Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
BAŞKANLIK SİHİRLİ DEĞNEK MİDİR?
AYRINTI / Mehmet ŞAHAN

BAŞKANLIK SİHİRLİ DEĞNEK MİDİR?

Bu içerik 1143 kez okundu.
Advert

Parlamenter demokrasiye geçtiğimiz 50’li yıllarda Menderes’le ilgili şöyle bir söylenti vardı: “Odunu aday göstersem seçtiririm” Daha sonraki seçimlerde bu söz, “Ceketimi koysam yine kazanırım” şekline dönüştü. Lise yıllarımda bu söylemlerin hoş olmadığını, siyasetçilerin seçmenleri kendi malları gibi gördüklerini düşünüyordum. Doğrusu böyle şey olmaz diyordum.

 1965 yılında Isparta’da 57. Tugay içinde bulunan Okuma Yazma Okulu’nda asker öğretmen olarak kendi yaşıtım askerlere okuma yazma öğretmekle görevliydim. Bu okullarda okuma yazma bilmeyen askerlere okuma yazma öğretiliyordu. O dönem askerler arasında bu okulun adı “Ali Okulu”ydu. 20’şer asker öğrencimiz vardı. Okuma yazma derslerimiz arasında onlarla sohbet ediyorduk. Bir gün konu siyasetten açıldı. Öğrencilerimden birine sordum: “Ali, sizin partinin adayı bir odun, ben de karşı partinin adayı olsam kime oy verirsin?” Ali’nin yanıtı: “Belli olmaz hocam. Ne diyeceğimi bilemedim” Demek ki, söylenti doğruymuş.

Şimdilerde bir afiş görüyorum: “Duvara oy ver de, verelim” Çok bir şey değişmemiş. Odun ya da ceket şimdi duvar olmuş. Vah Türkiyem vah!

Hangi partiden olursanız olsun, böyle düşünüyorsanız lütfen yazımın bundan sonrasını okumayın.

                  ****

                     İktidarlarının üçüncü döneminde, durup dururken, hem de hiç ihtiyaç yokken, önümüze ne idiği belli olmayan anayasa değişikliği adı altında bir halkoylaması getirdiler. Günlerdir bunun tartışmasını yapıyoruz.

                     Neden getirdiler? Yapılacak değişiklikler nedir? Bunu tam olarak kaçımız biliyor? Bilmemizi de istemiyorlar gibi görünüyor. Sen evet de, gerisini bana bırak diyorlar.

                     Bilmeden, öğrenmeden ben nasıl evet ya da hayır diyeyim?

                     Bunu bilmem için okumam ya da her iki tarafı dinleyip kararımı vermem lazım.

                     Bunu getirenler 15 yıldır bu ülkenin başındalar. Ne istediler de yapamadılar? Bunu bize anlatmıyorlar. Anayasanın değişen on sekiz maddesiyle kaderimiz nasıl değişecek? Bunu anlatmak yerine, sabahtan akşama kadar muhalefeti kötülemekle vakit geçiriyorlar. Oysa bu bir seçim değil. Adam seçmiyoruz. Parti seçmiyoruz. Ülkemizin geleceğini oylayacağız. Kendi kaderimizi, çocuklarımızın kaderini çiziyoruz.

 15 yılda yapamadığınızı başkanlıkla nasıl yapacaksınız? Başkanlık sihirli değnek midir? Boyacı küpüne batırıp çıkarmakla her şey hallolur mu?

Anayasa bir uzlaşma metnidir. Toplumun her kesiminin haklarını koruyan maddelerin yazılı halidir. Değiştirilecek olan maddelere bakıyorum; 18 madde deniliyor ama neredeyse anayasanın tüm maddeleri değişiyor. Oku, oku; anlayabilirsen aşk olsun. Sanırsın ki, anlaşılmasın diye elden gelen gayret gösterilmiş. Bu değişecek maddeler içinde beğendiklerim de var beğenmediklerim de. Beğendiklerimin hatırına beğenmediklerime de evet mi diyeyim? Böyle bir şey olabilir mi? Madde madde halkoylamasına sunulamaz mıydı?

Anayasa değişikliği adı altında sanki bir yeni devlet kuruluyor.

Demokrasinin bel kemiği güçler ayrılığıdır. Yasama, yürütme ve yargı bir kişide toplanmamalıdır. Teklife bakıyorsun, bütün güçler tek bir kişide toplanıyor. Bu güce sahip bir kişi, dünyanın en iyi insanı dahi olsa ülkeyi diktatörlüğe götürür.

Anayasalarda değişiklik yapılmaz diye bir kural yoktur. Değişiklik yapılabilir ama bunların hiçbiri rejimi değiştirecek bir biçimde olamaz. Demokratik parlamenter sistem mutlaka korunmalıdır. Demokratik parlamenter rejimle iktidarı ele geçirenlerin rejimi değiştirme çabalarının halkımızın sağduyusuyla durdurulacağını düşünüyorum.

TBMM halkın seçtiği milletvekillerinden oluşmalı, başbakan ve bakanlar buradan çıkarak Bakanlar Kurulu’nu oluşturmalıdır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Değiştirilmek istenen maddelerle bu egemenlik bir kişiye verilmektedir. Bu kişinin halkın seçmediği insanlar arasından bakan ataması demokrasiye uygun değildir. Atanmışlar seçilmişlerin üstünde olamaz. Hele hele Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun üyeleri bir kişi tarafından atanırsa bu demokrasinin ölümü olur.

İşte sevgili okuyucularım, şimdi bir yol ayrımındayız. Hangi yolu seçeceğimizi kendimiz belirleyeceğiz. Kendi kaderimizi kendimiz çizeceğiz. Bu halkoylamasında “evet” de diyebilirsiniz, “hayır” da. Kullanacağımız oyu lütfen bilinçli kullanalım.

Sevgi, saygı ve mutluluklar.     

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başkan Eriş’i topa tuttular
Başkan Eriş’i topa tuttular
Koyunlar beşiz doğurdu sahibinin yüzü güldü
Koyunlar beşiz doğurdu sahibinin yüzü güldü