş insan. Yani her geçen gün yükümüzü arttırıyoruz. Kıtlık olacakmış gibi mutfaklarımızı, bir daha alamayacakmış gibi gardıroplarımızı dolduruyoruz. Sonra gıdalar bozulup atılıyor, giyilmeden pek çok kıyafet dolabı işgal ediyor. Daralıyor haliyle kullanım alanlarımız ve özgürlüğümüzü kısıtlıyoruz farkında olmadan. Sınırlıyoruz yaşam alanlarımızı ve yaşantılarımızı. Bu noktada “10 saniye kuralından” bahsediyorlar tüketicilere yönelik. Bir şeyi almadan önce şöyle bir durup “bu istek mi yoksa gerçekten ihtiyaç mı” diye düşünmekten. Bu sağduyuyu harekete geçiriyor ve sağlıklı karar mekanizmasını çalıştırıyor. Yoksa indirim günlerinde çılgınca alışveriş yapan insanlara dönüşebiliriz her an. Zira alışveriş bir hastalığa dönüşebilir farkında olmadan. Sahip olma arzusu frenlenmezse, egonun isteklerinin dizginlenememesi sorunu ile karşı karşıya bırakabilir bizi…

Sağlıklı düşünüp sağlıklı kararlar verebilme dileğiyle…      

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ödemiş, Köksoy için yasta!
Ödemiş, Köksoy için yasta!
Ödemiş MHP’de ilk aday adayı Coşkun
Ödemiş MHP’de ilk aday adayı Coşkun